30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
Reklamı kapat

Yerli ve Milli Güneş

Murat GÜVEN (Köşe Yazısı) – “Yerli Malı Haftası (Resmî adıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası), 12-18 Aralık tarihleri arasında Türkiye’de tüm okullarda kutlanan belirli günler ve haftalardandır [1].

I. Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amaçlanmıştır. Bu amaçla Atatürk başkanlığında, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde TBMM’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularını anlattı. 1946 yılından itibaren Yerli Malı Haftası olarak kutlandı. 1983 yılında adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirildi. (Kaynak: Wikipedia)”

İlkokul yıllarında yerli malı haftasında mandalina kokan bir sınıfta yıldız kümesi öğrencisi olarak öğretmenimizle kutladığımı hatırlarım Yerli Malı Haftasını. Hatta bir tekerlemesi bile vardı: “Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes bunu Kullanmalı” O yıllarda Türkiye pazarı bu kadar yabancı ürünle donatılmış bir ülke değildi, aslına bakarsanız o yıllarda bu kadar yerli üründe yoktu. Üretim sistemlerimiz geliştikçe yerli ürün sayısı arttı; ama özellikle Çin gibi, üretim lokomotifi ülkelerin 90’lı yıllardan sonra agresif bir şekilde dışa açılmasıyla, yani ihracat ağını güçlendirmesiyle diğer ülkeler gibi ülkemizde ithal ürünlerden nasibini aldı.

Konumuz Fotovoltaik Güneş Enerjisi sektöründe “Yerli Ürün” “Yerli Malı” kullanımı. Malumunuz 12-18 Aralık tarihlerinde “Yerli Malı” haftasını kutlayacağız; bu sektörde Yerli Ürün kullanımına dair ne yapılıyor, ne yapılmıyor, dilerseniz bir bakalım:

  1. 10 Mayıs 2005 Tarihli 5436 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında; -2020 yılına kadar devreye girecek Lisanslı GES’ler için de 13,3 cent/kWh üzerinden 10 yıl süreyle elektrik satış garantisi bulunmakta olup, yerli ürün mekanizmasının artması halinde 5 yıl süreyle geçerli olacak şekilde ve yerli kullanım oranının artmasına bağlı olarak 20,0 cent/kWh(imkansız ama olsun hayaller güzeldir) üzerinden elektrik satış garantisi imkanı bulunmaktadır.
  2. 1/10/2013 tarihli ve 28782 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine (YEKDEM) İlişkin Yönetmelik oluşturulmuştur.
  3. 09.10.2016 Tarihinde Yenilenebilir Enerji Kaynak alanları Yönetmeliği(YEKA) oluşturulmuştur. Bu yönetmelik sayesinde Yerli Malı Kullanım Karşılığı Tahsis (YMKT) ve Yurt İçinde Üretim Karşılığı Tahsis (YÜKT) kavramları hayatımıza girmiştir. 20 Mart 2017’de gerçekleştirilen YÜKT şartlı YEKA GES-1 kapsamında, Konya Karapınar’da 1000 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali ve 500 MW kapasiteli entegre panel üretim fabrikası kurması talep edilen ihaleyi kWh başına 6,99 $/cent teklif vererek Kalyon Enerji kazanmıştır. Firmanın kuracağı tesisin 2020 yılında “ingot, wafer, hücre ve modül” imalatını tek çatı altında yapabilen Türkiye’nin ilk entegre tesisi olması ve  %65 üzeri yerliliğe sahip fotovoltaik güneş panellerin üretilmesi beklenmektedir.
  4. Güneş Paneli/hücre Üretimine Yönelik Yeni Yatırımlar: İndirimli Vergi ve Yatırıma Katkı Oranı verilmektedir. 2017/9917 Bakanlar Kurulu Kararı Geçici 8. maddesine istinaden yatırım tamamlanana kadar Yatırım Katkı Oranı %55, Vergi İndirim Oranı %100 olarak hesaplanmaktadır. Bu karara göre, Şirket toplam yatırımın harcamasının %55’ine kadarlık kısmını gelecek dönemlerde tahakkuk edecek kurumlar vergisinden mahsup edebilecektir.
  5. Yerli Üretimi Koruyucu ve Geliştirici Teşvikler: İthalatta kısıtlamalar konulmuştur.
    5.1. İthal Güneş panellerine yönelik gözetim uygulaması 2015 yılında başlatılmış olup, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ kapsamında (Tebliğ No: 2017/3) m² başına 300 ABD Doları gümrük vergisi uygulanmaktadır.
    5.2. 2016 yılında lisansız projelerde yatırımları teşvik belgeleri sadece yurtiçi piyasadan temin edilen paneller için düzenlenmeye başlanmıştır (Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2016/2)
    5.3. Nisan 2017 yılında Çin menşeli güneş panelleri için m² başına ek 20 ABD Doları Anti Damping Vergisi yürürlüğe konulmuştur (İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ 2017/6).
  6. Yerli Hammadde Sanayini Koruyucu ve Geliştirici(?) Teşvikler: Güneş Paneli üretiminde kullanılan Temperli Cama %3 ve Çin malı Cam’lara adet başı 4,26$ civarı damping söz konusudur. Backsheet olarak bilinen  Polivinil Fluroid (PVF) ve/veya Polietilen (PET) malzemesinden üretilen plastik arka kaplama koruyucu katman ve Etilin Vinil Asetat (EVA) için ise %6,5 civarında bir gözetim vergisi söz konusu. Ayrıca panelde iletim için kullanılan Kalay-Kurşun alaşımlı Bakır şeritler için%4,80 Gözetim uygulanması durumu mevcuttur.
  7. Bununla birlikte mini YEKA ihalelerinin de 2019 Aralık ayında gündeme gelmesi beklenmektedir. Min 10 MW’lık 100 adet saha olacak şekilde ihaleler yapılması beklenmektedir. (YEKA Sahaları, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü ya da Sanayi Bakanlığı tarafından geliştirilebileceği gibi, YEKA kanuna istinaden Madde 7.c de belirtildiği gibi özel sektör tarafından da geliştirilebilmesi söz konusu olacaktır. İhalelerde Yerli Malı Kullanım Karşılığı Tahsis (YMKT) şartı kesin olmakla birlikte yerlilik oranın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının özel sektör temsilcileriyle yaptıkları 20 Kasım 2019 Tarihli kulislere dağılan sunumuna istinaden Güneş Panelinde %60 ve fazlası; Evirici (İnverter), Taşıyıcı Yapı, Doğru Akım (DC) Güneş Kablosunda %51 ve üzeri asgari yerlilik aranacağı sunulmuştur.

Görünen o ki; 2020 yılından sonra YEKDEM (Sabit alım garantisi) yerine YEKA yoluyla teşvikli alım politikasının devam ettirilecektir. Yenilenebilir enerjinin tüm alanlarında  yerliliği arttırmak ve devlete olan yükünü azaltmak için en uygun modellerden biri bu modeldir.

Yerli Malı Belgesi

Peki bu yerlilik oranları kime göre neye göre hesaplanıyor? Bir ürünün yerliliği nasıl tespit ediliyor? Yerlilik oranlarını düzenleyici kurum Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olup 13 Eylül 2014 Tarihli 29118 Sayılı “Yerli Malı Tebliği” ne istinaden yerlilik oranları hesaplanıyor. Bir firmanın ürettiği ürüne yönelik Yerli Malı Belgesi alabilmesi için Sanayi Sicil Belgesi Sahibi olması, ilgili ürünün Sanayi Sicil Belgesindeki Üretim konusunda var olması, Tamamen Türkiye’de üretilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiye’de yapılmış olması, Ürünün yerli katkı oranının en az %51 olması gerekiyor. Gıda ve Madencilik ürünleri için ayrı bazı özel şartlar olmasına ragmen genel anlamda yerli malı alınması için gerekli temel şartlar bunlardır.

Daha sonra Üretici olarak Yeminli mali Müşaviriniz ve mali müşavirinizle hummalı bir çalışmaya girersiniz ve üreteceğiniz ürünün hammaddelerinin yerli faturalarıyla, ithal faturalarını taksim edersiniz. Daha sonra Nihai Ürün Maliyetini hesaplamak için yerli piyasadan alınanların tutarı hesap cetvelinde yerli olan kısma, ithal olarak alınanların tutarı ise ithal girdi kısmına yazılır, doğrudan ve dolaylı işçilik giderleri de hesaplamaya dahil edilir.Yerli Katkı Oranı ise ortaya çıkan toplam “nihai ürün maliyeti”nden ithal olanların maliyetini çıkartıp ürünün nihai maliyetine bölünerek bölünür ve çıkan sonuç % olarak hesaplanır. %51 ve üzeri bir oran yakaladıysanız hayırlı olsun 1 yıllık bir Yerli Malı Belgesine sahipsiniz demektir.

Formül:

Daha sonra içeriğinde şunlar yazan bir taahhütname imzalarsınız:

“Yerli Malı Tebliği” kapsamında hazırladığım yerli katkı oranı hesabını içeren evrakta yer alan hesaplamanın doğruluğunu ve resmi kayıtlara uygunluğunu teyit ediyor, aksi yönde bir tespitin bulunması halinde her türlü idari, hukuki ve cezai sorumluluğu kabul ediyor, Yerli Malı Belgesi’nin geçerlilik süresi boyunca yerli katkı oranının %51’in altına düşürülmeyeceğini taahhüt ediyorum.”

Demek ki neymiş verdiğim beyan doğrudur ve 1 yıl boyunca yerli ürün özelliklerini koruyacağım diye taahhütname imzalıyorsunuz, yani hukuk önünde yemin ediyorsunuz. Zaten yönetmelikte şunu söylüyor; İlgili oda/borsa tarafından; yerli malı belgesinin düzenlenmesinden sonra kriterlerin korunup korunmadığına yönelik üretici bazında ara kontrol yapılabilir. Yerli malına ilişkin kriterlerin korunmadığı tespit edilirse yerli malı belgesi iptal edilir. Bu durumda YEKA’ların sağlıklı yürütülmesi için ticaret odalarına ve borsalara büyük bir görev düşüyor.

Muhtemel YEKA şartnamelerinde talep edilecek Güneş Paneli üretiminde  %60 yerlilik şartının yakalanabilmesi, yerli katkı oranının sağlanabilmesi için kurnaz mali müşavirlerin doğrudan ve dolaylı işçilik giderlerini şişirerek yerlilik oranını arttırmasının önüne geçilmeli, ilk beyanda sunulan yerli hammadde ve ithal hammadde faturalarının yıl sonunda denetlenmesi ve kapasite raporunda beyan edilen değerlere uygun olarak yerli üretim yapılıp yapılmadığının kurumlarca denetlenmesi, yeminli mali müşavirlerin yeminlerinde durması, yönetmelikte geçen “yurt dışından parça olarak ithal edilen ve yurtiçinde basit birleştirme ile oluşturulan ürünler için yerli malı belgesi düzenlenmez” kuralının güçlü bir şekilde işletilmesi gerekiyor. Yerli hammadde üreticilerinin de herkesin şikayeti olan kalite sorununda Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerine özen göstererek başarı ve kalite oranını arttırması gerekiyor, ürünün kalitesine ve yeterliliğine inanan bir hammadde üreticisinin ise ticari ilişkilerinde korkusuzca bakanlık veya TOBB gibi kurumlara gerekli müracaatları yapıp kendi faturalarını beyan eden üreticilerin ürün çekmeyi durdurması ve ithal ürünlere yönelmesi durumunda yerli belgesine haiz kurumun ara denetimi için şikayet kanallarını kullanabilmesi gereklidir.

YEKA in YEKDEM out

 2019 yılını bitmesin yakın şu günlerde yaklaşık 162,7 MW lisanslı (17 Adet)  ve 5436,5 MW lisanssız (6420 Adet) olmak üzere toplam 5.599,2 MW (6437 Adet) Güneş Enerjisi Santralinin ne kadarlık kısmının yerli marka güneş paneliyle yapıldığı tam bir muamma. (EPDK’dan bu verilerin alınması mümkün olabilir, bununla ilgili veri alabilirsem, ileride yazının ekinde ya da başka bir yazıda paylaşabilirim.) 2017 yılında furya şeklinde tamamlanan güneş enerjisi santrallerine baktığımızda o günün koşullarında muazzam bir yerli panel satışı olması gerektiğini düşünebilirsiniz. O dönem 40 adet (veya üzeri) yerli güneş paneli firmamızın başarılı bir satış grafiği yakaladığını tahmin etmek mümkün; ama 1 yıl içerisinde 2000 MW üzeri kadar bitirilen Güneş Enerjisi Santrali’nden o dönem Türkiye’nin en büyük hammadde ithalatçısından öğrendiğim sadece 700 Ton ribbon’un (O yıl yerli üretim Ribbon kullanımı dikkate alınmayacak kadar düşüktü) ithal edildiğiydi. Yani, fotovoltaik güneş enerjisi için altın yıl olarak bilinen bu yılda sadece 700-750 MW arası yerli panel üretimi yapılabilmişti. Nitekim 2018 yılına gelindiğinde bir çok yerli panel üreticisinin sahneden çekildiğini gördük. Hatta 2017 Yılında uygulanmaya başlanan Çin’den ithal edilen panellere yönelik anti-damping soruşturmasını açtıran yerli güneş paneli üreticisi firmalarının da artık üretim yapmadığını görüyoruz.

Şu an veriler net olmamakla birlikte kayda değer üretim yapabilen, kapasitesini tam çalıştırabilen 15 tane güneş paneli üreticisi firma kalmadı denebilir. Bunun başlıca nedeni yerli üreticilerin Çinli rakiplerine karşı ölçek açısından büyük üretim kapasitelerine ulaşamaması, buna bağlı olarak ihracatta zayıf kalmaları ve özellikle ithalat açısından bazı hammaddelerde (cam, ribbon, eva gibi) uygulanan gözetim ve damping vergileri ve en önemlisi hiç bir firmanın dikey entegrasyonu sağlayamaması. Dikey entegrasyondan kastımız büyük, devasa bomboş binalarda otomasyonla üretim değil, bilakis ana hammaddeden itibaren üretim yapabilen en azından kendi hücre hammaddesini üretebilen güneş paneli fabrikalarının kurulmasıdır. Her ne kadar yerli üreticiyi koruyalım diye önlemler alınıyorsa da; gelişmemiş sektörlerde bir taraftan da bu bir paradoks ve sorun yaratıyor. Şöyle ki, yerli güneş panel üreticilerine “ithal etme, boş ver, kullandığın hammadelerin yerlisini kulan” dediğimizde ya karşılarında monopolleri(!) buluyorlar ya da (düzgün üreticileri tenzih ederek) başarısız, kalitesiz hammaddeler sunan ve (yeterli kapasitesi olmayan)  üretmeyen üreticileri buluyorlar. Özellikle cam, EVA ve Ribbon hammaddelerinde bu durumu yaşadıklarını söylemek mümkün.

Nitekim bu ürünleri ithal ettiklerinde uygulanan gözetim ve dampinglerden dolayı ürettikleri bir adet güneş panelinde yaklaşık 4,5 $-5 $ ek maliyet ödemek durumunda kalıyorlar. Yani 320Wp’lik bir panelde Watt başına 1,5 $/cent civarı bir yük demek bu. İthal etmezler yerlisini alalım derlerse de monopol veya kalitesiz ürünle karşı karşıya kalıyorlar.

Aslına bakarsanız dünya piyasaları karşısında halen küçük bir pazar olan Türkiye Fotovoltaik Güneş Paneli pazarı uluslararası hammadde üreticilerinin yatırım yapması ve yerli üretime başlaması için çok cazip değil. Fotovoltaik sektörünü domine eden Çinli üreticilerin yatırım şansını arttırıcı önlemler ve destekleme mekanizmaları kurulması bu bakımdan çok önem arz ediyor. Yerli hammadde üreticilerinin artması içinde yukarıda dediğimiz gibi ticaret odalarının ve borsalarının “yerlilik kontrolünü” sürekli hale getirmesi ve “yerli malı” belgesinin önemine dikkat çekilmesi gereklidir diye düşünüyorum.

Ayrıca yeni yapılacak mini YEKA ihalesinde fotovoltaik sistemlerin diğer temel unsurlarından biri olan İnverter (evirici) teknolojisinin de Yerli Malı olması şartı gündemde. Bu konuda çalışan bildiğim kadarıyla  sadece bir adet Yerli Üreticimiz mevcut ve uzun süredir de ayakta duruyor, durmaya çalışıyor. İnverter (evirici) üretimi hem teknolojik açıdan hem de ticari açıdan çok değerli bir üretim. Çünkü karşımızda evirici özelliği bir yana müthiş bir veri analizörü, izleme sistemi, dijital yönetici mevcut ve ciddi bir dijital araştırma-geliştirme yönetimi gereksinimi duyan bir alan invertör üretimi. Bu alanda başarılı yabancı yatırımcıların dikkatini çekebilmek ya da yerli yatırımcıları özendirmek  adına YEKA şartnamlerinde talep edilen yerlilik oranının yüksek tutulması iyi olacaktır diye düşünmekteyim. Proje geliştirme tecrübelerime dayanarak ilk mini YEKA projelerinin 2022 Nisan ayında hayata geçebileceği ön görüsüyle pekala yerlilik oranı yüksek bir ya da bir kaç inverter fabrikasına kavuşabiliriz diye düşünüyorum. Kablo ve Altyapı açısından da gayet başarılı yerli üreticiler olduğunu görüyorum, umarım önümüzdeki GES YEKA’larında başarılı bir şekilde üretimlerini sürdürürler.

Sonuç olarak, dengeli bir ekonomik yerli ürün modeline kavuşulabilmesi için başta serbest piyasa aktörlerine, sonra devletimiz ve bağlı kurumlarına çok iş düşüyor. Anti-Damping ve gözetim uygulamaları gerçekleştirirken sektörün genelini etkilemeyecek şekilde düzenlemelerin yapılması, bir sektör oluşmadan bu tarz önlemlerin alınmaması gerekiyor diye düşünüyorum. YEKDEM gibi destekleme mekanizmalarının tüm dünyada miadı dolmuş durumda, her ne kadar Türkiye’de Avrupa’da uygulanan mekanizmaya benzer verimli ve uzun dönem bir YEKDEM göremesek de güneş enerjisi santral maliyetlerinin iyice düştüğü bu dönemlerde bu politikanın bürokrasinin tozlu raflarına kaldırılabileceğini biliyoruz. Bu nedenle elimizde son kalan yerli üretim özendirici YEKA mekanizmasının atıl vaziyeti getirilmemesi için hepimizin çabalaması ve yerli üretimi serbest piyasa ekonomisinin dinamiklerine göre desteklemesi gerekiyor.Güneşi ancak bu şekilde yerli ve milli yapabiliriz.

Köşe Yazarı:

Murat GÜVEN

Murat Güven

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir