30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
kontek enerji


UEA Başkanı: “Dünya Enerji Sektöründe Çok Ciddi Bir Değişim Gerçekleşiyor”

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ev sahipliğinde düzenlenen IEA Dünya Enerji Görünümü 2018 Raporu’nun (World Energy Outlook 2018) Türkiye tanıtım toplantısında konuştu.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ev sahipliğinde düzenlenen IEA Dünya Enerji Görünümü 2018 Raporu’nun (World Energy Outlook 2018) Türkiye tanıtım toplantısında konuştu.

Biron’un konuşmasında öne çıkanlar ise şöyle oldu:

  • Hiçbir ülkenin dünyada bir enerji adası olmadığını ve bütün ülkelerin enerji fiyatları, teknoloji ve inovasyonlardan etkileniyor. Dünya enerji sektöründe çok ciddi bir değişim gerçekleşiyor.
  • Bilindiği üzere, petrol fiyatlarının ekim ayında 86 dolar seviyesinden şu andaki 56 dolar seviyesine düştü. Gerçekleşen 30 dolarlık düşüşün gelecek dönemde nasıl gelişeceğini izlemek gerek. Petrol fiyatları enerji tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir volatilite dönemine giriyor. Fiyatlardaki oynaklık uzun bir süre daha bizimle birlikte olacak.
  • Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) kararlarının petrol fiyatları üzerindeki etkisinin artık azaldı: Amerika’daki çok büyük kaya petrolü üretiminden dolayı işler değişti. Petrol talebinde ise gelişmiş ülkelerde düşüş, gelişmekte olan ülkelerde hızlı bir büyüme var. Arabalar petrol tüketiminin yüzde 20’sini oluşturuyor. Özellikle Asya piyasasında söz konusu büyüme görülüyor. Asya daha yeni uçmaya başlıyor ve talep inanılmaz yüksek. Bu yüzden, gelişmiş ülkelerde talep azalırken, gelişmekte olan ülkelerde büyüyor. Dünyadaki petrol yataklarının belli bir kısmında üretim artık düştü. Yatırımlarda da düşüş var. Öte yandan, Amerika’da kaya petrolü üretimi çok hızlı büyüyor. 2025’te ABD’nin toplam üretimi Rusya ve Suudi Arabistan’ın toplam üretimine eşit olabilir.
  • Çin birdenbire çok hızlı bir şekilde Dünya’nın en büyük gaz ithalatçısı olmak için ciddi adımlar atmaya başladı: Çin, dünyadaki gaz talebinin ana motoru. 10 sene önce petrol piyasalarındaki Çin faktörünü gazda da göreceğiz. Avrupa Birliği, 2000 yılında ikinci büyük tüketiciyken, 2040’ta Afrika’nın da altında beşinci büyük tüketici konumuna ilerliyor. Çin ve Hindistan bu işin lokomotifi olacak. Yani, enerji coğrafyasında tüketim açısından büyük bir değişim var. Yatırımlar da bu ülkelere gidiyor. Çin’deki bu talep büyümesi ikili hanelerde gerçekleşiyor, hem boru hatlarıyla gelen gazda hem de sıvılaştırılmış gazda (LNG). Yani, gazda da büyümenin ana motoru Asya. Doğal gaz üretiminde de muazzam bir değişim var. Boru hatları ve LNG olarak bakarsak, LNG’de ciddi bir büyüme var, çünkü boru hattı döşemek zahmetli ve bazı konularda jeopolitik engeller taşıyor. İkincisi çok fazla LNG var. Amerika, Avusturalya ve Katar 100 milyar metreküpün üzerinde LNG ihraç ediyorlar. Bu ülkelerin gelecek 5 yıldaki kapasiteleri şu andaki mevcut kapasitelerine göre yüzde 60 artacak ve bu bir sürü şeyi değiştirecek. Kontratlar, fiyatlandırma hepsini…
  • Kömür talebinde ise iki farklı trend var. Asya’da artış, Avrupa, Amerika ve diğer ülkelerde düşüş yönünde gerçekleşiyor. Kömürün sonu gelmedi. u an itibarıyla dünyadaki kömürün yarısının tek başına Çin’de kullanılıyor. Gelecek 5 yıl içinde dünyadaki kömür tüketiminde bir düşüş beklenmiyor.
  • Yenilenebilir enerji düşen maliyetler ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi desteklemesinden dolayı giderek daha önemli hale geldi. Yenilenebilir kaynaklarda hava şartlarından kaynaklanan dalgalanmayı engellemek için elektrik şebekelerinde ciddi esneklik sağlanması gerek.
  • Nükleer enerjide Avrupa ve Amerika’da yeni yatırım kararları alınmadı. Çin, Rusya ve Hindistan’ın başını çektiği birçok ülkede nükleer enerjinin büyüdü.

“Elektrik talebi çok ciddi şekilde artıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri de sosyal ve ekonomik hayatımızın dijitalleşmesi.”

Birol, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin bu büyümede başı çektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Elektrik talebi çok ciddi şekilde artıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri de sosyal ve ekonomik hayatımızın dijitalleşmesi. Dijitalleşmede dönüşümü kucaklayamayan şirketler de veda ediyor. Öte yandan, dijitalleşme ve elektrifikasyon artarken bunu sağlamak için üretilen elektriğin hangi kaynaklardan üretildiğine bakmak gerekiyor. Kaynaklar temiz değilse, elektrifikasyon iklim değişikliği ile mücadeleye kesinlikle katkı yapmaz. İklim değişikliği ile mücadelede zaten şu anda hedefler ve gerçekler arasındaki makas giderek büyüyor. Karbondioksit gazı emisyonlar artıyor ve 2018’de karbondioksit gazları yükselme konusunda tarihi bir rekor kırıyor. Yani, emisyonlar yükseliyor ve bunun en büyük sebebi de mevcut altyapının emisyonların düşmesine katkı sağlamaması. Yeni yatırımlara gelmeden önce mevcut olanları düzeltmek gerekiyor. Mevcut alt yapı yatırımlarına, 2040’a kadar Paris İklim Anlaşması kapsamındaki hedeflere ulaşmak için verilen bütçenin yüzde 95’ini doğrudan harcamak gerek. Mevcut sistemi değiştirmeden sadece geleceği planlarsak bunu başarmanın imkanı yok. Mevcut sistemi de iyileştirmek lazım ki bu son derece zor bir iş. Karbon yakalama ve depolama sistemi diye bir teknoloji var. Bu teknoloji fosil yakıtlarla çevre hedeflerini birleştirebilen ama pahalı bir teknoloji. Bu teknolojileri mevcut altyapıyı değiştirmeden Paris’e ulaşma imkanımız son derece zayıf. Yeni yatırımların hepsi yenilenebilir de olsa bu durum geçerli.”

“Hükümetlerin doğru kararlar alması son derece önemli.”

Birol, hükümetlerin karar ve politikalarının çok önemli olduğuna işaret ederek, “Yatırım deyince aklımıza özel sektör geliyor, ama dünyadaki bütün enerji yatırımlarına baktık ve her yıl ortalama 2 trilyon yatırım yapıldığını gördük. Bu 2 trilyonluk yatırımın yüzde 70’i hükümet ve kamu tarafından direkt veya dolaylı şekilde yapılırken, yüzde 30’u fiyatlara tepki olarak yapılan yatırımlar. Yani, dünyanın enerji geleceğinin ne yöne gideceğini hükümetler belirleyecek çünkü yatırımlar bu işin ana temasını oluşturuyor. Hükümetlerin doğru kararlar alması son derece önemli. Öte yandan, şu anda en büyük güncel sorun jeopolitik ile enerjinin direkt etkileşimde olması. Bu trendin giderek artacağını söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir