DENİZLİ (Enerji Portalı) – TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Denizli Şubesi’nce “Enerji, Çevre, Ekonomi” başlıklı panel gerçekleştirildi.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Denizli Şubesi’nce “Enerji, Çevre, Ekonomi” başlıklı panel gerçekleştirildi. Makina Mühendisleri Odası Denizli Şubesi Toplantı Salonunda gerçekleştirilen panelde Türkiye’de elektrik enerjisinin durumu, termik santraller başta olmak üzere enerji üreten santrallerin doğamıza ve yaşamımıza verdiği zararlar ele alındı.

Üç oturumda gerçekleştirilen panelde ilk olarak elektrik mühendisi Olgun Sakarya “Elektrik Enerjisinin Bugünü ve Yarını” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Elektrik enerjisi üretme işinin endüstriyel bir faaliyet olduğunu, endüstriyel faaliyetlerin de doğaya ve insana zararları olduğunu söyle Sakarya sunumunda şunları dile getirdi:

  • “Türkiye’de elektrik enerjisi için kurulu gücün 88.000 MW olduğunu, bugüne kadar ölçülen en yüksek tüketimin ise (26 Temmuz saat 14.30’daki anlık ölçüme göre) 47.660 MW olarak gerçekleşti. Bu durumda rakamlara göre arz fazlası yaşanıyor. Ülkemizde termik santrallere ihtiyaç olup olmadığının cevabını izleyicilere bırakıyorum. Arz fazlalığına rağmen İstanbul ve Kocaeli’nde elektrik kesintileri yapılıyor. Bu durum ithal bazlı doğalgaz durumundan kaynaklanmaktadır.
  • Türkiye’de elektrik tüketiminin en çok arttığı alanın ticaret alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bunun nedeni, gün geçtikçe sayısı artan alışveriş merkezleridir.
  • Almanya güneş enerjisinden daha fazla yararlanarak nükleer ve diğer enerji kaynaklarındaki üretimi azaltma yoluna gidiyor. Bizde ise güneş ve rüzgar enerjisi üretiminde istediğimiz düzeyde değil. Doğamızı, çevremizi çocuklarımıza temiz bırakmak varken kirli bir şekilde bırakmayı tercih ettiğimiz görülüyor. “

İkinci sunumu ise “Kömür Yakan Santrallerin Çalışma Prensibi ve Çevresel Etkileri” konusunda makine mühendisi Orhan Aytaç yaptı. Aytaç, Eskişehir Alpu Termik Santrali örneğiyle bir termik santralin işleyişini şemalarla anlatarak şu hususlara dikkat çekti:

  • Kömür yakan santrallerde oluşan atıkların (kül, cüruf, alçı taşı, arıtma çamuru vb. endüstriyel nitelikli katı atıklar, evsel nitelikli katı atıklar, soğutma suyu, proses atık suları, tehlikeli kimyasallardan oluşan endüstriyel nitelikli sıvı atıklar, evsel nitelikli sıvı atıklar ve kükürt dioksit, azot dioksit, karbon mono oksit, karbon di oksit, hidrojen florür, hidrojen klorür ve toz emisyonu gibi gaz atıklarının) çevreye olumsuz etkileri olduğunu ve bu atıkların bertaraf edilmesi gerekiyor.
  • Termik santrallerde üretilen atıklar; asit yağmurları olarak hava kirliliğine yol açması, sera gazlarının özellikle karbon di oksit emisyonunun sera etkisi ve iklim değişikliğine neden olması, santrallerde kullanılan suyun doğadan önemli miktarda çekilerek daha yüksek sıcaklıkta kimyasallar içererek tekrar doğaya geri verilmesi, kömürün depolanması nedeniyle içten yanma sonucu oluşan zararlı gazların toprak ve yeraltı sularının kirlenmesine neden olması gibi birçok olumsuz etkilere sebep olmaktadır.
  • Hava kirliliğinde ana etken maddelerin insan sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkilemektedir.

Üçüncü ve son olarak söz alan Ender Kelleci de “Eskişehir Alpu Özelinde Sivil İnisiyatifin Organizasyonu” başlıklı bir sunum yaptı. Türkiye’nin en verimli ovalarında termik santrallerin kurulduğundan bunların kurdurulmaması için Eskişehir’de yapılan mücadeleleri görüntülerle aktardı ve oluşturulan sivil yapılanmalardan söz eden Kelleci şunları kaydetti:

  • Mücadelenin sokakta yapılması gerektiğini ancak buna izin verilmiyor.
  • Bu mücadelede TMMOB gibi kuruluşların desteğinin önemli.
  • Sosyal medyanın çok iyi kullanılarak tüm çalışmaların gündemde tutulması gerek.