ANKARA (Enerji Portalı) – Türkiye Enerji Politikaları ve Stratejileri Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener’in hazırladığı “İslam Enerji Birliği” konulu çalışma devletin zirvesine sunuldu.

Türkiye Enerji Politikaları ve Stratejileri Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener’in hazırladığı “İslam Enerji Birliği” konulu çalışma devletin zirvesine sunuldu. TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener’in çalışmasında, Türk-İslam dünyasının, küresel ölçekte mevcut petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 50’den fazlasına sahip olduğu, bunun dikkate alınarak bir strateji geliştirilmesi gerektiğini ayrıntılarıyla anlatıyor.

Akyener’in çalışmasının devletin zirvesinde incelendiği, çalışmaların olgunlaşmasıyla birlikte İslam Enerji Birliği için gerekli adımların atılmaya başlanacağı belirtiliyor. Büyük bir değişim sürecine giren küresel sistemde Türkiye de enerji birliğinde adımlar atıyor.

“İslam Enerji Birliği Abdülhamid Han’ın fikriydi.”

Akyener, çalışma ile ilgili şunları ifade etti:

“İslam dünyasının enerji perspektifi ile bir araya getirilmesi kapsamında çalışmaları ilk başlatan, Ulu Hakan Abdülhamid Han’dır. Abdülhamid Han döneminde Osmanlı, sahip olduğu kaynakların tespiti, üretim teknolojileri konusunda insan kaynakları yetiştirilmesi, finans temini, yerli kurumları teşvik, tüketimi için market oluşturulması gibi çok yönlü girişimlerde bulunmuştur. Ki, o süreçte dünya petrol rezervlerinin yüzde 40’tan fazlası halen Osmanlı kontrolündedir. Lakin, Ulu Hakan’ın halli sonrasında, süreç tersine dönmüş ve Osmanlı ile birlikte bütün mazlum İslam dünyası büyük bir sömürü kazanının içerisine sürüklenmiştir. Sonraki süreçlerde de kaos, savaş ve zulüm, Osmanlı’nın emaneti topraklardan eksik olmamıştır.

Aradan zaman geçip, İslam dünyasının merkezinde bir çıban gibi İsrail kurulduktan sonra, OPEC kullanılarak başlatılan ambargo süreçleri neticesinde yaşanan 1973 krizi, İslam ülkelerinin istediklerinde petrol kartını kullanarak, dünyada dengeleri nasıl değiştirebileceğini göstermiştir. Fakat hemen akabinde bu hamlenin mimarı olan Kral Faysal’ın öldürülmesi, darbeler ve Irak-İran savaşı süreçleri, kontrolü yeniden tamamı ile Batı ittifakının alması ile sonuçlanmıştır. Devam eden zaman diliminde de temiz bir niyet üzerine kurulmamış olan OPEC de Batı güdümünden başını kaldıramayan Suudi Arabistan da, hiçbir zaman İslam dünyasının lehine çalışmalar içerisine girememiştir.”

Artık Yeni Türkiye’nin sahnede olduğunu vurgulayan Akyener, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye; küresel etkinliği, dinamizmi, liderliği ve bütün mazlum toplumlar nezdinde yaktığı umut meşalesi ile büyük bir atılımı gerçekleştirebilecek. Bu atılımın etkin olabilmesinin de anahtarı enerjidir. Çünkü ilgili medeniyet coğrafyamız denildiğinde ilk akla gelen husus enerjidir. 2100’lere kadar petrol ve doğalgazın egemenliği sürecektir. Türkiye yerinde hamleler ile bu alanda öncülük etmelidir. ‘Türk İslam Dünyasında Enerji Birliği’ isimli çalışmamızda, birliğin nasıl kurulacağını, hangi adımların atılması gerektiğini, birliktelik sürecinde hangi aktörlerin hangi düzeyde müdahil edilmesi gerektiğini, enerji vizyonumuzun nasıl şekillendirilmesi gerektiğini anlattık. İnşallah bu alanda ilk çalışma olma niteliğini taşıyan bu kitabın, bu gaye ile büyük hizmetleri olacaktır. Zayıflayan, yaşlanan ve büyüme hızı düşen diğer dinlere kıyasla, yeniden dine yönelen uluslararası toplum nezdinde, güçlenen ve büyüyen İslam’ın ne kadar etkin olacağını yakın gelecekte çok iyi göreceğiz. Bizim sadece önemli adımları atmamız gerekir. Gelecek İslam’ın olacaktır!”

Kaynak: YeniAkit