30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


Türkiye İklim Zirvesi’nde Talebini Kabul Ettiremedi

POLONYA (Enerji Portalı) – Polonya’nın Katowice kentinde 3 Aralık’tan beri devam eden olonya’nın Katoviçe kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 24. Taraflar Konferansı bir günlük gecikmenin ardından sona erdi.

Polonya’nın Katowice kentinde 3 Aralık’tan beri devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 24. Taraflar Konferansı (COP24) bir günlük gecikmenin ardından bildiri yayınlayarak sona erdi. 2015 yılında kabul edilen Paris İklim Anlaşması’nın bir anlamda nasıl uygulanacağının belirlendiği Katowice Bildirgesi 196 ülkenin oy birliğiyle kabul edildi.

İklim Zirvesi 15 Aralık Cumartesi gününe sarktı…

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Paris Anlaşması kapsamında Türkiye’nin, gelişmiş ülkelerin yer aldığı Ek-1 listesinden çıkmak istediğini belirtmiş, iklim değişikliğiyle ilgili mücadele noktasında Türkiye’nin finansa erişim talebi olduğunu söylemişti. Söz konusu finansla birlikte Türkiye’deki iklim değişikliğiyle ilgili mücadelede projelerini gerçekleştireceklerini ifade eden Kurum, finansal erişime ilişkin görüşme ve taleplerini ilgili Bakanlıklar, İcra Direktörlüğü ve COP24 Başkanlığına ilettiklerini aktarmıştı. Türkiye’nin bu talebi ve Brezilya’nın Paris Anlaşması’nın 6. maddesine itirazları nedeniyle 14 Aralık’ta bitmesi planlanan İklim Zirvesi 15 Aralık Cumartesi gününe sarktı.

Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin dünyanın geleceğini tehdit eden büyük bir sorun olduğunu dile getiren Kurum, “İklim değişikliği dünyamızın ve çocuklarımızın geleceğini tehdit ediyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 1,5 Derecelik Küresel Isınma Özel Raporu, iklim değişikliği ile mücadelenin aciliyetini gösteriyor. Küresel ortalama sıcaklıklar her yıl yeni bir rekor kırıyor. Seller, dolu felaketleri, fırtınalar, kuraklık, uzun süreli orman yangınları gibi afetler artık daha sık yaşanıyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de, aşırı hava olayları yaşıyoruz.” diye konuştu.

İklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin sağlanmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kurum, bu kapsamda Türkiye’nin küresel iklim değişikliği ile mücadelesini şöyle aktardı:

“Türkiye hızla gelişen bir ekonomi olarak, seragazı emisyonlarını 2030’da %21’e kadar azaltmayı hedefliyor. İklim değişikliğine ilişkin çalışmalarımızı, imkanlarımız ve alacağımız uluslararası destekler ölçüsünde, artırarak devam ettirmeyi amaçlıyoruz.

“Yenilenebilir enerjinin payının %45’e ulaştı.”

Türkiye’de yeni ve temiz teknolojilerden yararlanıldığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla istifade ediliyor. Elektrik enerjisi kurulu gücü içinde yenilenebilir enerjinin payının %45’e ulaştı.

Hayata geçirilen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları uygulaması ile büyük ölçekli yatırımlar için uygun koşulların sağlandı. Enerji verimliliğinde de önemli adımlar atıldı, Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın hazırlandı ve son 15 yılda yaklaşık 41,5 milyon ton petrol eş değeri tasarruf sağlandı.

Fosil yakıtlara getirilen dolaylı vergilerde Türkiye’nin OECD verilerine göre ilk 10 ülke arasında olmasıyla da iklim sürdürülebilirliğine katkı sağlandı. Ulaştırma sektöründe yapılan yatırımlarla zamandan kazanıyor, mesafeleri kısaltıyor ve emisyonlarımızı azaltıyoruz. Hızla sanayileşen ülkemizde, yeşil üretime dayalı, kaynak ve enerji etkin bir sanayiye geçiş için çalışıyoruz. Seragazı emisyonlarımızın yarısından fazlasını sanayi tesisleri bazında izliyor, raporluyor ve doğruluyoruz. Ormanların önemli yutak alanlar olduğu bilinciyle, ormanlık alanlarımızı 2023 yılında %30’a çıkarmayı hedefliyoruz.

2023 yılına kadar ulusal düzeyde Sıfır Atık Sisteminin kurulumunun tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu hedefimize ulaştığımızda yıllık 4 milyar dolar tasarruf edecek, 100 bin kişiye de doğrudan istihdam sağlamış olacağız. Bütün bu projelerin temel hedefi, çevre dostu ve iklim değişikliğine dirençli yaşam alanlarının oluşturulmasıdır.”

İklim değişikliğine uyum konusunun, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye için ayrı bir önem arz ettiğini dile getiren Kurum, “Küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle ülkemizin özellikle Karadeniz Bölgesi’nde, sel, taşkın ve heyelan gibi önemli ekonomik, sosyal ve çevresel zararlara sebep olan afetlerin sayı ve sıklığı arttı. Bu nedenle, Karadeniz Bölgesi İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı çalışmalarını başlattık. Bu çalışmaları ülkemizin tüm bölgelerinde yaygınlaştıracağız.” dedi.

Son olarak Bakan Kurum:

“İklim değişikliğindeki tarihsel sorumluluğumuz diğer gelişmekte olan ülkeler gibi oldukça düşüktür. Türkiye olarak, ulusal koşullarımız ve kabiliyetlerimiz doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele için ortak çabalara katılmayı taahhüt ediyoruz. Öncelikle iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uluslararası finans kaynaklarına ülkemizin erişiminin sağlanmasını talep etmekteyiz. Burada en büyük beklentimiz, Türkiye’nin iklim sistemi altında hakkaniyetli bir konuma sahip olması ve Özellikle Yeşil İklim Fonu altındaki finans desteğine erişimimizi sağlayacak kararın Polonya’da alınmasıdır. Biz, 24. Taraflar Konferansı’nın pürüzsüz bir şekilde açılması ve yürümesi için elimizden gelen esnekliği ve uzlaşmayı gösterdik. Sizlerden de aynı uzlaşmacı tavrı göstermenizi bekliyoruz. 24. Taraflar Konferansı dahilinde taleplerimizi karşılayacak bir kararın alınması, Paris Anlaşmasına taraf olma sürecimize ivme kazandıracaktır. Türkiye’nin talebi, hiç tereddütsüz, yapıcı sonuçları olacak, adil ve haklı bir taleptir. Bu toplantı sonucunda Paris Kural Kitabı kapsamında yapılacak çalışmaların, ülkelerin ortak, fakat farklılaştırılmış sorumlulukları doğrultusunda ve hakkaniyet temelli olarak gerçekleştirilmesini bekliyoruz.” diye aktardı.

Türkiye’nin talebi kabul edilmedi…

Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsüne geçerek, iklim değişikliği rejimi çerçevesinde finansa erişime dair talepleri, İklim Zirvesi’nde çözüme kavuşmadı. Avrupa Birliği (AB) adına COP24 Başkanlığı için görüşmeleri yöneten Fransız Büyükelçi Brigitte Collet, “Konferans sırasındaki yoğun iş yükü ve meseleyi değerlendirmek için yeterli zaman olmaması dolayısı ile tam bir uzlaşmaya varılamadığını üzülerek belirtmek isterim.” diye açıklama yaptı.

2020 yılında düzenlenecek bir sonraki zirveye ise Güney Amerika ülkesi Şili ev sahipliği yapacak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir