30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


“Şu Anda 400 Milyon Ton Civarında Emisyon Üretiliyor”

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, bakanlık olarak büyükşehir belediye ve yerel yönetimlerle birlikte iklim değişikliği mücadele seferberliğine başladıklarını belirtti.

Antalya’nın Serik ilçesinde 1. Yerel İklim Eylemi Uluslararası Konferansı gerçekleştirildi. İki gün süren programa, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı ve Mali İşbirliği Başkan Vekili Angel Gutierrez, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ruhi Beşiktaş, belediye ve yerel yönetim temsilcileri ve davetliler katıldı.

“Özellikle Akdeniz Havzası’nda iklim değişikliğinin belirgin olarak yaşanıyor.”

Konferansta konuşan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, bakanlık olarak büyükşehir belediye ve yerel yönetimlerle birlikte iklim değişikliği mücadele seferberliğine başladıklarını belirterek, “Özellikle Akdeniz Havzası’nda iklim değişikliğinin belirgin olarak yaşanıyor. Bunların sıcaklıkların artışı, hortumlar, bazen de büyük felaketler olarak karşılarına çıktığını, çözümler alınmaması halindeyse olumsuz sonuçların artarak devam edecek.” dedi.

İklim planının yerelde başlamasının son derece önemli olduğunu vurgulayan Birpınar, “Eğer yerelde bir şeyler yapmayı başaramazsanız, uluslararası alanda alınan kararların hiçbir öneminin olmadığını net bir şekilde görürsünüz. Dünya nüfusunun büyük bir kısmının yüzde 70’e yakını kentlerde birleşiyor. Yani iklimi değiştiren gazların ana oluşum yeri şehirler. Dolayısıyla şehirlerde bu tedbirleri almamız gerekiyor. Şehirlerden başlayarak iklim değişikliği mücadelesini yürütmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“İnsanlar artık bir yere gidecekleri zaman, o şehrin temizliğine, iklim değişikliği uyumuna veya enerji verimliliğine bakarak turizme yönlenmeye başladı.”

Birpınar, şehirlerin özellikle ulaştırma, yerleşmeleri enerji ve atık sektöründe, sera gazı emisyonlarının azaltılması potansiyelinin illerimizde çok yüksek olduğunu bildiklerini ve bunların araştırılması gerektiğini söyledi.

Dünyadaki birçok ülkede karbon üretmeyen şehirler inşa edildiğine işaret eden Birpınar, bu potansiyelin Antalya’da olduğuna vurgu yaptı. Turizmin ile çevrenin ilişkisine değinen Birpınar, “İnsanlar artık bir yere gidecekleri zaman, o şehrin temizliğine, iklim değişikliği uyumuna veya enerji verimliliğine bakarak turizme yönlenmeye başladı. Geleceğin turizm rotaları da iklim dostu şehirler olacağını belirtmek istiyorum. Buna turizm kenti Antalya’nın da hazır olması gerekiyor.” diye ifade etti.

Bakanlık olarak Büyükşehir Belediyeler ve yerel yönetimlerle birlikte iklim değişikliği mücadele seferberliğine bugün itibariyle başladıklarını aktaran Birpınar, “Bundan sonrada ilk yapacağımız iş, bütün belediyelerimize bir deklarasyon göndereceğiz. Ortak bir deklarasyonu beraber neler yapabileceğimizi çıkarmamız gerekiyor. Belediyelerimizin, sera gazı emisyonlarını azaltma, iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine katkı vermelerini buradan istediğimizi ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.

“Biz emisyonları çok fazla hızlı artan bir ülkeyiz. Şu anda 400 milyon ton civarında emisyon var ama 2030 yılında hedefimiz 1 milyar 200 milyon ton. Çünkü hızlı kalkınan bir ülkeyiz.”

İklim değişikliği müzakerelerinde Türkiye olarak beş yıldır ciddi bir mücadelenin içerisinde olduklarını belirten Birpınar, şunları söyledi:

“Paris antlaşmasına taraf değiliz, olmak istiyoruz. Ama oradaki mücadele diplomatların müzakereleri ve her ülke kendi menfaatlerini düşünüyor. Bizi de zamanında gelişmiş ülke statüsüne koydukları için, özellikle mutlak emisyon azaltımı yapmamız isteniyor korkumuz var. Türkiye’nin hem adaptasyon hem de emisyon azaltımı konusunda Türkiye’nin uluslararası finansmana ihtiyacı var. Bize ‘kömürden vazgeçin, fosil yakıtlardan vazgeçin, bunun yerine yenilenebilir enerji, güneş, rüzgar, jeotermal veya hidroelektrik santrallere yönelin’ diyorlar. Ama bunlara yönelmenin maliyeti yıllık olarak Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak için 10 milyar dolara ihtiyacı var. Bu uluslararası finans kanyakları, bankaları ya da fonların Türkiye’ye yardımcı olmaması durumunda bu parayı bizim bulmamız çok zor. 10 milyar doları bulmamız lazım ki ihtiyaç olan enerjiyi karşılayabilelim. Biz müzakerelerde ‘Bu kapıları bize açın ve iklimle değişikliğiyle mücadelemizi daha iyi yapalım’ diyoruz..

Bizi Hindistan’dan, Çin’den, Arjantin’den farklı görmeyin. Siz bizi ABD, AB ülkeler, Avusturalya, Japonya gibi görürseniz ve bize bu noktada finans kapılarını açmaz iseniz, biz iklim değişikliğinde kendi imkan ve kabiliyetlerimizle mücadeleye gireriz, bu da dünyadaki ortak katkıya çok büyük katkısı olmaz. Biz emisyonları çok fazla hızlı artan bir ülkeyiz. Şu anda 400 milyon ton civarında emisyon var ama 2030 yılında hedefimiz 1 milyar 200 milyon ton. Çünkü hızlı kalkınan bir ülkeyiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.