30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
kontek enerji


SHURA: “Yenilenebilir Enerji Kapasitesini 60 GW’a Çıkarmada Bir Engel Yok”

İSTANBUL (Enerji Portalı) – SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Türkiye’nin Elektrik Sektöründe Yenilenebilir Kaynakların Artan Payı” raporunda, Türkiye’nin elektrik iletim hatlarının 2026’da günümüze oranla altı kat daha fazla (60GW) rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünü kaldırabilecek güçte olabileceğini öngördü.

Rapor, Türkiye’nin elektrik iletim hatlarını Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) ’10 Yıllık Yatırım Planı’ ışığında inceleyerek, Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisi potansiyelini değerlendirerek farklı senaryolar ortaya koyuyor.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Türkiye’nin Elektrik Sektöründe Yenilenebilir Kaynakların Artan Payı” raporunda, Türkiye’nin elektrik iletim hatlarının 2026’da günümüze oranla altı kat daha fazla (60GW) rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünü kaldırabilecek güçte olabileceğini ortaya koydu. Bu rakam, Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 30’dan fazlasının güneş ve rüzgardan geleceğini söylüyor.

2016-2026 dönemini kapsayan rapor, 2026 yılında toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün toplam kapasitedeki payını üç senaryo üzerinden analiz ediyor:

  1. Baz Senaryo (TEİAŞ’ın mevcut planları doğrultusunda 14 GW rüzgâr ve 6 GW güneş enerjisi olmak üzere toplam 20 GW);
  2. İki Kat Senaryosu (rüzgâr ve güneş enerjisi toplam kurulu gücünün Baz Senaryo’nun iki katına çıkarıldığı toplam 40 GW);
  3. Üç Kat Senaryosu (rüzgâr ve güneş enerjisi toplam kurulu gücünün Baz Senaryo’nun üç katına çıkarıldığı toplam 60 GW).

Rapora göre rüzgâr ve güneş enerjisinin 2026 yılında toplam kurulu güçteki payı Baz Senaryo’da %12, İki Kat Senaryosu’nda %21, Üç Kat Senaryosu’nda ise %31 olduğu öngörüldü. Hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle enerjisinin toplam yenilenebilir enerji üretimindeki payı sırasıyla %35, %44 ve %53 olarak varsayıldı.

Şekil 1. Senaryolarda güneş, rüzgâr ve toplam yenilenebilir enerji yüzdeleri, 2016-2026

Senaryolarda rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı toplam kurulu gücün dağılımı iki farklı strateji altında incelenmiştir:

  1. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarını kapasite kullanım oranlarının en yüksek olduğu yerde konumlandıran kaynak odaklı (resource-driven) dağılım;
  2. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarını yük merkezlerindeki güç trafolarının kapasiteleri göz önünde bulundurarak ülke ölçeğinde dengeleyen sistem odaklı (system-driven) dağılım. Çalışmada şebekenin esnekliğini artıran faktörlerin etkisi de analiz edilmiştir. Verimli bir kıyaslama yapabilmek adına üç senaryoda girdiler sabit kabul edilip, TEİAŞ’ın mevcut şebeke işletim ve planlama kriterleri göz önüne alınarak gerçek şebeke verileri kullanılmıştır.

Şekil 2. Senaryo Yaklaşımı

Raporun en çarpıcı senaryosu, Türkiye’nin 2026 yılında, rüzgar ve güneş kapasitesini 60 GW’a çıkarmasının önünde şebeke tarafında bir engel olmadığına işaret ediyor. Analize göre, sisteme esneklik sağlayan yeni teknolojilerin kullanımı, daha efektif şebeke yönetimi ve planlaması ve kabul edilebilir bir ek yatırımla sekiz yıl sonra, Türkiye elektrik şebekesinin günümüze nazaran altı kat güneş ve rüzgar enerjisi kaldırması mümkün. Böylece güneş ve rüzgardan üretilecek elektrik, toplam tüketimin yüzde 31’ini; diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının da hesaba katılmasıyla, yenilenebilir enerji toplam tüketimin yüzde 53’ünü karşılayabilecek düzeye geliyor.

Çalışma kapsamında gerçekleştirilen analizler, 2026 yılında Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin %20’sinin -mevcut iletim sistemi planlamasına ek bir maliyet oluşturmadan- rüzgâr ve güneş enerjisinden karşılanabileceğini gösteriyor.

Çalışmada hedef olarak belirlenen 2026 yılında, Baz Senaryo’da toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün 20 GW olacağı varsayılarak hesaplanan iletim sistemi yatırım ihtiyacının (400 kV ve 154 kV iletim hattı ve trafo merkezleri), toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün iki katına, yani 40 GW seviyesine çıkarılması durumunda değişmediği gözlendi.

Rüzgâr ve güneş kurulu gücünün 40 GW olduğu durumda gereken toplam iletim şebekesi yatırım ihtiyacının, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) hazırladığı On Yıllık Şebeke Gelişim Planı’nda öngörülen miktarla hemen hemen aynı seviyede olduğu durumda, yıllık toplam YAL/YAT (yük alma/yük atma) talimatlarındaki artış göz ardı edilebiliyor. Belirtilen ek yenilenebilir kapasite, rüzgâr hızı ve güneş ışıması göz önüne alınarak trafo yüklenmeleri bazında daha geniş alanlara dağıtılırsa, yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonundan elde edilecek artı değer önemli ölçüde artıyor.

“Güneş ve Rüzgar Kapasitemiz Altı Kat Artabilir”

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin Direktörü Dr. Değer Saygın, raporun bulgularının Türkiye elektrik sektöründe önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek şu sözleri ekledi:

“Türkiye, giderek rekabete açılan enerji piyasası ile sekiz yıl sonra toplam elektrik tüketiminin yüzde 50’sini başta güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir enerjiden karşılamayı konuşabilecek potansiyelde. Bu çalışma, batarya sistemlerinin kullanımı, talep taraflı katılım sağlanması, sistem odaklı yaklaşım gibi şebeke yönetiminde yapılacak planlamalar ve cüzi bir ek maliyetle, elektrik altyapısında büyük bir değişikliğe gitmeden, güneş ve rüzgar kapasitemizi altı kat artırabileceğimizi ortaya koyuyor”

Çalışmanın Katkısı

Bu çalışmadaki analizler; yenilenebilir enerji konusunda öncelikli alanların belirlenmesi, enerji planlamacılarının, sistem operatörünün, yetkili makamların ve piyasa oyuncularının yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki artan payı nedeniyle ihtiyaç duyulacak iletim şebekesi yatırımları konusunda bilgilendirilmesi ve yenilenebilir enerji sistemlerinin Türkiye şebekesine entegrasyonuna yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirildi.

Bu çalışmanın, ulusal ölçekte düşük karbonlu elektrik sistemine geçiş konusundaki değerlendirmelere katkı sağlaması amaçlanıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin, artan elektrik talebini, sistem güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla karşılayabilmesinin yollarını araştırmada yönlendirici nitelik taşıyor.

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Bu haber de ilginizi çekebilir:

SHURA: “RES ve GES Yatırımlarında Kaynak Odaklılık Mı Yoksa Sistem Odaklılık Mı?”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir