30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.

SHURA, Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji ve Batarya Patentlerini İnceledi

İSTANBUL (Enerji Portalı) – SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, yenilenebilir enerji sektörü ve batarya teknolojilerinin geleceğine ışık tutacak yeni bir rapor yayımladı.

SHURA, “Türkiye enerji dönüșümünde inovasyon ve patent eğilimleri” adlı rapor çerçevesinde ele alınan teknolojileri detaylı şekilde analiz ederek aşağıdaki sonuçlara ulaştı:

Yenilenebilir enerji teknolojileri içerisinde en yüksek patent sayısına sahip teknoloji FV (Fotovoltaik) güneş enerjisi alanı olduğu belirlendi. Son yıllarda ortaya çıkan düşüş eğilimi ise teknolojinin belli bir doygunluk seviyesine ulaştığına işaret ediyor. FV güneş enerjisi teknolojileri içerisinde malzeme teknolojileri, patent sayılarında tarihsel olarak üstünlüğünü koruyup, gelişen teknoloji olarak ise ona güç dönüşümü için elektrik ya da elektronik bileşen teknolojileri eşlik ediyor.

Organik FV hücre teknolojileri:

FV güneş enerjisi teknolojileri içerisinde tarihsel olarak yüksek paya sahip olan malzeme teknolojileri arasında yüzde 72’lik payı ile öne çıkan organik FV hücre teknolojileri, gelişmekte olan teknoloji olarak tanımlanıyor. Söz konusu teknolojilerin ithalatında lider olan Çin ve ABD’nin, patent başvurularında da en çok tercih edilen patent ofisleri olduğu görüldü. İcatçı ülkeler arasında ise son yıllarda Güney Kore liderliğe sahip oldu. Onu Japonya ve üçüncülüğü paylaşan Almanya ve ABD takip ediyor. Patent atıfları, diğer teknolojiler ile karşılaştırıldığında, organik FV hücre teknolojilerinin yaygın etkisi ortaya çıktı. Söz konusu teknoloji, yenilenebilir enerji teknolojileri kadar, elektrik ve kimya teknolojilerinden de atıf alıyor.

Güç dönüşümü için elektrik ya da elektronik bileşenler:

Patent sayılarında son 10 yılda ortalama yüzde 27 gibi tempolu bir artış yaşamış olan bu teknoloji grubu, FV güneş enerjisi teknolojileri içindeki payını hızla artırıyor. Patentlerde yaşanan hızlı gelişim henüz dış ticarete yansımamış olsa da, söz konusu ürünlerin ihracatında Çin’in açık ara liderliğini koruduğu ve onu Almanya’nın takip ettiği görüldü. Çin icatçı ülkeler arasında yer almazken, icatlarda ABD’nin liderliğini Almanya ve Japonya takip ediyor. Yükselmekte olan güç dönüşümü ana grup teknolojileri içerisinde, şebeke bağlantılı güç dönüşüm sistemleri uygulamaları ile tesis içindeki güç yönetimi ile ilgili uygulamalar öne çıktı. Her iki teknolojinin de yayılım etkilerinin, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi teknolojileri ile sınırlı olduğu görülüyor.

FV güneş enerjisi teknolojilerinden sonra en yüksek paya sahip yenilenebilir enerji teknolojisi rüzgâr enerjisidir. Son yıllarda ise durgunluk eğilimine girdiği izleniyor. Rüzgâr enerjisi alt-teknolojileri arasında yer alan rüzgâr yönünde dönme eksenli rüzgâr türbinleri teknolojileri, tarihsel olarak sahip olduğu yüksek payını son yıllarda daha da geliştirerek yüzde 81’e taşındı.

Rüzgâr türbini parçaları ve şanzımanı & kara tipi rüzgâr kuleleri:

Rüzgâr yönünde dönme eksenli rüzgâr türbinlerinin hızlı gelişiminin itici gücü, rüzgâr türbini parçaları ve şanzımanı ile kara tipi rüzgâr kuleleri alanlarındaki patent sayılarında hızlı gelişime sebep oldu. Her iki teknoloji de özellikle 2015 yılı itibarıyla patent sayılarında ortalama yüzde 50’lik artış yaşayarak ve lider teknolojileri yakaladı. Söz konusu teknolojilerin hem icatçısı hem de ihracatçısı olarak Almanya lider, Çin ve Japonya ise takipçi ülke pozisyonda olduğu görüldü. İthalatta ise ABD’nin liderliği söz konusu oldu. Onu Çin takip etti. Söz konusu teknolojilerin yayılım etkilerinin büyük oranda rüzgâr enerjisi teknolojileri ile sınırlı kaldığı görülüyor. Rüzgâr enerjisi teknolojileri, bu açıdan FV güneş enerjisi teknolojilerinden farklılaşıyor.

Pervaneler, türbinlerin kontrolü & jeneratör ve yapılandırma:

Bu teknolojiler, rüzgâr enerjisi teknolojileri içerisinde halen yüksek paya sahip olmalarına rağmen, patent sayıları açısından 2011 yılı itibarıyla durağan seyre geçmiş teknolojiler olarak tanıtıldı. Dış ticaret gelişmelerine bakıldığında, teknolojiler arasındaki eğilimler farklılaşıyor. Türbinlerin kontrolü ve dağıtım teknolojilerinde ticaret gelişirken, jeneratör teknolojilerinde düşüş eğilimi izlendi. Türbinlerin kontrolü teknolojilerinde Almanya hem ihracatta hem de icatçı ülkeler arasında lider durumda yer aldı. İcatçılar arasında Almanya’yı ABD takip ederken, ihracatta ise Çin’in performansını daha hızlı geliştirdiği görülüyor. Söz konusu üç ülke, jeneratör ve yapılandırma teknolojilerinde de öne çıkıyor. Bu alanda ABD’nin ihracat ve icat faaliyetlerindeki liderliğini Almanya takip ederken; Çin’in ihracat sıralamasında yakaladığı üçüncülüğü, icat faaliyetlerine taşıyamadığı ve bu alanda geride kaldığı görüldü. Her iki teknolojinin de yayılım etkilerinin şanzıman ve kara tipi rüzgâr kulelerinde olduğu gibi, rüzgâr enerjisi teknolojileri ile sınırlı kaldığı tespit edildi. Ancak, her iki teknolojinin de görece farklı alanlardan atıf aldığı, jeneratör teknolojilerinin ise kontrol teknolojilerine oranla daha yüksek yayılım etkisi olduğu görüldü.

Enerji üretim, iletim ve dağıtımı teknolojileri yoluyla sera gazı emisyon azaltımı patent grubu içerisindeki düşük payına rağmen, enerji depolama teknolojileri patent sayılarında son yıllarda artış eğilimi gözlendi. Bu teknolojiler arasında batarya teknolojileri ilk sırada yer alıyor. Şebeke ölçeğindeki depolama projeleri arka planda kalmış olsa da, patent sayılarındaki gelişimin de işaret ettiği gibi, söz konusu teknoloji uygulamalarının gelecek yıllarda artması bekleniyor.

Lityum-iyon bataryalar:

Batarya depolama teknolojileri içerisindeki yüzde 61’lik payı ile öne çıktı. 2018 yılındaki yüzde 18’lik düşüşe rağmen liderliğini sürdürüyor. Söz konusu teknolojiler, elektro-kimyasal depolama projeleri arasında da lider duruma geldi. Lityum-iyon batarya patent başvurularında öne çıkan Güney Kore ve Japonya, proje uygulamalarında da ilk beş ülke arasında yer alıyor. Bu ülkeler, icatçı ülkeler arasında ise ilk iki sırada bulunuyor. Uygulama projelerinde ABD lider ülke oldu. Lityum-iyon batarya teknolojileri alanındaki patentlerin, rüzgâr enerjisinde olduğu gibi sınırlı yayılım etkilerinin olduğu ve bu etkinin depolama teknolojilerinde yoğunlaştığı görüldü. Ancak, atıflar arasında öne çıkan taşımacılık alanındaki patentler, söz konusu teknolojiler arasındaki tamamlayıcılık ilişkisine işaret etti.

Kurşun-asit bataryalar & hibrit hücreler (yakıt hücresi & ikincil hücre):

Lityum-iyon bataryaları takip eden kurşun asit batarya ve hibrit hücre teknoloji patentleri, batarya teknolojileri içerisinde sırasıyla yüzde 19 ve 15’lik paylara sahip olduğu açıklandı. Japonya kurşun-asit batarya icatçısı ülkeler arasında lider durumdayken, patent başvurularının daha yüksek oranda Çin patent ofisine yapıldığı görüldü. Şebeke ölçeğinde uygulamalarda ise ABD’nin ev sahipliği yaptığı projeler, toplam kurşun-asit batarya kurulu kapasitesinin yüzde 92’sini oluşturuyor. ABD’deki uygulamaların yüzde 58’i şarj ve deşarj performansının iyileştirildiği ileri kurşun-asit teknolojilerinden oluşuyor. Uygulamalarda ABD’yi takip eden Almanya’da ise projelerin yüzde 90 gibi çok yüksek bir oranı, ileri kurşun-asit teknolojilerinden oluşuyor. Patent atıflarında lityum-iyon patentlerine benzer bir görüntü ortaya çıkarak, batarya teknolojilerinde yoğunlaştığı görüldü. Taşımacılık alanındaki teknolojiler ile batarya teknolojileri arasındaki etkileşim kurşun-asit bataryalarda da ortaya çıktı.

Enerji üretim, iletim ve dağıtım teknolojileri yoluyla sera gazı emisyon azaltımı teknolojileri ana grubu içindeki düşük payına rağmen hızlı gelişim gösteren teknolojiler arasında enerji verimliliği teknolojileri yer alıyor. Son 10 yıl içerisinde bu alandaki patent sayısı 3 katına, toplam içindeki payı ise iki katına (yüzde 6) çıktı. Bu alanda tanımlanmış olan yedi adet alt teknoloji arasında akıllı şebeke teknolojileri ve çok fazlı ağlarda asimetriyi ortadan kaldırmak veya azaltmak için düzen teknolojileri, yükselmekte olan iki alt teknoloji olarak öne çıktı.

Reaktif güç kompanzasyonu:

Enerji verimliliği teknolojileri arasında tarihsel olarak önde gelen bu teknolojiler, son yıllarda patent sayılarında görülen düşüş eğilimine rağmen liderliğini sürdürüyor. İcatçı ülkeler arasında ABD ilk sırada yer alırken onu, son yıllardaki yüksek performansı ile Çin takip ediyor. Patent başvurularında ise Çin patent ofisinin yüzde 72’lik payla hakimiyeti söz konusu oldu.

Akıllı şebeke teknolojileri:

Enerji verimliliği teknolojileri arasında yükselişte olan teknolojilerden biri oldu. Son 10 yıl içerisinde yüzde 10’luk payını, yüzde 31’e kadar yükseltti. Çin patent ofisinin hakimiyeti, bu teknoloji alanında da devam ediyor. Ofis, patent başvurularının yüzde 58’ine ev sahipliği yaptı. Patent başvurularında Çin’i gerilerden takip eden ABD ve Japonya, icatçı ülkeler arasında ise ilk sıralara geldi.

Çok-fazlı ağlarda asimetriyi ortadan kaldırmak veya azaltmak için düzen:

Söz konusu teknolojiler, yükselişte olan enerji verimliliği teknolojileri arasında yer alıp ve akıllı şebeke teknolojilerini takip etti. Benzer bir şekilde, patent başvurularında ağırlıklı paya sahip olan Çin’in, icatçı ülkeler arasında ön sıralarda bulunmadığı görüldü. İcatçılar arasında ABD ve Almanya’nın liderliği söz konusu olup toplam patentlerin yüzde 42’sinde bu ülkeler icatçı olarak yer aldı.

İlgili rapora aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Son Dakika Enerji Haberleri için enerjiportali.com/son-dakika-enerji-haberleri Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir