30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


Küresel Isınma Endişeleri Nükleer Enerjiyi Gündeme Taşıyor

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Güney Kore’de Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde (IPCC) açıklanan “Küresel Isınmada 1,5 derece Raporu”, küresel ısınmayla ilgili kaygıları tekrar gündeme taşıdı. Almanya’daki çevreciler de geçtiğimiz günlerde Münih’te yaptıkları eylemle “küresel ısınmayı önlemek için daha çok nükleer enerji kullanılması” çağrısında bulundular.

Güney Kore’de Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli( IPCC)’nde  açıklanan “Küresel Isınmada 1,5 derece Raporu”, küresel ısınmayla ilgili kaygıları tekrar gündeme taşıdı. Rapora göre dünya için kritik olan 1,5 derecelik ısınma sınırını aşmamak için küresel emisyonları hızla azaltmak, hatta 2050 yılında sıfırlamak gerekiyor. Uzmanlar ise küresel emisyonu azaltmak için nükleerin önemli bir seçenek olduğuna dikkat çekiyor.

Çevreciler: “Küresel ısınmayı önlemek için daha çok nükleer enerji kullanılmalı.”

Almanya’daki çevreciler de geçtiğimiz günlerde Münih’te yaptıkları eylemle “küresel ısınmayı önlemek için daha çok nükleer enerji kullanılması” çağrısında bulundular. Rapora göre dünya için kritik olan 1,5 derecelik ısınma sınırını aşmamak için küresel emisyonları hızla azaltmak, hatta 2050 yılında sıfırlamak gerekiyor. Uzmanlar ise küresel emisyonu azaltmak için nükleerin önemli bir seçenek olduğuna dikkat çekiyor.

Shellenberger: “Eğer 580 milyar dolar yenilenebilir ve fosil enerji kaynakları ile bunların ihtiyaç duydukları altyapı yerine nükleere harcansaydı, elektrik ve iletim için kullanılan tüm fosil yakıtların yerini nükleer alabilirdi.”

Forbes Dergisi’nden Michael Shellenberger’in konuyla ilgili çalışmasına göre Avrupa’da nükleer yanlısı aktivistlerin sayısı hızla artıyor. Ekim ayı sonunda Münih’te düzenlenen ‘Nuclear Pride Fest’te ilk kez nükleer enerji lehine harekete geçen Alman çevrecilerin, Berlin yönetiminin nükleer santralleri kapatma kararının fosil yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliğini artırdığı görüşünü savunduğunu vurgulayan Shellenberger:

“Almanya’nın sera gazı emisyonu, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına 580 milyar dolar harcanmasına rağmen, 2009’dan bu yana değişmedi. Ülkede son 10 yılda elektrik fiyatları yüzde 50 oranında arttı. 2015 yılından bu yana güneş panellerinde yüzde 9 artış olmasına rağmen güneşli gün sayısının azlığından Almanya, 2017 yılında 2015’e göre güneşten daha az enerji elde etti. Eğer 580 milyar dolar yenilenebilir ve fosil enerji kaynakları ile bunların ihtiyaç duydukları altyapı yerine nükleere harcansaydı, elektrik ve iletim için kullanılan tüm fosil yakıtların yerini nükleer alabilirdi.” diye belirtti.

Shellenberger: “Yenilenebilir enerji kaynaklarının fiyatının artması da nükleer enerjiye yönelmeye itiyor.”

ABD, Asya ve Avrupa’daki seçmenlerin, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan elektrik fiyatlarına yanıt olarak, nükleer enerjiyi giderek daha fazla tercih ettiklerini belirten Shellenberger, “7 Kasım’da sandığa giden Arizonalı seçmenler ABD’nin en büyük nükleer santrali olan Palo Verde’nin kapatılmasını ve eyaletteki elektrik şirketlerinin, 2030 yılına kadar ihtiyaç duydukları enerjinin yarısını güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan almalarını gerektiren yasayı yüzde 70’e yüzde 30 gibi bir farkla reddetti. Tayvan’da 24 Kasım’da yerel seçimlere ek olarak yapılacak referandumda ülkedeki nükleer enerji santrallerinin 2025 yılına kadar kapatılması oylanacak. 300 bin imzaya sahip nükleer yanlıları iradelerini doğrudan sandığa yansıtabilecek. 18 bin Hollandalı seçmenle gerçekleştirilen anketin sonuçları da dikkat çekti. Ankette seçmenlerin yüzde 54’ünün nükleer enerjinin kullanımını tercih ettiği ve yüzde 35’inin buna karşı olduğu ortaya çıktı.” diye ifade etti.

IEA: “Küresel nükleer enerji üretiminin 2040 yılına kadar yaklaşık yüzde 46 büyüyecek.”

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da geçtiğimiz günlerde yayınladığı Dünya Nükleer Sanayii Durum Raporu 2018’te, küresel nükleer enerji üretiminin 2040 yılına kadar yaklaşık yüzde 46 büyüyeceği, bu büyümenin yüzde 90’ından fazlasının Çin ve Hindistan’dan geleceği öngördüğünü bildiriyor.

Alexey: “Bir nükleer santralin toplam yaşam döngüsünü hesapladığımızda bu enerji kaynağının, kilovatsaat başına karbon emisyon hacmi en düşük kaynak olduğunu görürüz.”

Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olan Akkuyu’yu inşa eden Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu Rosatom’un Genel Müdürü Alexey Likhachev de nükleer santrallerin, enerji ve çevre güvenliğine en çok hizmet edecek modellerin başında geldiğini vurguladı. Alexey şöyle konuştu:

“Bir nükleer santralin toplam yaşam döngüsünü hesapladığımızda bu enerji kaynağının, kilovatsaat başına karbon emisyon hacmi en düşük kaynak olduğunu görürüz. Sadece ekolojik açıdan güvenli olduğu için değil, aynı zamanda bir santralin üretim ve yaşam döngüsünü sağlamak için kurulan tüm tesisleri de en yüksek ekolojik standartlara uygun olmak durumundadır.

Günümüzde, imzalı sözleşmeler ve hükümetlerarası anlaşmalarla 12 ülkede inşaat halinde 36 güç ünitemiz var. Nükleer teknolojiler, her zaman onları kullanan ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınmasına önemli katkı sunar. Nükleer sektörü enerji tedarik zincirinin tasarım ve yapımlarının yanı sıra, uranyum madenciliği, dönüşüm ve zenginleştirme, nükleer yakıt tedariği, hizmet dışı bırakma, yakıt depolama ve taşıma, atık bertarafı, tıp, gıda ve tarım gibi farklı bilimsel ve uygulamalı iş alanlarının gelişmesini sağlar. Dolayısıyla nükleer teknolojilerin kullanımıyla sağlanan sürdürülebilir kalkınma ve fırsat umutları, önümüzdeki dönemde enerji pazarını daha da büyütecek. Bu alandaki uluslararası işbirliklerinin enerji güvenliği, çevre güvenliği ve istikrarlı enerji üretimi sağlamaya yarayacağını düşünüyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.