30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
  • DOLAR
    6,096
  • EURO
    6,84
  • BIST
    90787
Solar Çatı Hesaplama Modülü
MENÜ

Kükürt Nedir, Nerelerde Kullanılır?

Kükürt Nedir?

Kökeninin Farsça olduğu da iddia edilen kükürt, Latince “yanan taş” anlamındadır. Eski çağlardan beri gizemli ve büyüleyici bir madde kabul edilen kükürdü, bazı simyacılar maddeleri altına çevirdiği varsayılan “felsefe taşı” olarak da nitelendirilmiştir.

Fransız kimyacı Antonie Lavoisier, hidrojen ve oksijen bileşiği olarak kabul edilen kükürt, 1777 yılında kimyasal bir element olarak tanımlandı. 1810 yılında ise bu tanım Fransız kimyager Joseph Gay Lussac ve Louis Thenard tarafından yapılan deneylerle doğrulandı.

Periyodik tabloda “S” simgesi ile gösterilen kükürt, 16 atom numarası ile 6A grubu elementlerindendir. Kükürt, toz ve sıvı olarak kullanılabilen yanıcı ve patlayıcı bir ametaldir. Kukurt

kukurt
Kukurt

Kükürt, sağlıktan sanayiye kadar birçok sektörün vazgeçilmez maddesidir. Bununla birlikte, bütün bitkilerin ve hayvanların bünyelerinde bir miktar kükürt bulunur. Gerek tabiatta ve gerekse sanayide elementer kükürtün oluşum mekanizması H2S ve SO2 gazlarının oksitlenmesiyle çökelmesine dayanır.

  • Kükürtün Fiziksel Özellikleri:

Kükürtün rengi kanarya sarısı, bal sarısı veya yeşilimsi sarı olabilir. Bünyesinde mikrokristalen pirit içeren kükürt cevheri parlak koyu gri renklidir.

Kokusuz ve tatsız bir katı bir madde olan kükürt, güneş ışığında güç görülebilen mavi bir alevle yanarak keskin ve boğucu kokulu kükürtdioksit (SO2) gazını oluşturur.

Hafif açık mavi renkli alevi vardır ve çıkan SO2 gazı zehirlidir. H2S gazı da zehirli olup, zehirlenme gerçekleştikten sonra aniden düşüp bayılma görülür.

Reçine parlaklığına sahiptir. Saf kükürt yarı şeffaftır. Kırılması pürüzlü ve konkoidaldır. Beyaz çizgi gösterir. Sertliği 1,5-2,5 arasında değişir. Yoğunluğu 2,03- 2,06 gr/cm3‘dür.

Kükürtün, ısı iletkenliği azdır ve elektrik iletkenliği yoktur, bu sebeple iyi bir yalıtkandır. Ancak nemli veya piritli ortamlarda elektrik iletkenliği yüksektir. Sürtünme ile negatif elektriklenir. Optik karakteri pozitif ve çift kırması yüksektir.

Sıcak havalarda sürtünme ile için eriyerek hafif mavi alevle yanabilir. Röntgen ışınlarını geçirmez.

Kristal şekli piramidal holoedridir, nadiren de rombik kristaller halinde bulunur. Rombik kükürt ısıtılırsa 95,5°C’de monoklin kükürde döner. 95,5°C tranzisyon noktasıdır. Yani bu sıcaklığın altında rombik, üstünde monoklin kükürt vardır.

Monoklin kükürt soğuyunca yavaş yavaş rombik kükürde döner. Monoklin kükürt 119°C’ de ergiyerek sıvı hale geçtiğinden sadece 95,5°C-119°C’de arasında, mevcuttur. Kükürt, sulu eriyiklerden rombik sistemde ve magmatik, volkanik eriyiklerden monoklinik sistemde kristalleşir. Suda erimez ve süspansiyon halinde kalır. Petrolde az erir. Amorf modifikasyonları hariç değer çeşitleri karbon sülfür içinde erir.

  • Kükürtün Kimyasal Özellikleri:

Kimyasal bileşiklerde -2’den + 6 ya kadar değerler alır ve oksijen gibi özellikle metallerde hemen reaksiyona girer. Asal gazların ve azotun dışında birçok elementle birleşir. 270°C de yanar 444°C’ de kaynar.

Kükürt hemen hemen tüm elementlerde bileşik oluşturur fakat oda sıcaklığında reaksiyonu çok azdır. En yaygın bileşiği hidrojen sülfürdür (H2S). Hidrojen sülfür, çürük yumurta kokusu veren çok zehirli bir gazdır. Altın ve platin dışındaki metallerle kükürdün oluşturduğu bileşikler inorganik sülfürlerdir.

Hidrojenden sonra kükürtün en çok bileşik oluşturduğu element oksijendir. Oksijenle oluşturduğu reaksiyonlarda yaygın olarak kullanılır. Altın ve platin dışındaki metallerle kükürtün oluşturduğu bileşikler inorganik sülfürlerdir.

Hidrojen sülfürden sonra kükürtün oluşturduğu en önemli bileşik, kükürt dioksittir (SO2). Kükürt dioksit bileşiği sülfürik asit üretiminde kullanılır. Bu bileşikten başka kükürt, oksijenle 16 değişik asit oluşturur.

Organik kükürt bileşikleri kimyasal bileşiklerin başlıca sınıfını oluşturur. Doğada yaygın biçimde bulunurlar.Kükürt buharları kaynama noktasında S8 molüküllerinden ibarettir. Sıcaklık yükseldikçe S6, S4 ve 650°C’den sonra da S2 moleküllerine dönerler.

Kükürt, tarımsal bitkilerin besin kalitesini tayin eden birkaç parametre ile ilgili proteinlerin, glukosinolatların ve diğer bileşiklerin bir bileşeni olarak birincil ve ikincil bitki metabolizmasında önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda azotlu gübrelerin etkenliğini artırmakta ve yeraltı suyuna nitrat sızıntısını azaltmaktadır. Tahıllar için 17-34 kg/hektar, baklagiller için 44-56 kg/hektar elementer granül kükürt gübrelemesi tavsiye edilmiştir.

Kükürt Çeşitleri Nelerdir?

Kükürtün toz, katı ve sıvı olarak birçok çeşidi var. Tanecik boyutları ve saflık derecelerine göre çeşitlerine ayrılıyor. Kükürt çeşitlerinin formları ve fiziksel özellikleri farklı olsa da kimyasal özellikleri aynıdır. En kaliteli kükürt yüzde 99,9 saflık derecesinde ve 1-90 mikron ve yüzde 0,05 kül oranı olan kükürttür. Ticari olarak kullanılan kükürt yüzde 99 saflıktadır.

Doğal kükürt, maden kükürdü, sanayi kükürdü, tarım kükürtü, ilaç kükürtü, toprak kükürtü, yaprak kükürtü, toz kükürt, elementel toz kükürt, mikronize toz kükürt, granül kükürt en yaygın olarak kullanılan kükürt çeşitleridir.

Kükürt Nasıl Keşfedilir?

119°C’de ergidiği için en kolay kükürt tanıma usulü, kibrit alevine tutmaktır. Alevde katran gibi eriyerek siyah damlacıklar halinde damlamaya başlar.

Dünya kükürt kaynaklarının çok az bir kısmı yoğunlaşarak ekonomik madencilik ve işletmeye uygun rezervler oluşturmaktadır. Bu rezervlerin maden işletmeleriyle ve frash yöntemleriyle işletilmesi; kükürtün petrol ve doğal gaz rafinerilerinde yan ürün olarak üretilmesinden daha pahalıya mal olmaktadır.

Element halinde bulunduğu gibi, birçok elementle birleşerek sülfürler, sülfatlar ve organik bileşikler halinde, tortul, metamorfik ve volkanik kayaçlarda ve bütün fosil yakıtlarında bulunmaktadır. Tiplerine göre kükürt kaynakları şöyle sınıflandırılmaktadır:

  • Doğal elementer kükürt yatakları
  • Sülfürlü yataklar (pirit,bakırlı pirit v.s.)
  • Sülfatlı yataklar (jips, alünit v.s.gibi)
  • Doğal gazlar (H2S ve SO2 gazları da içerirler)
  • Termik santral ve endüstriyel baca gazları (SO2 içerirler).
  • Petol ve bitümlü kumlar
  • Kömür ve bitümlü şeyler
kukurt

Köklerine göre doğal kükürt yatakları üç ana bölüme ayrılır:

  • Sedimenter Kükürt Yatakları: Jipslerle aratabakalı veya jipsler bünyesinde yeralırlar. Hidrokarbonlarla kontakt halinde olan jipslerde kükürt bakterilerinin faaliyetiyle jipslerin biokimyasal bozuşmasından meydana gelir. Tuz domları jips örtü kayaçları bünyesinde de sedimenter kükürt yatakları bulunabilir.
  • Volkanik Kükürt Yatakları: Poröz ve çatlaklı volkanik ana kayaç bünyesinde metal sülfitlerle beraber yer alır. Cevher yatakları masif ve kütleseldir. Merkezden dışa doğru kükürt cevheri etrafında piritli, opalli, killi zonlaşmalar görülür. Volkanik H2S ve SO2 gazları yeryüzüne faylarla çıktığı taktirde yüzeyde kükürt empregnasyonları, süblümasyonları ve kabukları oluşturur.
  • Hidrotermal Kükürt Yatakları: Kükürt çiçekleri, çatlak dolguları ve serpili kristaller halindedir. Doğada küresel veya böbreğimsi, fay ve çatlak duvarları üzerinde örtü olarak ve toz kükürt çiçekleri şeklinde, çatlak dolgusu halinde bulunur. Fayların kesiştiği yörelerde kükürt miktarı ve etrafındaki alterasyon artar.

Doğal yataklarda geçmişte “Sicilya Yöntemi” adı verilen bir yöntemle elde edilen kükürt, günümüzde ise “Frasch Yöntemi” adı verilen bir yöntemle üretilmektedir. Petrol ve doğalgazdan kükürt elde etmek için ise “Claus Yöntemi” adı verilen bir kimyasal işlemi uygulanır.

Aralık 1894 tarihinde Alman asıllı Amerikalı kimyager Herman Frasch’ ın kükürt elde etmek için geliştirdiği ve “Frasch Yöntemi” adı verilen yöntem günümüzde kükürt yataklarında hala kullanılmaktadır. Frasch Yöntemi’ nde kükürt yatağına ısıtılmış basınçlı su buharı verilir. Sonuçta ergiyen kükürt dışarı pompalanır. Bu yolla yüzlerce metre derinlikten kükürt yatakları ortaya çıkarılır.

Doğal gazda kükürt, çoğu kez hidrojen sülfür (H2S) halinde bulunur. Petrol ise genellikle büyük oranda organik kükürt bileşikleri içerir. Petrol arıtıldığında bu bileşiklerden kükürt hidrojen sülfür açığa çıkar. Claus Yöntemi’nin uygulanması sırasında hidrojensülfürün 1/3’ ü yanarak kükürtdioksiti (SO2) oluşturur. Sonra bir katalizör yardımıyla iki gazın etkileşiminden kükürt elementi ve su oluşur.

Volkanik gazlarda da aynı kimyasal tepkime yer aldığından, bu gazlar volkanik kükürt yataklarını oluştururlar. Piritten ve bir yan ürün olarak sülfit filizinden kükürt, güçlü ısıtmayla (kavrulma yöntemi) kükürtdioksit biçiminde açığa çıkarılır. Kükürt, element halinde elde edilmez. Kükürtdioksit biçiminde açığa çıkarılır. Kükürtdioksit doğrudan doğruya, onu sülfürikaside dönüştürecek bir aygıta gönderilir.

Tuz sütunlarının oluşturduğu yüzeylerin yakınında ve buharlaşmış eski havzalarda kükürde rastlanabilir. Deniz dibindeki kalın alçıtaşları katmanlarının dönüşümüyle oluşan kükürt yatakları bulunmaktadır.

Kükürt Nerelerde Kullanılır?

Kükürt, başta sülfürik asit olmak üzere endüstriyel üretimin temel maddeleri arasında yer alıyor. Sanayide kullanımı oldukça yaygın olan sülfürik asit üretimi için milyonlarca ton kükürt kullanılmaktadır. Ham kükürt, sülfürik asit dışında kükürt dioksit gazı, karbon sülfür, tiyosülfat üretiminde kullanılmaktadır.

Kükürt, sülfürik asit ve bileşiklerinin kullanıldığı bazı ürün ve sektörleri şu şekilde sayabiliriz:
Kimya ve tarım endüstrisi, yem katkı maddeleri, sentetik reçineler, gübreler ve gübre katkıları, hayvan ilaçları, pigmentler, petrol ürünleri, deterjanlar, sac, patlayıcılar, bazı piller, kağıt, böcek öldürücüler, lastikler, barut, havai fişekler, kibrit, kauçuk, kozmetik ürünler, şampuanlar, kumaşlar, yapıştırıcılar…

Kükürtün Sağlığa Faydaları:

Kükürt; bağ dokuları, deri ve tırnak gelişimi, kan şekeri kontrolü, vücuttaki toksiklerin temizlenmesi, safra üretimi, saçların gelişimi için gerekli bir maddedir. Vücuttaki kükürt, oksijen dengesini sağlar ve beyin fonksiyonlarının sağlıklı işlemesine katkı sunar. Karaciğerde safra salgılanmasına da yardımcı olur.

Sabunlarda ve ilaçlarda kullanılan kükürt, cilt sorunlarına karşı önemli bir element. Ancak doğru kullanılmadığı takdirde bazı zararları ortaya çıkabiliyor.

Kükürtlü havuzları bulunan kaplıcalar ve termal tesisler bel ve eklem ağrıları, romatizma, egzama gibi deri hastalıkları başta olmak üzere birçok rahatsızlıkta tercih ediliyor.

Kükürt Nerelerde Bulunur?

Yerkabuğunun yaklaşık yüzde 0,06’sını oluşturur. Dünya’nın derin katmanlarında çok büyük oranda kükürt bulunduğu tahmin edilmektedir. Deniz suyu sülfat olarak yaklaşık 0,09 oranında kükürt içerir. Doğada oluşumları serbest ve bileşik halinde olabilir.

Kurşun, çinko, demir, bakır ve alüminyum gibi birçok önemli metalin cevheri sülfür veya sülfür bileşikleri içerir. Bazı doğal gazlar da hidrojen sülfür şeklinde bulunur. Fosil yakıtları ve kömürlerde de kükürde rastlanabilir.

Kükürt, volkanik alanlarda çok bulunur. Volkanik yataklar, alçıtaşı (kalsiyum sülfat) ve kireçtaşı katmanlarında doğal halde bulunur. Volkanik kökenli 12 ülkede zengin kükürt oluşumları mevcuttur. Meksika, Japonya, Polonya, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin Gulf bölgesi ve batı Teksas, Kanada, İtalya, Kıbrıs, Norveç, İspanya ve Fransa zengin kükürt ve bileşiklerini içeren yataklar bulunmaktadır. Yaklaşık 50 ülkede de petrolden yan ürün olarak üretilmektedir.

Türkiye’de Balıkesir, Muğla Milas, Ağrı Diyadin, Isparta Keçiborlu, Denizli Sarayköy ve Van’da doğal kükürt yatakları bulunmaktadır. Petrolden kükürt üretimi ise İzmir Aliağa, İzmit ve Kırıkkale’deki TÜPRAŞ rafinerilerinde yapılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir