30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


Kaz Dağları Tartışmaları Devam Ediyor

ÇANAKKALE (Enerji Portalı) – Çanakkale’de Kanadalı bir firma tarafından Kaz Dağları’na yakın bir bölgede altın ve gümüş aramaları konusundaki tartışmalar devam ediyor.

Türkiye, Kaz Dağları eteklerinde Kanadalı bir firmanın altın ve gümüş madeni arama çalışmalarını konuşuyor. Konuya ilişkin şimdiye kadar gelen açıklamalar halk için tatmin edici olmadı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Doğu Biga Madencilik firmasından, bugüne kadar konuyla ilgili yapılan açıklamalarda ise şu ifadeler yer aldı:

“Çanakkale merkeze 30 kilometre uzaklığındaki alanda altın ve gümüş madeni arama faaliyetleri için 2010 yılında gerekli başvuruları tamamlayan Alamos Gold, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini bitirip ilgili bakanlıklar ve bağlı kurumlardan izin alarak bölgede çalışmalarını sürdürüyor.

İl merkezine 30 kilometre uzaklığındaki Kirazlı Balaban Tepesi’nde yer alan maden sahası, içme suyu amaçlı kullanılan Atikhisar Barajı’na 14, Kaz Dağları Milli Parkı’na ise 40 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

‘Siyanür kullanılmıyor. Tüm maden sahası yeniden ağaçlandırılacak.’

Altın dahil, madenlerin aranması ve çıkarılması süreçlerinde doğal ortamda siyanür ya da türevi bir madde kullanılmamaktadır.

195 bin değil 13 bin 400 ağaç kesildi. Çalışmanın tamamlandığı alanlarda ‘Maden Sahaları Rehabilitasyon Eylem Planı’yla tüm saha yeniden ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulacak.

Çevreye zarar verilmemesi ve bölgenin korunması için gerekli tüm tedbirler alınarak çalışmalar yapılıyor.”

ÇED raporunda ayrıntılı olarak bilgi verildi…

İlgili bakanlıklarca kabul edilen ÇED raporunda tüm ayrıntıların yer aldığı belirtilen açıklamada, “suyun ve toprağın siyanürle kirletileceği” iddiaları yalanlandı. Çanakkale’de son 15 yılda bin 249 dekar alanda maden sahası rehabilitasyonu yapılarak 168 bin fidan dikildiği, bu sahaların da bakım çalışmaları yapılmak suretiyle verimli ormanlara dönüşümünün sağlandığına dikkat çekildi.

Atikhisar Barajı ile ilgili bir olumsuzluk söz konusu değildir. Ormanda bir katliam yoktur.”

Bölgeye gelen TMMOB Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz da teknik inceleme gezisinin ardından, değerlendirmelerde bulundu. Türkyılmaz, yaptıkları incelemelerde maden arama faaliyetleriyle ilgili tüm izinlerin alındığını belirterek, herhangi bir olumsuzluğa rastlamadıklarını anlattı. Maden sahasının Çanakkale ve Kaz Dağları’na uzaklığına işaret eden Türkyılmaz şunları aktardı:

“Burada verilen izinde, özellikle Çanakkaleli halkımızın ısrarla ve hassasiyetle üzerinde durduğu Atikhisar Barajı ile ilgili bir olumsuzluk söz konusu değildir. Ormanda bir katliam yoktur. Yasa ve mevzuatlara aykırı bir durum yoktur. Son yıllarda Türkiye’de orman alanı artmaktadır. Bu konuda da Türkiye lider bir ülkedir.”

“Su ve Vicdan Nöbeti” sürüyor…

Çanakkale’de yaklaşık iki hafta önce başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” ise bazı çevre dernekleri, STK’lar ve Çanakkale Belediyesi’nin desteğiyle sürüyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal da parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuyla ilgili görüşlerini paylaştı. Kaz Dağları başta olmak üzere Bursa İznik, Salda Gölü, Hasankeyf ve Munzur Havzası gibi ülkenin birçok yerinde büyük bir doğa katliamı olduğunu savunan Sarıbal şöyle konuştu:

“Yer üstünü bitirip, yer altını darmadağın eden bir yapıyla karşı karşıyayız. Aslında bunun adı rejim sorunudur. Son 16-17 yıldır HES’lerle otoyollarla havaalanlarıyla aklınıza ne gelirse bütün projelerde yetki alan, bu projeleri yapan firmaların şimdi yerin altına nasıl girdiğini görüyoruz. Yerin üstünü talan ettiler, şimdi yerin altını yukarıya çıkarıyorlar. Krizden nemalanmak için yerin üstünde iş yapan firmaların tümü şimdi yer altına saldırıyorlar.

‘200 bin ağaç kesilecek, 70 milyon tondan daha fazla toprağın yer değiştirecek, 26 bin ton da siyanür kullanılacak.’

Kaz Dağları’nda 900’den fazla arama ruhsatı var. Balaban-Kirazlı bölgesinde şu anda 6 bin dönüm ormanın kesildiğini, bunun 2 bin 500 dönümünün tamamen kesildi. ÇED raporunda 45 bin ağaç belirtildiğini, ancak en az tespitiyle 200 bin ağaç kesilecek, 70 milyon tondan daha fazla toprağın yer değiştirecek, 26 bin ton da siyanür kullanılacak.

‘100 kilo altının 2 kilosunu bize bırakacaklar.’

Milyonlarca ağacı yok edecek bir zehir o topraklarda saklanacak, tutulacak. 6 yılda orayı talan edecekler. Ama siyanürlü havuzlar için kullandıkları plastik 200 yıl. ‘6 yıl çalışıp burayı bir harabe olarak bırakıp gideceğiz’ diyorlar. Ama o siyanürlü havuzları, çamur, batak kalan kısmı için 150-200 yıllık havuzlar yapacaklar. Demek ki 200 yıl biz bu topraklarda o riski taşıyor olacağız. Çıkardıkları altından ülkemize kalan kısım sadece yüzde 2’lik kısım olacak. 100 kilo altının 2 kilosunu bize bırakacaklar. Temel ölçü de kendilerinin beyanı. Türkiye’nin kurumları bir şey diyemeyecek, onlar ne beyan ediyorsa onun üzerinden yüzde 2 olacak.

‘Çıkarılan altından Türkiye’ye 170 milyon lira para kalacak. Çanakkale’nin yıllık tarımsal hasılası ise 8 milyar lira.’

Yapılan açıklamalara göre çıkarılan altından 6 yıl sonra Türkiye’ye 170 milyon lira para kalacak. Çanakkale’nin yıllık tarımsal hasılası ise 8 milyar lira. Dolayısıyla büyük bir talan, büyük bir yağma, bir rejim üzerinden yürütülüyor. Bu rejimin adı vahşi kapitalist rejimdir. Bir Kızılderili atasözünde dendiği gibi, ‘Ormanda son ağaç kesildiğinde beyaz adam paranın yenmeyeceğini anlayacaktır.’ Siyasal iktidar parayı seçmiştir.”

Son Dakika Enerji Haberleri için enerjiportali.com/son-dakika-enerji-haberleri Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir