30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
Reklamı kapat

Isıtma Sektöründe Yenilenebilir Enerjinin Rolü Nedir?

11 Aralık 2019’da AB komisyonu tarafından açıklanan “Avrupa Yeşil Paketi – European Green Deal-” ile Avrupa 2050 yılında iklim-nötr ilk kıta olmayı hedeflemektedir. AB açısından bu yeşil dönüşüm bir kalkınma ve büyüme stratejisidir. Türkiye-AB ilişkilerinde ortak Pazar anlaşmalarına ve piyasa benzerliklerine bakıldığında Türkiye’nin bu plandan etkilenmemesi veya pazarının etkilenmeyeceğinin düşünülmesi fazla iyimser bir bakış olur. Ayrıca yeşil bir büyüme stratejisindeki en önemli konu ise şüphesiz ısı üretim ve kullanımından kaynaklanan karbonun düşürülmesidir.

Tüm bu ortamda, Türkiye’nin sadece elektrikte yerli ve yenilenebilir enerji stratejisinin tüm bir enerji sistemi için genişletilmesi ekonomik büyümeye, ihracat pazarlarına erişime ve rekabetçiliğe, en önemlisi yaşam kalitesinin artmasına çok büyük bir etkisi olacaktır. Şüphesiz enerji sistemindeki en büyük tüketim başlığı da ısıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın her sene yayınladığı enerji denge tabloları verilerine göre Türkiye’nin toplam nihai enerji tüketimi 2018 yılı sonunda 100 milyon ton eşdeğer petrol (Mtep) seviyesini aşmıştır. Bu toplamın içerisinde elektrikle ilgili nihai tüketim beşte bir paya sahiptir. Ayrıca binalar, ulaştırma, sanayi ve diğer son tüketici sektörlerde tüketilen fosil yakıtlar ve doğrudan yenilenebilir enerji kullanımının payı yüzde 80’i bulmaktadır.

Enerji dönüşümü sürecinde Türkiye’nin elektrik sektöründe yapıyor olduğu atılımlar çok umut vericidir. Her yıl sisteme ilave edilen toplam elektrik kurulu gücünün yarısından fazlasını şunlar oluşturuyor:
Güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynakları.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan yatırım eğiliminin bu teknolojilerin maliyetlerindeki düşüş ve verimliliklerindeki artışla birlikte gelecek senelerde de devam etmesi öngörülmektedir. Yenilenebilir enerjinin toplam elektrik tüketimindeki payı son birkaç senedir üçte bir seviyelerinde seyrederken 2019 yılında yüzde kırk seviyesini aşmıştır.

Türkiye Nihai Enerji Tüketimi

Yenilenebilir enerji kullanımının yanında, enerji verimliliği önlemlerinin hayata geçirilmesi bu sektörler için eşit derece de önemlidir. Türkiye’nin sahip olduğu detaylı ve kapsayıcı Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı içerisindeki birincil enerji tüketiminde: %14’lük tasarruf hedefinin 2023 yılına çok az bir zaman kala ulaşılabilmesi için enerji verimliliği önlemlerinin bir an önce hayata geçirilmesinin önemi gün geçtikte artmaktadır.

Bu kapsamda mevcut eylem planımızı destekleyen sektöre özgü politikalar uygulanmaya başlanmıştır. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin nihai enerji tüketiminin neredeyse yüzde 40’ından sorumlu olarak en fazla enerji tüketen konut, ticari ve kamu binalarıdır. 2019 yılının ağustos ayında açıklanan yönetmeliğe göre:
Enerji verimliliği açısında büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye kamu binalarında asgari %15’lik bir tasarruf hedeflenmektedir.

Son tüketici sektörleri ilgilendiren enerji verimliliğiyle ilgili eylem planı uygulamalarında olumlu gelişmeler yaşanıyor. Fakat Türkiye toplam nihai enerji tüketiminin neredeyse yüzde 80’ninden sorumlu olan bu sektörlerde gerçek anlamda bir enerji dönüşümünün yaşanması gerekir. Bunun için de enerji verimliliği dışında yenilenebilir enerji payının artırılmasının acil önemi ön plana çıkmaktadır.

Proses ısıları…

Yenilenebilir enerjinin bu sektörlerdeki potansiyelini belirlemek için enerjinin hangi alanlarda ve nasıl tüketildiğini anlamak kilit öneme sahiptir. Şekil 1 Türkiye’de enerjiyi son tüketen sektörlerinde kullanılan ısının sıcaklığını göstermektedir. Sanayi sektörüne baktığımızda üretim proseslerinde kullanılan proses ısısı farklı sektör ve işlemlerine göre büyük farklılıklar göstermektedir.

Şekil 1: Sanayi Sektörü ve Binalarda Elektrik Dışı Nihai Enerji Tüketiminin Sektör ve Kullanılan Isının Derecesine Göre Kırılımı

Türkiye için önem arz eden demir çelik ve çimento sektörlerinden başlanabilir. Bu sektörlerin ortak noktaları 1000 santigrat derece (o C) ve üzerinde kullandıkları proses ısıları veya elektrik enerjisidir. Buna kıyasla gıda ve içecek sektöründeki prosesler çoğunlukla 250o C’nin altında kalmaktadır. Sektörün proses ısı karakteristikleri, tekstil sektöründekiyle çok benzerdir. Petrokimya sektöründe ise proses ısıları 400o C ve üzerine çıkabilirken binalarda ise sıcak su üretimi ve bölgesel ısıtma için gereken ısının sıcaklığı genellikle 100o C’nin altında kalmaktadır.

Raporun tamamına aşağıdaki bağıntıdan ulaşabilirsiniz:

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir