30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


“İhtiyaç Olursa Eşel Mobil Sistemi Uygulanabilir”

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Enerjide son yıllarda özellikle arz tarafında yapılan yatırımlarla kesinti ve kısıntı sorununun giderildiğini anlatan Dönmez, yerli ve yenilenebilir kaynakların payını artırmak için çalıştıklarını söyledi.

Dönmez, elektrik üretiminin yarısının yerli ve yenilenebilir kaynaklardan, diğer yarısının ise ithal kaynaklardan elde edildiğinin altını çizerek, “Amacımız yerli kaynakların payını yüzde 60-70’lere yükseltmek. Bu yılın ilk 2 ayında yüzde 60’lı oranlara ulaştık. Daha çok yerli ve yenilenebilir diyerek birçok projeyi hayata geçiriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Nükleer Enerji…

Nükleer santral projelerinin dünyanın her yerinde uzun zaman alan projeler olduğunu anlatan Dönmez, “Bu tür projelerde lisanslama, ÇED gibi süreçler zaman istiyor. Fiilen sahada işe başladığınız zamandan daha fazlasını inşaat öncesi izinlerde, projelerde harcıyorsunuz. Biz bu safhaları bitirmiş olduk, inşaat süreci başladı.” dedi.

Dönmez, Rusya ve Türkiye’nin iradesinin projeyi tamamlama yönünde olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in projeyi yakından takip ettiğini anlattı.

Akkuyu NGS’de ilk reaktörün devreye alınması için hedefin 2023 yılı olduğunu anımsatan Dönmez, “Geçen yıl zaten ilk temel atıldı, lisans alındı. İkinci reaktörün inşaat lisansını da verip çalışmalara başlayacaklar. 4-5 yıl önce 250-300 civarında öğrencimizi eğitim için göndermiştik. Lisans eğitimi aldılar. O gençlerimizden yaklaşık 30’u diplomalarını aldı, Şu anda projede fiilen çalışmaya başladılar. Bu sene yine 30 civarı öğrencimiz diplomasını almış olacak.” diye konuştu.

Bakan Dönmez, Akkuyu’da kullanılacak malzeme ve ekipmanın Türkiye’den tedariki konusunda uzun dönemdir çalışmalar yürütüldüğüne dikkati çekerek, sanayi kuruluşlarıyla çeşitli vesilelerle bir araya geldiklerini aktardı.

Dönmez, Akkuyu NGS inşaatı için Türk sanayicilerle Rosatom yetkililerini bir araya getirdiklerini belirterek, söz konusu süreçte bazı standartlar belirlendiğini söyledi. Türkiye’nin inşaat konusunda ciddi anlamda deneyimli olduğunu hatırlatan Dönmez, “Ciddi yüklenici firmalarımız var. Akkuyu NGS’de Türkiye’deki firmaların tecrübelerinden yararlanmaya başladılar. Birkaç defa yerinde gördüm. Çalışanların neredeyse yüzde 90’ı Türk işçi ve mühendislerden oluşuyor.” dedi.

Dönmez, Akkuyu’da ortaklık konusunun zaman zaman gündeme geldiğini belirterek, “Türkiye’den ortak arandığı ifade edilmişti. Rosatom olmazsa bunu ‘tek başımıza da yapabiliriz’ diyor. Netleşen bir şey yok. Projenin fizibilitesi var. Yerli başka bir ortak masaya oturduğu zaman değerleme yapması gerekecek. Bunlar uzun zaman alan süreçler. Büyük miktarlı bir yatırım ve finansmandan bahsediyoruz.” diye konuştu.

Akaryakıt Piyasası…

“Şu andaki petrol fiyat artışlarının arz yetersizliğinden değil, büyük oranda bu ambargolara bağlı olarak geliştiğini düşünüyoruz. Siyasi bir neden olduğunu düşünüyoruz.”

Türkiye’de akaryakıt fiyatlanmasının döviz kuru ve petrol fiyatlarına bağlı olduğunu anlatan Dönmez, bunların yanı sıra rafinaj ve diğer maliyetlerin de fiyatlara eklendiğini söyledi. Dönmez, akaryakıt sektörünün serbest piyasa kurallarının sağlıklı işlediği sektörlerden biri olduğunu ifade etti. Akaryakıt fiyatlarının oluşumuna ilişkin çok defa sorularla karşılaştıklarına işaret eden Dönmez, şunları kaydetti:

“Gönül isterdi ki, fiyatları çok daha düşükten belirleyelim, vatandaşımız, tüketicimiz bundan istifade etsin. Suni olarak bunun artırılmasının önüne geçmek için gereksiz ve haksız ambargoların önüne geçmemiz lazım. Şu andaki petrol fiyat artışlarının arz yetersizliğinden değil, büyük oranda bu ambargolara bağlı olarak geliştiğini düşünüyoruz. Siyasi bir neden olduğunu düşünüyoruz. İnşallah bunun farkına varılır ve bu uygulamalardan vazgeçilir. Birçok ürünün ham maddesi petrol. Keza gaz fiyatları. Boru gazı dediğimiz gazlar uzun dönemli kontratlara bağlanmış durumda. Bunlar petrol fiyatlarına endeskli olarak değişiyor, artıyor veya eksiliyor.

Bugün ham petrol fiyatları 65-66 dolarlık fiyatta, bunun aşağı yukarı 1 hafta sonra akaryakıt pompalarına yansıdığını görüyoruz. Ortalama 6 ay sonra da gaz fiyatlarını etkilediğini görüyoruz. 7-8 ay sonra da elektrik fiyatlarını etkiliyor. Niye etkiliyor derseniz, birçok ülkede gazdan elektrik üretiliyor. Saatlik çalışan bir elektrik borsası var. Gazla üreten firmalar değişen maliyetleri elektrik fiyatlarına yansıtıyorlar doğal olarak. Toptan elektrik fiyatlarında yedinci ayda bunu görüyoruz. Konutlarda ise 9 ay sonra fiyatlara yansıma görülüyor.”

“İhtiyaç olursa eşel mobil sistemi uygulanabilir.”

Bakan Dönmez, geçmişte petrol ve kurun arttığı dönemde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın eşel mobil uygulamasına gittiğini de hatırlattı. Yüksek fiyat artışlarının vergi üzerinden yönetildiğini anlatan Dönmez, bunun bir rahatlama sağladığını söyledi.

Dönmez, hazinenin bir yerde kendi vergi gelirinden fedakarlık yapmış olduğunun altını çizerek, “Şu anda yılbaşı itibarıyla buna ihtiyaç kalmamıştı ama geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanımız ‘ihtiyaç olursa tekrar gündeme gelir’ dedi. Eşel mobil mekanizmasının olduğu dönemlerde farklı durumlar vardı, o kalktı biliyorsunuz. Artış veya azalış şu an pompaya olduğu gibi yansıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir