30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
  • DOLAR
    5,828
  • EURO
    6,5828
  • BIST
    99835
Solar Çatı Hesaplama Modülü
MENÜ

Güneş Enerjisi Sektörü “Pembe Yalanlar” Üzerine Kurulmuş Bir Sektör Haline Nasıl Geldi? – Hasan Yiğit

Köşe Yazısı – Hasan Yiğit

2013 yılın son aylarına geri dönmek istiyorum. İlk yazmış olduğum köşe yazımla başlacağım.

22 Ekim 2013 tarihinde “Güneş Panelinde Garanti Süresine Dikkat!” ve 30 Ekim 2013 tarihinde yayımlanan “Güneş Panellerinde Isı Şartına Dikkat!”  yazılarım ile güneş enerjisi sektörü için çok önemli olan konulardan bazılarına dikkat çekişmiştim. O zaman sektördeki şirketler başta olmak üzere güneş enerjisi sektöründe yer alan paydaşlardan, “Hasan sus, para kazanmana bak.” uyarılarına çokça maruz kalmıştım.

Bu yazılarımdan iki yıl sonra 20 Haziran 2015 tarihinde TÜV Rheinland’ın açıkladığı raporu üzerine “GES’ler Alarm Veriyor” yazımı yayımlandı. Bu yazıya geri dönüşler ise “Türkiye’de bu durum yaşanmaz.” şeklinde oldu. O tarihlerde Cem Çamcı ile bir röportaj yapmıştık. Çamcı, güzel bir cümle söylemişti. Duyduğum andan itibaren bu cümleyi yeri geldikçe sıkça kullanır oldum. Çamcı şöyle demişti: “GES`inizin kalitesi en zayıf halka belirler.” Ben bu cümleyi dile getirdikçe sektör paydaşlarından yine “Hasan sus, para kazanmana bak.” uyarıları geldi ve Türkiye’de “zayıf halka” olmaz denildi.

“GES’ler Alarm Veriyor” yazımdan iki yıl sonra, 27 Eylül 2015 tarihinde “Enerjide Çantacı Ekonomiye Zarar” adında bir yazı yayınladım ve “1 Ampül ile 1 MW” sözünü ortaya attım. Tepki olarak yine bu meşhur söz sektörden geldi: “Hasan sus ve para kazanmana bak.”

Ben 2013’ten itibaren her yazımda bu günlerin geleceğini görüp yazılar kalem aldım. Yukarıda belirttiğim yazılarım bunlardan yalnızca birkaç tanesiydi… Şimdi güneş enerjisi sektöründe ne oldu? Pek çok paydaşımız uyarılarıma gülüp geçmişlerdi. Hatta bazıları, “Hasan sektöre taş koyuyor.” diyip beni kötüleme yollarına gitti.

Şuanki pembe yalan üzerine kurulmuş güneş enerjisi sektörü diyorum, şöyle ki:

Bana göre, güneş enerjisi santrallerimizin yarısından çoğu sağlıklı değil. Bazıları, suçları güneş enerjisi ekipman üreticilerine verseler bile -çoğunda hatalar üreticide olduğunu bende inanıyorum-, maalesef çoğu güneş enerjisi santrali işletmecisi üreticilerin yazdıkları kurulum kılavuzuna yeteri kadar riayet etmemektedir. Bu davranışlar da “garanti kapsamı dışına” girmektedir. Hata üreticide olsa bile hukuken elleriniz bağlı olmuş oluyor. Çoğu hatalar maalesef “sistemin en zayıf halkası olan ELEMAN”dan meydana geliyor. Bu hatalar, Yanlış dizayn, Kurulum Kılavuzu’na aykırı kurulum vs şeklinde gerçekleşiyor.

Sonuç: Yatırımcı elli boş dönüyor…

Geçen bir 500 KW yatırımcı derneğimize (Yenilenebilir Enerji Tüketicileri Derneği, YETÜD’e) geldi ve 2 invertörünün yandığını belirterek invertör şirketinin bu hasarlarını karşılamadığını ifade etti. Adam (yatırımcı) ne yapmış? İnvertör ve modülü ayrı alıp dışarıdan birilerine montaj ettirmiş. Sorun burada değil. Projesinde 260 Watt panel varken üretici ile anlaşıp 285 Watt üretip 260 Watt etiketi bastırmış. Yani, 500 kWe için proje 572 kWp iken bu “akıllı yatırımcı” 627 kWp sistem kurmuş. Normal proje % 14,4 ile bizim “akıllı yatırımcımız” bunu % 34,4 çıkarmış. Sonuç; invertörler sorun yaşamış. Suçlu kim?..

Bunlar daha başlangıcı, 5 yıl bir geçsin sonra ben iddia ediyorum ki, çoğu santrallerde verimler birden ve aşırı şekilde düşecektir.


“Mini YEKA Yerine Lisanssız YEKA Modelini Öneriyorum”


Bunlar aynanın “Teknik” tarafından bakılınca görülen pembe yalanlar. Gelelim mevzuat olayına:

Uzun zamandır kapasiteler açılmadı. Birkaç aydır yönetmelikte değişiklikler yapılacağı ve onun arkasında yeniden kapasite açılacağı konuşuluyor. Açıkçası, ben yapılacak değişikliklerden çok umutlu değilim. Tek pozitif olacak şeyin aylık mahsuplaşma olacağı kanaatindeyim. Yalnız, son duyumlardan sonra bu aylık mahsuplaşmanın da yeterli olacağını pek sanmıyorum…

Geçenlerde Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde kurulan güneş enerji santrallerinden elektriğin alınmaması ile ilgili madde yayımlandı, biliyorsunuz: 2 Şubat 2019 tarihinde yayınlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’’inin “Kurulamayacak Tesisler” başlık altında Madde 54 (9) “OSB tüzel kişiliği ve katılımcının kendi ihtiyacı için kurulan/kurulacaklar hariç olmak üzere, güneş ve rüzgârdan elektrik enerjisi üreten tesisler,kurulamaz.” ifadesi bulunuyor.

Bir OSB Elektrik Yöneticisi ile görüştüm. OSB Elektrik Yöneticisi, değişiklikler ile yayımlanacak Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmenliği (LÜY)’nde OSB’ler için ayrı parantez olmazsa bu LÜY kapsamında 5(ç) “Öz Tüketim” maddesi altına girdiği düşüncesinde. Bu durum, Organize Sanayi Bölgelerinde elektrik fiyatların fon ve vergiler dahil, KDV hariç kilovat saati 36 kuruş çıvarı iken bunun çatılara kurulumun önünde büyük bir sorun olacak gibi görünüyor…

Son günlerde OSB’de yapılan durum Enerji Kooperatifleri’nde de hayata geçirileceği de kulağıma geldi. Enerji Kooperatifleri için de fazla elektriğini satamayacak gibi bir durum söz konusu…

İki tarafa da bakarsam OSB dışındaki endüstriyel çatıların mahsuplaşma sonrası fazla üretilen elektriğin satılamaması korkusu ağır basmakta…

Şimdi buraya nasıl geldik? 2016, 2017 ve 2018 ballı yıllarında herkes bugünleri düşünmedi ve devletin sektörün yaptığı etik dışı işlemlerin önüne bir “Güneş Seddi” koyacağını beklemedi ve sektör oyuncuları kendilerini pembe yalanlarla kandırdılar.

Bu Güneş Seddi neden koyuldu? Bana göre şunlardan ötürü koyuldu:

1)Etik dışı “1 Ampül ile 1 MW” kurulumlardan dolayı. LÜY ‘ün esas amacı öztüketim içindi, fakat bizim insanlarımız bunu kötüye kullanarak yüzde 99’unu devlete satmak ile bu işe girişti. Projelerin çoğu da bana göre -bu iddiada bulunmaya devam ediyorum- çoğu hukuka aykırı. Hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum çünkü çoğu proje “usulsüz abonelik” ile yapılmıştır ve başvurularda beyan da “usulsüz abonelik” sayaç numaraları ile olmuştur.

Kamuya karşı yalan beyan suçtur ve TCK hükümleri altındadır. Burada Eneji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bana göre bir hata yapmıştır. EPDK, 29.06.2017 tarihli 7150 sayılı kurul kararı ile bir af niyetinde bir karar çıkarmıştır. Fakat burada kamuya karşı yalan beyandan dolayı TCK suçu işlenmektedir…

2)Gelelim OSB’lere , Kayseri OSB’nin kurduğu 50 MW üzerindeki GES ne kadar etiktir sormak lazım. Devletin böyle şeylerin yaşanmaması için 2 Şubat 2019 tarihindeki mevzuat değişikliğini yaptığını düşünmekteyim. Ayrıca Kayseri OSB 50 adet aboneliği nasıl buldu? Bu da başka bir soru…

3)Gelelim Enerji Kooperatifliği’ne. Burada yine önümüze Kayseri çıkıyor. Bildiğiniz gibi, Kayseri’de Mobilyacılar Yenilenebilir Enerji Kooperatifi tarafından 5 MW Güneş Enerjisi Santrali kuruldu. Burada nedense 4 Eylül 2018 tarihli Yeşil Gazete haberinde yer alan bilgilere göre; Mobilyacılar Yenilenebilir Enerji Kooperatifi Müdürü Ercan Sarıkaya açıklamasında “Geçen Ağustos ayında toplam 706 megavatsaat (MWh) elektrik üretiminde bulunduk. Bu üretim takriben 8 bin konutun tüketimine denk geliyor. Üretimin 105 megavatsaatini (MWh) kendi bünyemizde tükettik. Yani takriben üretimimizin yüzde 15’ini kendimiz tüketiyor, geri kalanını satıyoruz.” diye ifade ediyor. Enerji Kooperatifi ne için kuruldu? LÜY kapsamında ağırlıklı öz tüketim için kurulmamış mıydı? Bu sözleri dikkate aldığımızda kooperatif ürettiği elektriğin yüzde 85’i satıyor. Peki, bu etik midir?..

Bu üç etik olmayan ve bazıları da “hukuka aykırı” olarak yapılmış işlemlerden sonra devletin bir “Güneş Seddi” kurması kaçınılmazdı. Yıllardır pembe yalanlar ile ayakta duran güneş enerjisi sektörü paydaşları karşılarına “Çin Seddi” gibi sert bir “Güneş Seddi” geleceğini düşünemedi. Bu zamana kadar sektör, kendi kurallarını kendisi yapmak istedi…

Ben 2013’ten beri yazılarımda bunları insanlara anlatmak istedim. Ve işte sonuç önümüzde!..

Sektörü kurtaracak tek bir çözüm var. Bu da bana göre “aylık mahsuplaşma” değil; Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan “Yıllık Mahsuplaşma”. Fakat Türkiye’de her şey kötüye kullanıldığı için, burada da küçük bir sigorta koymak gerekiyor. Bu sigortanın “Yıllık Mahsuplaşma” dan kalan tüketim fazlası elektriğin satılamaz durumu olması gerektiği kanaatindeyim. Böyle bir uygulama gelirse endüstriyel çatıların önü tam olarak açılmış olur.

Neden “Aylık Mahsuplaşma” değil diyorum? Şundan dolayı:

Bazı fabrikalar mevsimlik çalışır. Bir taraf, Mayıs-Ekim arası aylık ortalama 4.000 kWh tüketim gerçekleştiriyor; öbür taraf ise aylar aylık 120.000 ile 150.000 kWh tüketiyor. Bu tür mevsimlik üretim yerlerinde “aylık mahsuplaşma” hiçbir şeye yarayamayacaktır.

Yazımın sonunu Ateş Uğurel Bey’in sosyal medyada paylaştığı bir yazı ile bitirmek istiyorum. Kendisinin bu görüşlerine ben de katılıyorum:

“2016-2018 yılları arasında Türkiye güneş enerjisi sektöründe istisna bir durum yaşandı. Müşteri 3 yıl boyunca satıcının peşinde koştu. Yani GES yatırımı yapacak yatırımcılar güneş paneli-invertör-kablo-konstruksiyon vs üreticileri ile EPC firmalarının kapısını çaldı sürekli.

2019 ve sonrasında artık iş tersine (normale) döndü. Güneş enerjisi sektöründe iş yapmak isteyenler tek tek müşterileri ziyaret ederek onları ikna etmek zorundalar, hem fiyatları hem de kaliteleri ile.

Bu 180 derecelik değişimin hala farkında olmayan şirketler/şahıslar var, onlar için aslında oyun da bitti. Öztüketim pazarının, ikili sözleşmelerin, global pazardaki yatırım imkanlarının ve yapılırsa mini YEKA’ların artık yeni kuralları ve yeni oyuncuları olacak.”

5 yorum

  • Sayın Hasan Yiğit
    Yorumlarınıza katılıyorum . Çok acımasızsınız, fakat haklısınız da ne yapalım .
    Ben tekim zannediyordum yıllık mahsuplaşma isterken .
    Sebep de fabrikalardan daha da açık seçik durum . Yazlık villalar .
    Yanlızca temmuz ağustosda ayda 1.000 er kws kullanıyoruz sonra yok .
    Halbuki 2-3 kw lık bir çatı GES bize 3.000 -4.500 kws enerji verir bütün yıl .
    2.000 i yazın kullandık gerisini devlet almalıdır .
    Aküler ucuzlasa akü alacağım .
    Çatıyı herkes ihmal ediyor . En korktuğum ehliyetsiz uygulayıcılar . Bakın siz de invertör patlamış diyorsunuz . Daha neler olıuyor haberimiz olmuyor .
    Bir an evvel Meslek Yeterlilik Belgesi almalılar . Ben MYK na yazdım dünya kadar kırtasiye çıkardılar bana . Ben de vaz geçtim . Ama şart .

  • Avatar Hüseyin dedi ki:

    Dürüstlük önemli kullanmak için mi satmak için mi devletle ona göre pazarlık yapacak bir ikincisi kullanmak için ise üretimin den yüzde on fazlasını satabilsin bak bakalım neler oluyo kaç tane üretici kalıyo adamlar iyi niyeti suistimal ediyo ve kimse de ses çıkarmıyor

  • Avatar fırat gül dedi ki:

    Bunu da eline yüzüne bulaştırdılar, bir işi de adam gibi yapabilseler…

  • Avatar Muvaffak GÖZAYDIN dedi ki:

    Hüseyin Bey
    Herşeye rağmen iyimser olmak ve çok dikkatli olmak zorundayız .
    Dünyanın her yerinde dürüst sanayiciler var , dürüst olmıyan sanayiciler var .
    Bunun yüzdesi ülkeden ülkeye değişiyor yanlızca .
    Siz de arayıp iyisini bulacaksınız . Emin olun çok iyiler de var . Ama arayacaksınız . Soracaksınız .
    Ben kendi ihtiyacı için tesis kuracakların ticaret yapmasına karşıyım . Onun için de devlet ile mahsuplaşma metering üzerine olsun diyorum . Yani xxx kws enerji verdim alacaklıyım, yyy kws enerji aldım borçluyum . Yılda bir defa da mahsuplaşırı<. Buna Amerikada " net metering " diyorlar . Bakalım bizimki,ler kabul edecek mi ?

  • Avatar Muvaffak GÖZAYDIN dedi ki:

    Sayın Fırat GÜL :
    Maalesef her ülkede kötüler var . Ama çok iyiler de var . Biz onlşarı arayıp bulacağız .
    Saygılarımla .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir