30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


GENSED Başkanı Demirdağ: ‘Türkiye Bir Güneş Ülkesi’

İSTANBUL (Enerji Portalı)-Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, ülkemizin çevre dostu enerji potansiyeline dikkat çekti.

Pandemi ve yaşanan bölgesel savaşlar hem ulusal hem de küresel ölçekte enerjinin önemini yaşamsal boyutta artırdı. Sürdürülebilir ve çevre dostu olmasıyla güneş enerjisi sistemleri enerji seçenekleri içerisinde öne çıkıyor. Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ ile güneş enerjisi santrallarını (GES) ve Türkiye’nin potansiyelini konuştuk.

– Güneş enerjisi santrallarının çalışma mantığı nedir?

Güneş enerji santrallarının çalışma mantığını genel olarak özetlemek gerekirse yarı iletken yapıdaki güneş hücrelerinden oluşan fotovoltaik güneş panelleri, güneş ışınlarından doğrudan doğru akım (DC) elektrik enerjisi üretir ve bu elektrik ise eviriciler (invertörler) ile alternatif akıma (AC) dönüştürülerek şebekeye aktarılır. 

Güneş enerji santrallarının, tüketim karşılama amaçlı (lisanssız üretim), şebekeye enerji satış amaçlı (lisanslı üretim) olmak üzere iki farklı şekli bulunmaktadır. Lisanssız santrallarda üretilen elektrik şebekeye aktarılır ve tüketim miktarı da şebekeden alınır. Ay sonu ise tüketim üretimden fazla ise kullanıcı bir miktar fatura ödemesi yapar, üretim tüketimden fazla ise kullanıcı dağıtım firmasından ödeme alır. Tüketim ve üretimin eşit olması durumunda ise herhangi bir ödeme durumu olmaz. Lisanslı üretim santralları ise mevzuatlar çerçevesinde belirlenmiş fiyatlardan şebekeye enerji satışı gerçekleştirmektedir.

– Güneş enerjisi santrallarının çevreye etkisi nedir?

Güneş enerjisi santrallarının mevcut konvansiyonel santrallar gibi çevreye olumsuz etkileri bulunmamaktadır. GES’lerin çevreye zararlı duman, gaz, karbonmonoksit, kükürt ve radyasyon gibi etkileri yoktur. Daha duyarlı bir çevre oluşumu için ilerleyen yıllarda GES’lerin geri dönüşüm uygulamaları da daha fazla önem kazanmaktadır. Güneş panelleri çalışma koşullarında her yıl panel kalitesine ve modeline bağlı olarak belli miktarda verim kaybına uğramaktadır. Bu da GES’lerde 20 yıldan sonra güneş panellerinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Böylelikle çok ciddi bir güneş panel atığı ortaya çıkma potansiyeli bulunmaktadır. Güneş panellerinin çevre dostu olarak geri dönüşümü için ülkemizde bir güneş paneli geri dönüşüm sistemi ve altyapısının oluşturulması gerekmektedir.

KADEMELİ ARTIŞ

– Dünyada GES kullanımı ve yönelimi ne durumda?

Dünyada GES kurulu gücü her geçen gün artış göstermektedir. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine göre dünyada güneş kurulu gücü 2019’da 584.623 MW, 2020 yılında 710.700 MW ve 2021 yılında ise 848.405 MW seviyesine ulaşmıştır. Bu da küresel olarak GES yatırımlarının kademeli olarak sürekli arttığını göstermektedir. Önümüzdeki yıllarda da daha büyük artış oranları ile dünyada güneş kurulu gücünün daha yüksek seviyelere de geleceği öngörülmektedir.

Türkiye’de ise güneş kurulu gücü her ay ciddi artış oranları ile hızlı bir şekilde yükselmeye devam etmektedir. TEİAŞ verilerine göre 2022 Ekim ayı sonu itibarıyla 9.120.4 MW seviyesine ulaşmıştır. Bu kurulu gücün 7.709.1 MW’ı lisanssız GES’ler oluştururken geriye kalan 1.411.3 MW’ını da lisanslı güneş enerji santralları oluşturmaktadır.

MEVZUATTA DÜZENLEME ŞART

– Türkiye’nin GES potansiyeli nedir ve neler yapılmalıdır?

Güneşlenme süresi ve metrekare başına düşen güneş enerjisi miktarını değerlendirdiğimizde Türkiye’nin bir güneş ülkesi olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası GEPA’ya baktığımız zaman Türkiye’de ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2.741 saat olup ortalama yıllık toplam ışınım değeri 1.527,46 kWh/m2 seviyesindedir. Türkiye’de arazi ve çatı üstü uygulanabilir GES potansiyeline baktığımız zaman ise bu potansiyel ülkemizin yıllık elektrik tüketimini yaklaşık olarak karşılayabileceği de ön görülmektedir. 

Bu kadar büyük güneş potansiyeline sahip ülkemizde GES yatırımlarının daha da artması için mevzuatların yatırımcıya yönelik olarak düzenlenmesi ve GES başvuru sürecinin daha az bürokrasi ile daha hızlı sonuçlanması gerekmektedir. Ayrıca trafo kapasitelerinin artırılması, ESCO (Enerji Performans Sözleşmeleri) ve PPA (İkili Enerji Tedarik Anlaşmaları) gibi yeni iş modellerinin oluşturulması ve YEKA şartlarının günümüz koşullarına göre düzenlenmesi de GES yatırımlarının daha da hız kazanması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Kısa süre önce yayınlanan, lisanssız uygulamalarda dağıtım bölgesi kısıtının kaldırılması ve enerji depolama yönetmelikleri gibi mevzuat düzenlemelerinin sektörümüz açısından oldukça önemli gelişmeler olduğunu özellikle belirtmek isteriz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.