Fosil kaynakların bașında kömür, petrol, doğal gaz gelmektedir. Doğada bulunan fosil kaynaklar, hayvan ve bitki atıkların yıllarca süren kimyasal dönüșümleri sonucu olușmaktadır. Fosil kaynakların ortak özelliği enerji üretiminde kullanılabilir olmalarıdır.

Dünya fosil yakıt rezervinin yüzde 70’ini kömür, yüzde 14’ünü petrol, yüzde 14’ünü doğal gaz ve yüzde 2’sini de diğer fosil kaynaklar olușturmaktadır.

Fosil yakıtların genel dağılımı incelendiğinde, sıvı ve gaz yakıt rezervleri dünyanın belirli coğrafi bölgelerine yoğunlaștığı, kömürün ise düzenli bir dağılım gösterdiği ve üretiminin 50’den fazla ülkede gerçekleșmektedir.

– Kömür

Kömür, çoğunlukla karbon, hidrojen ve oksijenden olușan az miktarda kükürt ve nitrojen içeren bir enerji hammaddesidir. Kömürler, kömürleșme süreci, jeolojik, fiziksel, kimyasal ve termik özellikleri içerdikleri nem, kül, sabit karbon miktarı, kükürt ve mineral madde açısından çeșitlilik gösterir.

Kömür, dünyanın en büyük potansiyeline sahip fosil kaynak türdür. 2006 yılı itibariyle dünya kömür rezervleri 909 milyar ton olarak hesaplanmıștır. Rezervlerin yüzde 67’si dört ülkede bulunmaktadır: ABD (yüzde 27), Rusya (yüzde 17), Çin (yüzde 13), Hindistan (yüzde 10). 1990 yılında 1,174 milyar ton olarak hesaplanan dünya kömür rezervleri 2000
yılında 1,083 milyar tona ve 2006 yılında 909 milyar tona düșmüștür.

– Petrol

Bugün dünyanın önemli enerji ve sanayi hammaddelerinden biri olan petrol, değișik oranlardaki katı, sıvı ve gaz hidrokarbonların karıșımıdır. Bilindiği gibi doğada bulunan ham petrol, enerji maddesi olarak tüketilmeyip, rafinelerde ișlenerek belirli ürünlere çevrilen bu ürünler enerji maddesi olarak kullanılır. Ayrıca kurulan ve gelișen petrokimya sanayinde petrolün pek çok yan ürünü üretilmektedir.

Dünya petrol rezervleri 2007 yılı itibariyle 1237,9 milyon varil olarak hesaplanmıștır. Bunun yüzde 61’i (755,3 milyon varil) Orta Doğu’da bulunmaktadır. Suudi Arabistan tek bașına rezervlerin yüzde 21,3’üne sahip bulunmakta ve onu yüzde 11,2’lık bir payla İran, yüzde 9,3’lük payla Irak, yüzde 8,2’lik payla Kuveyt ve yüzde 7,9’luk payla Birleșik Arap Emirlikleri izlemektedir. Bölgenin rezervleri 1980’li yıllarda büyük artıș göstermiș, daha sonra 1990’lı yıllarda Irak rezervlerindeki 12,5 ve Katar rezervlerindeki 9,5 milyar varil artıșın dıșında genel olarak sabit kalmıș veya azalmıștır.

Orta Doğu’dan sonra rezervlerdeki en büyük pay yüzde 11,6 ile Avrupa ve Asya bölgesine aittir. Dünya petrol rezervlerin yüzde 6,4’u Rusya Federasyonu’nda ve yüzde 3,2’i Kazakistan’da bulunmaktadır. Libya, Nijerya ve Cezayir bașta olmak üzere Afrika, petrol rezervlerinin yüzde 9,5’ine sahiptir. Rezervlerin yüzde 9’u Güney ve Orta Amerika bölgesine aittir. Bu bölgenin en büyük payı, 1980’den 2007’e gelindiğinde rezervleri 4 katına ulașan Venezüella’ya düșmektedir. ABD, Meksika ve Kanada’da da önemli petrol rezervleri bulunmaktadır.

– Doğal Gaz

Fosil yakıtlar grubundan hidrokarbon esaslı doğalgaz, yer altında gözenekli kayaların boșluklarına sıkıșmıș olarak yada petrol yataklarının üzerinde gaz halinde büyük hacimler șeklinde bulunur. Doğalgaz; yüzde 95 metan, az miktarda da etan, propan, bütan ve karbondioksitten olușan renksiz, kokusuz ve havadan hafif bir gazdır. Dünyanın değișik bölgelerinde bulunan doğal gaz rezervleri 2007 yılı sonu itibariyle 177,36 trilyon m3 olarak hesaplanmıștır. Rezerv sıralamasında Orta Doğu yüzde 40,3 payı ile dünyanın birinci büyük doğal gaz rezerv bölgesidir. Iran (yüzde 15,7), Katar (yüzde 14,4), Suudi Arabistan (yüzde 4) ve Birleșik Arap Emirlikleri (yüzde 3,4) önemli rezervlere sahiptir. Avrupa ve Avrasya bölgesi yüzde 33,5 oranında bir pay ile ikinci en yüksek doğalgaz rezervlerine sahip bölgedir. Bu bölgede Rusya Federasyonu yüzde 25,2 oranında bir paya, Norveç yüzde 1,7 oranında bir paya, Türkmenistan yüzde 1,5 oranında bir paya, Kazakistan yüzde 1,1 oranında bir paya ve Özbekistan %1 oranında bir paya sahiptir.

Dünya genelinde doğal gaz rezervleri son 20 senede yüzde 80’den fazla arttırılmıștır. Bu artıș özellikle Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu yeni rezerv artırımlarıyla gerçekleșmiștir. Son yıllardaki doğal gaz rezervlerindeki artıș ise keșfedilen rezervlerin yeniden gözde geçirilmesinden gelmektedir. Bunun yanında yeni bulunan doğal gaz yatakları daha önce bulunanlardan küçüktür.

1980 -2007 yılları arasında doğal gaz rezervleri incelendiğinde Avrupa ve Avrasya bölgesinin doğal gaz rezerv payları yüzde 43,5’den yüzde 33,5’e, Kuzey Amerika bölgesinin ise yüzde 11,7’den yüzde 4,5’e düștüğü, Orta Doğu bölgesinde ise yüzde 29,2’den yüzde 41,3’e ulaștığı görülmektedir. Diğer bölgelerdeki doğal gaz rezervlerinde önemli değișiklikler görülmemektedir.

 

İlgili Konular;

Karbon emisyonu nedir?

Enerji Nedir? Enerji Kaynakları Nelerdir?

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir?