Enerji Nedir? Enerji Kaynakları Nelerdir?

Türkçesi “Erke” olan enerji, en basit anlamıyla hareket ettirici güç demektir. Bunu, iş yapma anlamında da düşünmek mümkündür. Dolayısıyla her üretim faaliyeti, belli bir enerji harcamasını gerektirir.

Hemen hemen yaptığımız her şey için enerjiye ihtiyaç duyarız. Kuvvetli olabilmek için yemek yeriz ve enerjimizi yemek yiyerek alırız. Yemek yapmak için fırın ve/veya ocak kullanırız ve bu cihazları enerjiyle çalıştırırız. Yemeğimizin hammaddelerini yetiştirmek, toplamak ve yemeye hazır hale getirmek için enerjiye ihtiyaç duyarız.


Enerji Çeşitleri Nelerdir?

  1. Depolanmış veya potansiyel enerji 
  2. Hareket halinde veya kinetik enerji

Bu iki halden biri olarak yaşamımızda yer alan enerji çok farklı formlarda olabilmektedir. Mühendislik ve ekonomik açıdan en çok kullanılan enerji formları ise şu şekildedir:

  • Termal (Isıl) Enerji,
  • Işınım Enerjisi (Isıl Enerji, Nükleer Enerji),
  • Hareket Enerjisi (Kinetik Enerji),
  • Elektrik Enerjisi,
  • Kimyasal Enerji,
  • Manyetik Enerji,
  • Nükleer Enerji
  • Yer Çekimi

Enerji Kaynakları Nelerdir?

enerji kaynakları

Yenilenebilen enerji kısaca özetlemek gerekirse; enerji üretimi için doğal süreçlerden yararlanılan, kullanılan kaynakların tükenme hızından çok daha hızlı bir sürede kendini yenileyebilen enerji kaynaklarıdır. Yenilenemez, fosil enerji kaynakları ise, organik bazı kaynakların belli jeolojik zamanlarda ve devirlerinde, fosilleşmesi sonucu oluşan ve tüketildikçe yenilenemeyen enerji kaynaklarıdır.

 


Enerji Kaynakları Nasıl Sınıflandırılmaktadır?

enerji kaynakları

Çeşitli yöntem ve teknikler kullanılarak ekonomik amaçlarla enerji elde edilebilen kaynaklara enerji kaynakları denir.

Enerji, çok çeşitli formlarda olabildiği için sınıflandırılması da farklı şekillerde yapılmaktadır. Bu yüzden enerjideki sınıflandırmalar bazı kriterlere göre yapılmaktadır. Yaygın olarak enerji kaynakları aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:

  • Sürdürülebilirlik (Tükenebilirlik) Durumlarına Göre Enerji Kaynakları: Bu sınıflandırmayı, enerji kaynağının kendini yenileyebilme durumuna göre yapılan sınıflandırma olarak adlandırabiliriz.
    • Yenilenebilir (Alternatif) Enerji Kaynakları: Yenilenebilir enerji kaynağı, enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi ile tanımlanır. Güneş enerjisi, Rüzgar enerjisi, Hidrolik (hidroelektrik) enerjisi, Jeotermal enerjisi, Biyokütle enerjisi, Hidrojen enerjisi, Dalga enerjisi, Gelgit enerjisi, Piezoelektrik Enerjisi yenilenebilir enerji kaynakları olarak sıralanabilir.
    • Yenilenemeyen (Fosil, Kovansiyonel, Geleneksel) Enerji Kaynakları: Bunlara, birincil kaynaklar, primer kaynaklar, konveksiyonel kaynaklar gibi adlar da verilir. Klasik, alışılmış, veya geleneksel anlamında olan konvansiyonel enerji kaynakları terimi, günümüzde daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
      Bu grup enerji kaynaklarının en dikkat çekici özelliği, yenilenemez olmaları, yani bir kez kullanılabilmeleri ve tükenir olmalarıdır. Pek çok uzman, bu kaynakların yeni rezervlerin keşfi yoluyla çoğaltılabilir olmasına rağmen günün birinde mutlaka tükeneceğini kanaatindedir.
      Kömür, petrol, doğal gaz, uranyum ve toryum gibi nükleer kaynaklar ve bitümlü şistleri bu grupta yer alan kaynaklar yenilenemeyen enerji kaynakları olarak sıralayabiliriz.
  • Dönüştürülebilirliklerine Göre Enerji Kaynakları: Enerji kaynaklarının doğrudan/dolaylı olarak enerji kaynağı olarak kullanılması durumuna göre yapılan sınıflandırmadır.
    • Birincil Enerji Kaynakları: Kullanıldıklarında esas nitelikleri değiştirilmeden doğrudan doğruya enerji veren kaynaklar bu kategoride yer almaktadır. Kömür, nükleer, biyokütle, hidrolik, dalga enerjisi bu kategoride sayabileceğimiz enerji kaynaklarıdır.
    • İkincil Enerji Kaynakları: Doğal nitelikleri farklı bir enerji kaynağı durumuna getirildikten sonra yararlanılan enerji kaynakları bu kategoride yer almaktadır. Elektrik, benzin, mazot, ikincil kömür, kok, LPG enerjisi bu kategoride sayabileceğimiz enerji kaynaklarıdır.
  • Yeraltı-Yerüstü Kaynaklı Olmalarına Göre Enerji Kaynakları: Enerji Kaynağının yerüstünde/yeraltında oluşmasına göre yapılan sınıflandırmadır.
    • Yeraltı Enerji Kaynakları: Bunlar, çeşitli kömürler, petrol, doğalgaz, termo-nükleer petrol, jeotermal kaynaklar, şistler, nükleer enerji kaynakları olarak nispeten çeşitlidir. Uranyum ve toryum gibi metalik olanlarla, jeotermal kaynaklar hariç, bunlara, fosil enerji kaynakları da denir.
    • Yerüstü Enerji Kaynakları: Güneş, rüzgar, biyokütle kaynakları gibi kaynaklar bu kategoride yer almaktadır. Bu kaynaklar sürdürülebilir kaynaklar olarak büyük önem taşırlar.
  • Organik-İnorganik Olmalarına Göre Enerji Kaynakları: Enerji kaynaklarını, genetik açıdan da sınıflandırmak mümkündür.
    • İnorganik Kökenli Enerji Kaynakları: En tipik örnekleri, uranyum ve toryum metalleri grubudur.
    • Organik Kökenli Enerji Kaynakları: Jeolojik zamanlarda yetişmiş olan dev yapılı çeşitli bitkilerin (Lepidodendronlar, Siggillarialar, Pecopterisler, Galamitesler, Filicalesler gibi), zamanla yer kabuğu katmanları içinde kalarak, fosilleşmeleri sonucu oluşmuşlardır.
  • Fiziksel Haline Göre Enerji Kaynakları: Enerji kaynağının oda koşullarındaki fiziksel durumuna göre yapılan sınıflandırmadır.
    • Katı Enerji Kaynakları: Kömür, odun vb.gibi biyokütle atıkları, uranyum gibi kaynaklar burada yer alır.
    • Sıvı Enerji Kaynakları: Petrol, LPG, Mazot,biyodizel gibi kaynaklar burada yer alır.
    • Gaz Enerji Kaynakları: Doğalgaz, Metan Gazı, Biyogaz gibi kaynaklar bu kategoride yer alır.

Enerji kaynaklarını makro bazda yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynakları olarak sınıflandırmak en kullanışlı olan sınıflandırmadır. Fosil kaynaklar ve nükleer enerji yenilenemeyen enerji kaynaklarını oluştururken; hidrolik enerji, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi yenilenebilir enerji kaynaklarının en önemlileridir.


Geçmişten Günümüze Enerji Kaynaklarının Kullanımı Nasıl Olmuştur?

Geçmişte insanlar, kendilerine ilk yardımcı kuvveti çevrelerindeki hayvanlardan sağlamışlardır. Zamanla bazı hayvanları disipline eden insanlar, toprağın sürülmesinde ve kendi gücünün yetmediği ağırlıkların taşınmasında hayvanlardan yararlanmışlardır.

Daha sonra suyun taşıyıcı ve rüzgarın itici gücünden de yararlanan insanlar, yelkenli gemiler ve yel değirmenleri yapmışlardır. Ancak rüzgar ve akarsu gücünden Dünya’nın her kesiminde aynı oranda yararlanma olanağı olmadığından bu enerji kaynaklarının kullanımı sınırlı olmuştur. Bu sınırlılık özellikle rüzgar gücünde daha fazladır. Bu yüzden her ikisinden yararlanma olanağı bulunan bölgelerde, akarsu gücü, rüzgar gücüne göre daha çok tercih edilmiştir.

Endüstri kuruluşlarının oluşturulmasında daha kolay kontrol edilebilen akarsuların çevreleri tercih edilmiş ve bunlardan yararlanılmıştır. Ilıman ve nemli iklim bölgelerindeki akarsular, rejimleri düzgün ve bol su taşıdıkları için sıcak ve az yağışlı bölgelerdeki akarsulara göre daha çok tercih edilmiştir. İnsanın bu dönemde yüksekten düşen sudan ve sel karakterli akarsulardan yararlanacak araçları henüz tanımamış olmalarıdır. Böylece, insan, hayvan ve bitkilerden sağlanan enerji, yüzyıllar boyunca Dünya’da kullanılan enerji kaynağının temelini oluşturmuştur. Şüphesiz bunlara insanın az da olsa o dönemdeki bilgi seviyesi ve teknik imkânları çerçevesinde yararlandığı, rüzgâr ve akarsu gücü de ilâve edilebilir.

Dünya enerji ekonomisindeki asıl gelişmeler, 18.yüzyıl ortasında kömür ve demirin işbirliği ile gerçekleşen Sanayi Devrimi ile başlamıştır. Bu yüzyılın sonlarına doğru maden kömürü, hem ısı hem de enerji kaynağı olarak büyük önem kazanmıştır. Sanayi Devrimi’nin başlamasında önemli rolü olan bu enerji kaynağı, aynı zamanda endüstrinin coğrafi dağılışını da etkilemiştir. Bu gelişmeden sonra her türlü endüstri kuruluşu, kömür havzalarında ya da yakın çevrelerinde toplanmaya başlamıştır.

19.yüzyılın ikinci yarısında türbin ve dinamonun bulunuşu ile enerji çeşitleri arasına yeni bir enerji türü olan beyaz kömür katılmıştır. Bununla birlikte o zamana kadar kontrol altına alınamayan büyük akarsu kaynaklarından elektrik üretiminde yararlanılmaya başlanmış ve akarsular günümüzdeki önemini kazanmıştır. Yine dinamonun bulunuşu ile elektriğe dönüştürülen su gücü, uzağa nakli ve parçalara ayrılabilir özelliği nedeniyle endüstrinin dağılışında etkili olmuştur.

20. yüzyılın başında ise enerji ekonomisine yeni bir enerji kaynağı olan “petrol” girmiştir. 19. yüzyıl ortalarında ilk kez petrol ticari anlamda üretilmeye başlanmıştır. 20. yüzyıla gelinceye kadar petrol sadece aydınlatmada kullanılıyordu. İçten yanmalı motorların keşfi ile enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca çok kısa bir sürede Petro-Kimya endüstrisinin aranan önemli bir hammaddesi olmuştur.

20. yüzyılın başında doğalgaz, özellikle ısınmada ve mutfaklarda kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra termik santraller başta olmak üzere kullanım alanı genişlemiştir.

20. yüzyılın ortalarına doğru ise, nükleer enerji elektrik üretiminde ve bazı özel kullanım alanlarında büyük önem kazanmıştır.

Kaynaklar:

  • Dr. Mustafa ACAROĞLU, Alternatif Enerji Kaynakları, Nobel Yayın Dağıtım
  • Dr. Eralp ÖZİL, Doç.Dr. Sedat ŞİŞBOT, Dr. Alper ÖZPINAR ve Dr. Burak OLGUN, Elektrik Enerjisi Teknolojileri ve Enerji Verimliliği, TESAB (Türkiye Elektrik Sanayi Birliği) Yayınları
  • Gül TAYLAN, Enerji Kaynaklarının Tanımı ve Sınıflandırılması Sunumu

Bu konular da ilginizi çekebilir: