30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.

Enerji Fonu Hakkında Detaylar Belli Olmaya Başlıyor

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, enerji sektöründeki borçlar ve Enerji Girişim Sermaye Fonu hakkındaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Edin, Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’nin daveti ile katılmak isteyen bankalar bir portföy yönetim şirketi (PYŞ) kuracağını ve bankaların eşit hissesi olacağını belirterek, “Keşke bütün bankalar dahil olsa ama ilk etapta hepsi olmayabilir. Bazı bankalar ‘bu kapsama girecek projem yok’ diyebilir. Ya da bazıları bu kapsamda projesi olmasa bile PYŞ’ye girerek oluşumun en başından yer alabilir. Burada amaç, herkesin dahil olacağı ve mutabık kalacağı bir şirketi kurgulamak, mümkün olduğunca dengeli ve adil bir yönetimi tesis etmek.” dedi.

“Fondaki projelerin toplam kapasiteleri bin 500-2 bin megavat civarında 4-5 gaz ve hidroelektrik santrali bu kapsamda.”

Edin, PYŞ’nin nasıl kurulacağını ve yapısını ise şu şekilde açıkladı:

“Fondaki projelerin toplam kapasiteleri bin 500-2 bin megavat civarında 4-5 gaz ve hidroelektrik santrali bu kapsamda diyebiliriz. Bu projelerde sorunlu kredi miktarı ise 1,5-2 milyar dolar seviyesinde. İlk olarak bir doğal gaz ve bir hidroelektrik santralinin şu an aday olduğunu söyleyebilirim. Toplamda da 5 bankanın dahil olması söz konusu.

 Bu projeler için söz konusu bankalarla birer fon şirketi kurulacak. Oluşumda yer almak isteyen bankalar eşit hisselerle öncelikle bir PYŞ kuracak. Sorunlu kredisi bulunan her bir proje için, PYŞ çatısı altında ayrı ayrı fon şirketleri olacak. PYŞ, yüksek sermayeli bir iş olmayacak, temel giderleri çalışan maaşları olacak.

Asıl önemli nokta PYŞ çatısı altında kurulacak fon şirketleri. Sorunlu kredisi bulunan her bir proje için, PYŞ çatısı altında ayrı ayrı fon şirketleri olacak. Yani PYŞ altında 4-5 tane fon şirketi olacak. Bu projeler çok teknik varlıklar olduğu için, ortak bir yönetici havuzuna ihtiyaç olacak. PYŞ’de bu görevi üstlenecek ve ortak yönetimle bir ölçek ekonomisi sağlamayı amaçladığımız bir şirket yapısında olacak. Bankaların birlikte oluşturduğu bir yönetim kurulu olacak ve ayrıca enerji sektörüne hakim, dışarıdan bir yönetici bulmaya çalışacağız. Bu noktada araştırmalar da sürüyor. Böylece, son derece kapsamlı bir çatı enerji şirketi yapılanması ortaya çıkacak.

Alttaki fon şirketlerinde de mevcut ekipler devam edebilir veya biz bankalar olarak yeni yönetimler atayabiliriz. Bu şekilde ayrı ayrı fon şirketleri kurulmasının amacı hem değerleme hem de müzakere süreçlerini kolaylaştırmak. Hepsini aynı havuza koymaya çalışsak, çok ciddi bir menfaat çakışması ve müzakere süreci olabilirdi. Bu yüzden daha kolay ve basit bir yapıyla gitmek istedik. Bankaların her bir fon şirketindeki hisse payları verdikleri kredi oranına göre belirlenecek.”

Fon şirketleri kurulduktan sonra hisse sahibi bankaların nasıl bir çalışma yürüteceğini Edin 100 milyon dolarlık bir kredi örneği üzerinden şu şekilde anlattı:

“Örneğin, projenin gelecek 10 yılda makul kredi faizi ve ana parasıyla 40 milyon dolar ödeyebileceği ortaya çıktı. O zaman diyeceğiz ki bu projenin kredisi 40 milyon dolar olmalı. 40 milyon dolar krediyi ödeyebilecek bir varlığın bugünkü şirket değerine baktığımızda ise 60 milyon dolar bir değer ortaya çıktığını düşünelim. Burada ortak, zaten sermayesini kaybetmiş oluyor. Biz de bankalar olarak verdiğimiz 100 milyon dolarlık kredinin 40 milyon dolarını silmiş oluyoruz. Kalan 60 milyon dolarının 40 milyon dolarını yeniden kredi olarak veriyoruz. Kalan 20 milyon dolarlık kısım ise sermayeye çevirerek kredi oranları payında hisse sahibi oluyoruz.”

Edin, kamunun bu fona kaynak aktarımı anlamında bir katkısı olmayacağını ancak süreci hızlandırmak adına mevzuat değişiklikleri ile yapının önünü açmasının beklendiğini ve kamu bankalarının da finansmana dahil olduğu projelerin fon şirketlerinde herhangi bir banka gibi rol alacağını söyledi.

“Fondaki şirketler hemen satılmayacak.”

Edin, fondaki projelerin aynı piyasa koşullarında çalışacağı için gelir yaratma konusunda sorunların devam edebileceğinin hatırlatılması üzerine, “Burada önemli olan kredi miktarının aşağı gelmesi. Zaten projelerin sıkıntısı üstlerindeki borç ve bu borcun sürdürülemez olması. Eğer o borcu, bu yapılarla aşağıya indirebilirsek, o zaman proje gelirleriyle ödenebilir hale gelecek. Mevcut ortakların borçlarını aşağı indiremeyiz çünkü o zaman karşı tarafa haksız kazanç sağlamış oluruz. Bu yüzden, bu borçları kendi hissedar olduğumuz yapılara taşıyarak devam etmemiz gerekiyor. Biz enerji sektöründe bu dönemin kalıcı olduğunu düşünmediğimiz için enerji talebi yüzde 4-5 büyüme oranlarına geri geldiği zaman, sektörün daha iyi bir noktaya ulaşacağına inanıyoruz. Bu yüzden de fona aktarılacak şirketlerin hemen satışını düşünmüyoruz. Satış için en az üç sene var.” diye aktardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir