30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
Reklamı kapat

Elektrik Zammına Sevinmenin Dayanılmaz Hafifliği!

Murat GÜVEN (Köşe Yazısı) – Enteresan düşünce tarzlarıyla karşılaştım bu zamlardan sonra. Elektrik zammına sevinen güneş enerjisi sektör paydaşları var, garip bir şekilde bildiğin seviniyorlar. İşlerin patlayacağından, her şeyin süper olacağından bahsediyorlar. Baştan söyleyeyim, zamları savunmuyorum ya da karşı da değilim. Nitekim bunun karar merci ben değilim. Ama sevinilmesi durumunu da anlamıyorum; bu nedenle daha çok bu “sevinçli arkadaşlara” hitaben yazıldı bu yazı.

Birinci husus bu tarz artışlar olağanüstü artışlar değil. Regüle edilen elektrik piyasasında reel elektrik fiyatlarına doğru bir optimizasyon işlemi sadece. Zaten yıllardır reel elektrik tarifesi uygulanmıyordu, gizli sübvansiyonları herkes iyi kötü tahmin ediyordur. İkinci husus, EPDK her yıl 4 dönem halinde elektrik fiyatlarını belirler ve hemen hemen her dönem her şeye (altını çiziyorum HER ŞEYE) ZAM yapar (1 Ocak, 1 Nisan, 1 Temmuz, 1 Ekim). 

Enerji ile alakalı HER ŞEY’e zam geldiğinde ne olur? Her şey pahalılaşır? Enflasyon oluşur? Talep düşer? Basit iktisat bilgisidir bu. Alım gücü düşer. Alım gücü düşünce talepler daha azalır. Sizin güneş panelleriyle çatısını dolduracağınızı düşündüğünüz tüm tüketiciler bir şeyler almaktan vazgeçer, ticaret yavaşlar ve dolayısıyla elektrik tüketimleri azalır.

Mesela, mazotta fiyat artar (elektrik zammıyla mazot fiyatının ne alakası var deme var), çiftçi üretemez, buğdayın arzı azalır, ekmek fiyatı artar, ekmeğe talep azalır, kar azalır, un fabrikası işçi çıkarır,  işten çıkarılan işçi 3 ekmek alacağına 2 ekmek alır, kar azalır, un fabrikası daha az üretir, elektrik tüketimini azaltır, ekmeğe zam yapar, işten çıkarılan işçi 1 ekmekle idare eder, sonra un fabrikası kapanır. Döngü bundan ibaret. İktisatçılar hemen kızmasın, eminim onlar bu işi daha güzel anlatırlar. (Not: Mahfi Eğilmez yazılarını öneririm.)

Elektrik zammına sevinen ve insanların büyük bir oranda ithal hammaddelerden oluşan fotovoltaik güneş Paneline talep çılgınlığı yaşayacağını düşünen güneş paneli üreticisi bir firma var olduğunu düşünelim. Sayın hayalperest üretici:

Benzin’e, mazota zam geldi ham maddelerin yurt içi nakliye ücretleri arttı, kapasiteler az çok belli olduğu için aylık elektrik üretim miktarın aynı kaldı diyelim, ama elektrik maliyetlerin %15 arttı.

Yerli ham madde tedarikçilerin ne yapıyor bu arada:

Harıl harıl elektrik, doğal gaz tüketen monopol cam üreticin cama zam yaptı, alüminyum üreticisi durur mu; o da zam yapacak “alüminyum çerçeveye”, bağlantı kutusunu da yerli aldığını var sayıyorum, ona da zam yapıldı. Ne kadar oranda zam yapabileceğini bırakalım endüstri mühendisleri hesaplasın, ama bir fiyat güncellemesi söz konusu oldu. Tabi sen durur musun sen de zam yapacaksın, zaten pahalı olan ürün daha da pahalı oldu. İşçilik için asgari ücretin sabit, desteklerden de faydalanıyorsun; ama öğle yemeği maliyetlerin artacak, personel servis ücretin artacak, pazarlamacının arabasıydı, benziniydi, telefonuydu, reklam giderlerindi, kırtasiyendi, kargondu, yıl sonunda asgari ücretler derken her şey artacak.

Bu nedenle elektrik zammına sevinen EPC firması pahalı aldığı ürün nedeniyle taahhüt işlerine yönelik yukarı yönlü güncellemeler (zam) uygulayacak ve fizibiliteler, amortismanlar vs. pek fazla değişiklik göstermeyecek.

Dağıtım bedellerindeki olağanüstü artışlar, fizibilitelerindeki taşların oynamamasına, değişiklik olmamasına yol açacak, bu zamana kadar o fizibilitelerle ne sattıysan o oranda iş olacak yani.

Nitekim EPC firmalarının elindeki tek koz 90 gün ve 120 gün vadeli çekler; ama aşağıda verilerini sunacağım “karşılıksız çek oranında” artışlar nedeniyle tedarikçi, yatırımcı ve taahhüt firması üçgeninde çek hareketleri durma noktasına geldiği için fiyatta başarılı politikalar uygulanamayacak.

EPC firması rekabet nedeniyle en dip fiyatları sunmaya çalışacak; ama “10 kW’a da 100 MW’a da fiyat verebilen panel üreticisi” aynı zamanda EPC, EPC-M , EPC-F, yani aynı zamanda taahhüt işi yaptığı için küçük EPC firması sahibi o dip fiyatları yakalayamayacak. Alt yüklenicinin, alt yüklenicisinin, alt taşeronu olarak ayakta durmaya ve dünyanın en ucuz iş gücünü (eğer sürerse) istihdam destekleriyle çalıştırmaya devam edecek ya da edemeyecek.

Yatırımcı ne yazık ki  fiyatlara bakacak, elektrik fiyatlarına bakacak, kredi limitlerine, leasing opsiyonlarına bakacak. İlk etapta irrasyonel kararlar verecek yatırımcılar elbette olacaktır; hızlı davranıp yatırıma girişecek ama zaten elektrik tüketimleri az olduğu için yatırımın geri dönüşünü günün şartlarına göre değerlendirecek, yani değerlendirmeyecek. Nitekim piyasa asla affetmez! Tekrar piyasa şartları rasyonelliğe doğru ilerleyecek ve yatırımlar yavaşlayacak. Finansçıların bu aralar dile getirdiği “kredi bolluğuna” rağmen (bana göre sanal ya da kontrol edilen bir bolluk) yatırımcılar Avrupa ve Çin örneklerine kıyasla “pahalı elektrik üretim oyuncağına” biraz mesafeli bakacak ve yatırımlarını erteleyecek ya da vazgeçecek.

Şimdi istatistiklere bakalım:

2019 yılında 2018 yılına göre %15’lik sanayi elektriği kullanımında bir düşüş görülüyor.  EPDK Haziran 2019 raporuna göre elektrik tüketimi değişimi 2018-2019 yılları arasında toplam  %-3,19 (Ocak) + %-4,96 (Şubat)+ %-2,22 (Mart)+ %-0,91 (Nisan) + %-3,79 (Mayıs) + %0,14; toplam %-14,93 (eksi).

Yani, ilk 6 ayda %14,93 (yaklaşık %15) daha az üretmiş, daha az yemiş, daha az içmiş, daha az çalışmış Türkiye. Haziran ayı enflasyonu da keza %15,72 olarak benzerlik gösteriyor, hatta daha garip olanı işsizlikte bu civarda ve hatta daha daha da garibi doğal gaza, elektriğe yapılan zamlarda %14-15 civarında. Aralarında korelasyon var mı bilemem, ekonomistler uğraşsın (!) Yavaşlamış, küçülmüş bir sanayi, tüketicinin sırtına binmiş %15’ler. 

Antalya örneğiyle ekonomi istatistikleri:

Madem durum böyle bir de genel ekonomi istatistiklerine bakalım. Örneğin, yaşadığım yer olan Antalya Ticaret ve Sanayi odasının Ağustos raporuna göz atalım. Turizmle dopdolu bir yıl geçiren ve ekonomisi pek çok yere göre daha iyi olan Antalya’mızda neler olmuş? İyi şeylerden başlayayım, çünkü çok az.

2019 ilk 8 ayda Yabancı Turist sayısı %17,3 artmış, tüm Türkiye’de %13,2 bir artış söz konusu. Ağustos ayında Zorunlu sigortalı sayısı %5,2 artmış, yani istihdam artmış gibi; ama Türkiye geneli %1,9 düşmüş.

Kötü şeylere geçiyorum; karşılıksız çek hacmi ilk 8 ayda %29,8 artmış, Türkiye Geneli %52,6 oranında artmış. Yani, tüm Türkiye’de verilen çeklerin %52,6’sı karşılıksız çıkmış. (Tedarikçi, Taahhüt firması ve Yatırımcı ticari üçgenini bozan bir istatistik bu) Protestolu senetler %2,9 artarken, Türkiye geneli bu değer %50’lerde. 

Nakdi Krediler Antalya’da artmamış, kimse kredi kullanmaya gerek duymamış, yani yeni yatırım yok. Türkiye’de sadece %2,3’lük bir nakdi kredi artışı var.

Konut satışı %12 düşmüş, Türkiye’de %20,3 oranında bir düşüş var. Buna karşılık arabalara benzin parası bulmakta üstümüze olmadığı için %4,2’lik bir araç artışı var Antalya’da, gezecek yer çok olsa gerek.

Bu arada, Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde 2019 yılı sekiz aylık döneminde tüketilen elektrik miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %7,8’lik bir azalış göstermiş.

HER ŞEY’e karşı talep azalmış, dolayısıyla üretim azalmış. Bu oran Türkiye geneli %14,93 idi. Ekonomi iyi mi kötü mü yorumunu yapmak haddime değil, o yüzden sayıları konuşturdum. Enflasyon oranı vb. Hususları zaten okuyorsunuz.

Peki güneş enerjisinden elektrik üretimine talep artmış mı?

Bu sorunun cevabını aşağıdaki tablodan inceleyebiliriz:

Evet, 2019 yılı ilk 8 ayında sadece 459,97 MW geçici kabulü yapılmış lisanssız güneş enerjisi santrali kurulmuş, 2018 yılında ise bir önceki yılın “dağıtım bedeli indirim gazıyla”  birlikte bir önceki yıldan arta kalanlarla birlikte ilk sekiz ayda 1.726,54 MW lisanssız GES kurulmuş, 2018 yılı toplamı ise 1997,84MW. Yani, 2019 yılının ilk sekiz ayında, 2018 yılının ilk sekiz ayında kurulan GES’lerin %26’sı ancak kurulmuş. Yani, piyasa %74 küçülmüş. Yıl sonuna kadar geçen yılın toplam kurulu gücünün %26’sını, hadi bilemedin gelen afla birlikte %40’nın kurulduğunu farz edelim, 2019 yılı lisanssız GES kurulu gücü tahminen 800MW olacaktır. Yani, önümüzde subjektif tahminlerle yıl sonuna kadar 340,03 MW lisanssız GES kurulacağını ön görebiliyoruz.

Hiç kurulamadığı için (!) lisanslı GES’leri tablo dışı bıraktım. Sağ olsunlar lisans sahipleri son dakikaya kadar bu GES’leri kurmayacaklarını belli ettiler, hala 91,6 MW lisanslı GES mevcut. Tahminim 2019 yılı sonunda lisanslı GES’ler için bu değer 150 MW civarı olacaktır.

Yatırım teşvik belgelerini incelediğimizde de pek iç açıcı değerler görmüyoruz. Resmi Gazete’den aldığım verilerle yaptığım kendi çalışmalarıma göre 1 Ocak- 30 Haziran döneminde 122,24 MW Lisanssız GES yatırımına yönelik yatırım teşvik belgesi çıkartılmış, yani bu yıl yapılan bu yaklaşık 460MW GES’in bir çoğu aslında eski projeler yani planlaması ve satın alımları çoktan yapılmış projeler. Nitekim verilen yatırım teşvik belgelerinin istatistikleri de verileri doğrular nitelikte.

Yıllık 800 MW panel üretimi beyan edilen değerlere göre, iki adet büyük panel üreticisinin yıllık kapasitelerinin toplamından bile az. Ayakta durmaya çalışan yaklaşık 44 adet güneş paneli üreticisi olduğunu biliyorum. YEKA galibi üretici Mayıs ayında üretime başlayacak, onun da bu üretici ligine katılmasıyla bu üreticilerin yıllık üretim kapasiteleri 5631 MW civarı olacak. Tam kapasitede yaklaşık 7.000 mavi yakalıya ekmek kapısı demek bu.

Tabi bu kapasitelerin realitesi ayrı bir sorunsal. Yurtdışı güneş paneli ihracat şampiyonu ülke olmadığımızı bildiğimize göre, birçok üreticinin ya kapattığını ya da atıl duruma geçtiğini mi düşünmeliyiz? Hadi diyelim, tam kapasite olmasa da toplam kapasitenin 1/3’ü yani 1877 MW’lık kapasiteyle üretim yapan bu üreticilerin akibeti konusunda net bir cevap vermek şimdilik mümkün değil. Panellerinin satılıp satılmadığı veya ne kadarının satıldığı konusunda net bir istatistik üretici firmaların beyanları dışında çok kolay tespit edilmeyebilir. Ama 2019 yılı lisanssız GES kurulumları dikkate alınarak, tahmin yapmak hiçte güç olmasa gerek.

Bu arada, bu yıl verilen güneş paneli üretim fabrikalarına yönelik biri Denizli’de ve biri de Diyarbakır’da olmak üzere iki adet “tevsi yatırım teşvik belgesi” de gözlerimi yaşarttı dersem yeridir. Vazgeçmek yok yola devam diyelim o zaman.

Güneş enerjisinden elektrik üretimine talep artmış mı sorumuza geri dönelim. İyi kötü güneş enerjisi sektörünü tanırım, elimde şu anda bir kartvizit mezarlığı var. Birçok “Güneş Enerjisi Firması” kapandı ve kapanmaya devam ediyor. Büyük bir çoğunluk ise geçen yıldan tasarruflarını, birikimlerini harcayarak ayakta duruyor. Bir kısmı yatırımlarını yurt dışına yöneltti. Bir kısmı farklı sektörlere girdi. İhracat konusunda önemli adımlar atan da var, atamayan da. 12 Mayıs Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği ayrı bir ümit kapısı oldu. Güneş enerjisi sektör paydaşları için, çatı pazarında teorik olarak potansiyel büyük; ama birçok engelle dolu. Bu engellerin en büyüğü ekonomik, sonra bürokratik ve bitecek gibi de görünmüyor.

Ama bir umut var!

Her gün tekrar etsem de yorulmam, bir çok kişi de durmadan anlatıyor:

Olumlu yönde yapılacak ek yeni yönetmelik değişiklikleri, bağlı kurumların yapacağı işi kolaylaştırıcı faaliyetler, AB’ye bağlı olmayan yeni hibe fonları, yerli üreticiyi kırmadan yapılabilecek gözetim ve ek vergi düzenlemeleriyle (hatta kaldırılması taraftarıyım) dünya ölçeğinde fiyat dengesinin sağlanması, çatı kiralanması gibi opsiyonlarla GES kurulmasının önünün açılması, yerli güneş paneli üreticilerine verilecek formalite yığınıyla dolu olmayan  ciddi AR-GE destekleri, artık zaten yapılmış bitmiş olan ve 10. yılı yaklaşan lisanssız GES’ler için “10 yıl sonra ne olacak” sorusunun cevabının bir an önce verilmesi, enerji verimliliği ile ilgili çıkarılan kanun ve yönetmelikler nedeniyle alternatif enerjiye yönelen kişilere destek verilmesi, bu kanunların içeriğinde bulunan ödül ve ceza sisteminin bir an önce uygulanmaya başlanması, finans kuruluşlarının muazzam tasarruf yaratan bu sistemlere kredi vermekten daha az çekinir hale gelmesini sağlayacak basit bankacılık düzenlemeleri, uzun vadeli düşük faizli proje bazlı krediler ve daha saysam bu yazıyı okumaktan vazgeçmenize neden olacak bir sürü umut kırıntısı. Kimse ütopyada yaşamıyor, bunlar yapılabilecek şeyler.

Bu elektrik zamlarına için için mutlu olan güneş enerjisi sektörü arkadaşlarım, Türkiye’de şebeke paritesine ulaşması mümkün olmayan bir güneş enerjisi pazarı var. Yani, güneş enerjisinden elektrik üretimi “şimdilik” pahalı! Pahalı olduğu için talep az kalıyor, hayal kurulan düzeylere ulaşılmıyor.

Pazarı tetikleyici ekonomik ve bürokratik unsurlar hala eksik. 10 kW altı bir GES için kuruluşu için 100 MW güneş enerjisi santraline uygulanan aynı Geçici Kabul prosedürünün uygulandığı bir ülkede yaşıyoruz. Aynı zamanda kutu profile yapılmış, derecesi ölçeklendirilmeyen panellerle ucube tesislere statik uygunluk almaya çalışan kısa vadeli düşünen yatırımcıların yaşadığı bir orman bizim ülkemiz. Bürokrasi ve ekonominin handikaplarının bir an önce biteceği, eğitimli bir nesille ucuz yenilenebilir enerjinin geleceği günleri iple ve özlemle çekiyoruz.

Yine de hayal kurmaya devam 🙂 Size neşeli günler diliyorum, mutlu olmaya devam edin!

Köşe Yazarı

Murat GÜVEN

Murat Güven

1 Yorum

  • Avatar Alper Sezen dedi ki:

    Merhaba,
    Bir çok konuya birbiri ile ilişkilendirerek değinmişsiniz, çok emek harcanmış yazınız için elinize sağlık. Yenilenebilir Enerji Varlık Yönetim Şirketi olarak proje, yapım, performans yönetimi ve işletme gibi ana faaliyetlerimizin hiçbirini elektrik zamları ile sürdürülebilir kılma hedefimiz olmadı, camia içinde “birçoğu” diyerek genellediğiniz çoğunluğun da bu zamlara sevindiğini düşünmüyorum. Aynı zamanda rakiplerimiz olan firmalardan tanıdığımız bildiğimiz hiçbiri bu şekilde düşünmüyor. Şartlar ve koşullara ilişkin gelecek öngörülerinizde de bu kadar umutsuz olmayın, olmayalım. 2006 yılında 49 yıl süreli lisanslar kapsamında yatırım fizibilite hesapları yaparken 10 usdcent/kWh öngörüsü ile hareket ederdik (ne pmum, ne epiaş ne gün öncesi piyasası vardı) 2007-2019 yılları aracı gerçekleşen ortalama fiyat bu. Elektrik fiyatları USD cinsinden artmadı, sadece global ve rasyonel bakış açısına ihtiyaç var. GES sektörü yatırmcı ve uygulayıcılarında da bu yetkinlik var. Bana göre ortada zam da yok.. Popülist yaklaşım ile değerledirirseniz çıkacak sonuç başka, analitik ve gerçekçi yaklaşırsanız başka.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir