30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
Reklamı kapat

“Doğu Akdeniz’de Doğal Gaz’dan Başka Enerji Kaynakları Var”

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Akdeniz Enerji Derneği Hidrokarbonlar Müdürü Dr. Sohbet Karbuz, son zamanlarda gündemde olan Doğu Akdeniz hakkındaki görüşlerini bir çalışma hazırlayarak paylaştı.

Dr. Sohbet Karbuz, hakkında çokça konuşlan Doğu Akdeniz’in enerji potansiyeli ve Türkiye’nin ve Dünya’nın Doğu Akdeniz politikasları hakkında araştırma yaparken Doğu Akdeniz’in hakkında kamuya açık, ücretsiz bir çalışmayla henüz karşılaşmadığını ve “Literatüre belki bir katkım olur.” düşüncesiyle çalışmasını ortaya koyduğunu belirtti.

Bilkent Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan “Doğu Akdeniz’de Ne Kadar Doğalgaz Var?” isimli çalışmasında Karbuz, öncelikle Doğu Akdeniz’in tanımına şu şekilde açıklık getiriyor:

Doğu Akdeniz’in hangi ülkeleri kapsadığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Genel olarak Doğu Akdeniz bölgesi demekle Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimini (GKRY) barındıran bölge kast edilmektedir. Bazen bu tanıma Yunanistan ve hatta Ürdün de dahil edilmektedir.

Doğu Akdeniz sularındaki doğal gaz varlığı veya potansiyeli bahis olduğunda ise daha dar bir grup ele alınmakta ve genelde Mısır, Gazze Şeridi, İsrail, Lübnan, Suriye, Kıbrıs adasının güneyini kapsayan havza ele alınmaktadır. Türkiye’nin bu havza tanımı içinde yer almamasının tek nedeni, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı içinde henüz ticari miktarda bir keşif yapılmamış olması ve var olması muhtemel doğal gaz kaynak potansiyeli konusunda kamuya açık tahminlerin bulunmamasıdır.”

Karbuz, çalışmasında Doğu Akdeniz’deki arama çalışmalarının tarihine değinerek şunları paylaştı:

Doğu Akdeniz’de henüz keşfedilmeyi bekleyen petrol ve gaz potansiyeli konusunda son derece iyimser beklentiler, son 10 yılda havzada bir çok doğal gaz sahasının keşfedilmesi, hatta bunların bazılarının dünya klasmanında olması, devrim yaratan Zohr sahasına benzer jeolojik yapıları hedefleyen sondajların artması, bölge ülkelerinin çekici yatırım koşullarıyla açtıkları uluslararası petrol ve gaz arama ihalelerinin çoğalması ile birleşince Doğu Akdeniz uluslararası ilgi odağı hale gelmiştir.

Ocak 2009 ile Haziran 2019 arasında Doğu Akdeniz sularında yaklaşık 2500 milyar metreküp (bcm) gaz keşfedildi. Azerbaycan’ın 2018 yılı sonunda sahip olduğu ispatlanmış doğal gaz rezervinden fazla olan bu miktarın parasal değeri (Avrupa referans gaz fiyatı olan TTF son 10 yılın en düşük seviyesinde olmasına rağmen) 350 milyar dolardan fazladır. Haziran 2018’deki fiyatlar baz alınmış olsaydı bu parasal değerin iki ile çarpılması gerekecekti.

Yapılan tüm bu keşiflere ve arama faaliyetlerine rağmen Doğu Akdeniz’in halen dünyanın “en az arama yapılmış” bölgeleri arasında yer aldığını not düşmek gerekir.

“Henüz keşfedilmemiş 10 trilyon metreküpten fazla doğal gaz olduğu öngörülüyor.”

Doğu Akdeniz’in gaz potansiyeli hakkında temel kaynak olarak ABD Jeoloji Kurumu (USGS) çalışmaları esas alındığını belirten Karbuz, bölgedeki potansiyeli şu şekilde anlattı:

USGS, 2010 yılında Doğu Akdeniz’deki iki havzada (Türkçe’de basen olarak da kullanılıyor) jeolojik esaslı değerlendirme sonucunda teknik olarak çıkarılması mümkün fakat henüz keşfedilmemiş petrol ve gaz varlığı hakkında iki önemli çalışma yayınlamıştır.

Bu iki değerlendirme Doğu Akdeniz’de toplamda teknik olarak çıkarılması mümkün fakat henüz keşfedilmemiş 10 trilyon metreküpten fazla doğal gaz olduğunu öngörmektedir: Çoğunlukla İsrail, Gazze Şeridi, Güney Kıbrıs ve Lübnan açıklarını kapsayan Levant Havzasında 1,7 milyar varil petrol ve 3,5 trilyon metreküp (tcm) doğal gaz; Mısır’daki Nil Deltası Havzasında 1,8 milyar varil petrol ve 6,3 tcm doğal gaz.

Buna ilaveten, bir de bölgedeki ülkelerin resmi kurumlarının kendi Münhasır Ekonomik Bölgeleri (MEB) olarak gördükleri alanda petrol ve gaz potansiyelini içeren tahminleri mevcuttur.

Güney Kıbrıslı yetkililerin hesaplamalarına göre GKRY’nin sözde MEB’sinde yer alan ve 13 parsele bölünen 51000 km²’lik bölgede 1,7 tcm doğal gaz bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunun Levant Baseni dışında kalan bölümünde ise en az 1 tcm doğal gazın olduğu öngörülmektedir.

İsrailli resmi kaynaklara göre İsrail MEB’inde 1,4 tcm gaz potansiyeli olduğu tahmin edilmektedir.

Lübnan resmi kaynaklarına göre ise Lübnan MEB’inde 700 ile 850 milyar metreküp (bcm) doğal gaz ve 660 ile 865 milyon varil ham petrole sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamların çok daha üstünde miktarlar da zaman zaman resmi makamlar tarafından telaffuz edilmektedir.

Doğu Akdeniz’in gaz potansiyeli sadece konvensiyonel gaz kaynakları ile sınırlı değildir. Örneğin gaz hidratları. Mesela, Girit adasının güneyinin ve Meis adasının güneyinin gaz hidratları açısından yüksek potansiyele sahip olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

Yukarıda bahsedilen devasa rakamlar önceleri temkinle karşılanmış olsa da, geçtiğimiz 10 yılda yapılan dünya klasmanında doğal gaz keşifleri, USGS ve bölge ülkelerin değerlendirmeleri hem Doğu Akdeniz’in gaz potansiyeli konusundaki inancı önemli derecede artırmış hem de Doğu Akdeniz’i uluslararası petrol sektorü ve jeopolitiğin odak noktası haline gelmiştir.

Çalışmasında daha detaylı bilgiler veren Karbuz, sonuç olarak görüşlerini şu şekilde belirtti:

Doğu Akdeniz’de şimdiye kadar bir Norveç kadar gaz keşfedilmesi güzel bir şey. Ancak, keşfedilen rezervler üretime dönüşürse yapılan keşifler bir anlam kazanır. Sondaj yapılmaksızın kağıt üzerinde gaz varlığı pek bir şey ifade etmez. Kuyu açılarak yapılan keşif ise ancak rezervin üretime kanalize edilmesiyle anlam kazanır. Bu da bulunan rezervin ekonomik ve teknik olarak çıkarılmaya müsait olmasına, sahanın beklenen net finansal getirisinin doyuruculuğuna, üretime geçiş aşamasına geçmek için yapılacak saha geliştirme maliyetine ve bunun finansmanına, üretilen miktarı yurt içi ve dışı pazarlara ulaştırabilmek için gerekli alt yapı ve taşıma olanaklarına, üretilen petrol veya gazın satış fiyatına, ruhsatlandırma işlemlerindeki istikrara, politik atmosfere, enerji ve finans politikaları düzenlemenin güvenliğine ve benzeri etmenlere bağlıdır.

Doğu Akdeniz’de bugüne kadar keşfedilenin iki katı kadar daha gazın keşfedilmesi beklenmektedir. Eğer gerçekleşirse bu durum toplam gaz varlığı açısından Doğu Akdeniz’i Kuzey Denizi’ne eşdeğer yapar. Bu da ümit edilen bir şey. Fakat ne var ki Doğu Akdeniz maalesef dünyanın en karmaşık politik bölgelerinden biridir. Bu potensiyel varlık Doğu Akdeniz’de çekişmeleri tetikleyip daha da karmaşıklaştıracak ve zaten gergin olan bu bölgeye yeni kaygılar ekleyebilecek olsa da, bölgesel işbirliği, istikrar, enerji güvenliği ve bölge refahı açısından bir fırsat oluşturmaktadır.

Doğal gaz (ve petrol) kaynakları Doğu Akdeniz ve ötesi ülkelerin geleceğinde baskın bir faktör olmaya devam edecektir. Bu kaynakların fırsata çevrilebilmesi, bölge ülkelerinin ve dış güçlerin miyopik politikalardan uzak, akılcı bir ortaklık stratejisi anlayışı çerçevesinde samimi, yapıcı bir diyalog kurup, dengeli ve pragmatik bir yaklaşımla hareket etmelerini gerektirmektedir. Deniz yetki alanları dahil bir çok zorlukların ve hassas sorunların üstesinden gelmenin tek yolu budur. Aksi takdirde, belki de tek ortak payda olan enerji konusu, Doğu Akdeniz ve çevresindeki jeopolitik çekişmenin unsurlarından biri olaya devam edecektir.

“Doğu Akdeniz’de Ne Kadar Doğalgaz Var?” çalışmasını okumak için enerjiportali.com/wp-content/uploads/2019/07/Doğu-Akdenizde-Ne-Kadar-Doğalgaz-Var.pdf Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Son Dakika Enerji Haberleri için enerjiportali.com/son-dakika-enerji-haberleri Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir