İSTANBUL (Enerji Portalı) – Carbon Tracker, pek çok pazarda, eski kömürle çalışan enerji santralleri yerine yeni yenilenebilir jenerasyon varlıkları inşa etmenin daha ucuz olduğunu iddia eden bir rapor yayınladı.

Carbon Tracker, pek çok pazarda, kömürle çalışan eski enerji santralleri yerine yeni yenilenebilir enerji kaynaklı santralleri inşa etmenin daha ucuz olduğunu iddia eden “Powering Down Coal” isimli bir rapor yayınladı. Raporda, milyarlarca müşteri için tasarruf sağlanabilirken, iki haneli milyar dolarlık aralığındaki karlar kömür endüstrisi tarafından kaybedileceği öngörüldüğü ifade ediliyor.

ThinkTrack, fosil yakıtı destekleyenlerin sarf ettiği iddialardan olan “kömürün yakılmasının ekonomik avantajı” düşüncesini yıkan bir rapor yayınladı. Rapora göre, artan yakıt maliyetleri ve yenilenebilir üretim maliyetinin düşmesi, güneş enerjisinin henüz kömürden daha ucuz olmadığını fakat kömür üretim kapasitesinin önemli bir oranının kayba uğradığı belirtiliyor.

Thinktank, raporunun dünya çapındaki 6.685 kömür santralinin karlılığının ilk analizi olduğunu iddia ediyor. Rapordaki örneklem büyüklüğü, dünya çapında faaliyet gösteren 1.900 GW’lik bir kömür üretim kapasitesinin yaklaşık % 95’ini temsil ediyor. Analiz ayrıca, inşaat halindeki kömürle çalışan elektrik santrallerinin % 90 ( yani 220 GW)’sını inceliyor.

“Küresel kömür kapasitesinin yaklaşık % 42’sinin karlı olmayan marjlar üzerinde çalışıyor.”

Araştırmacılar verileri incelerken, küresel kömür kapasitesinin yaklaşık % 42’sinin karlı olmayan marjlar üzerinde çalıştığını tespit etti. Carbon Tracker 2040’a gelindiğinde ise, bu rakamın % 72’ye çıkabileceğini belirtiyor. Araştırmacılar, yüksek yakıt maliyetlerinin yanı sıra kömür üretimi maliyetlerini yükselten karbon fiyatlandırması ve hava kirliliği yönetmeliklerine dikkat çekiyor.

Raporda, şu anda işletmede olan kömür kapasitesinin %35’inin yeni yenilenebilir üretim kapasitesi maliyetinden daha pahalıya mal olduğu da ifade ediliyor. Bu, güneş enerjisi santrallerinin bir nevi daha ucuz olduğu anlamına geliyor.

Carbon Tracker, raporda önemli pazarlar için potansiyel tasarruflarını da hesapladı. Çin’in 2030 yılına kadar kömür santrallerini kapatarak 389 milyar dolar ve AB’nin 89 milyar dolar tasarruf edebileceği belirtildi. Bununla birlikte, ABD’deki potansiyel tasarrufların 78 milyar dolar ve Rusya’da 20 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor.

Carbon Tracker’ın Güç ve Kamu Hizmetleri Başkanı ve raporun araştırmacılarından Matt Gray hazırladıkları rapor ile ilgili, “Bilindiği üzere, kömürdeki durumlar ‘Yeni kömür kapasitesi yatırımlarını ne kadar yapalım? Kayıpları en aşağı çektiğimizde mevcut kapasiteyi nasıl keseceğiz?’ şeklinde çabucak değişim gösterebilmektedir. Bu analiz politikacılar, yatırımcılar ve sivil toplum için bir plan sunmaktadır.” dedi.

Raporun yazarlarına göre hükümetler, müşteriler için sübvansiyonlu kömür veya yükselme fiyatları arasında seçim yapmak zorunda kalacaklar. Birçok pazarda, hükümetler enerji düzenleyici kurumlar aracılığıyla elektrik fiyatlarını belirlemektedir.

“Güney Kore’deki kömür şirketleri 92 milyar dolar, Hindistan’da 76 milyar dolar ve Güney Afrika’da 51 milyar dolar kaybedilebilir.”

Carbon Tracker, aşamalı olarak tüketilen kömürün azaltılması ile müşterilerini milyarlarca dolar tasarruf edebileceğini söylüyor. Raporda, kömür santralleri Paris İklim Değişikliği Anlaşması uyarınca iptal edilirse, Güney Kore’deki kömür şirketleri 92 milyar dolar, Hindistan’da 76 milyar dolar ve Güney Afrika’da 51 milyar dolar kaybedilebileceğine dikkat çekiliyor.

Carbon Tracker Enerji Analisti ve  raporun yazarlarından Sebastian Ljungwaldh şunları söyledi, “Analizimiz, kömür içermeyen en düşük maliyetli bir güç sisteminin temiz ve yeşil bir güzellikten ziyade ekonomik bir kaçınılmazlık olarak görülmesi gerekiyor.”

Küresel olarak, 2 TW’den fazla kömür kapasitesi faal durumdadır veya yapım aşamasındadır. Rapora göre, ortalama olarak AB’deki kömür üretimi 10 $/MWh’lik bir kayıpla çalışıyor ve bu kaybın 32 $/MWh’a yükselebilir.

Çalışmayı yürütürken Carbon Tracker, karlılığını değerlendirmek için devrim olarak tanımladığı bir yöntem kullandı. Thinktank, tesis faaliyetlerini izlemek için uydu görüntülerini aldı ve her bir tesisin kullanım oranını tahmin etmek için makine öğrenimi yazılımlarını (machine learning software) kullandı. Grup, tekniğin ABD ve AB’den bilinen verilerle karşılaştırıldığını ve % 90 doğru olduğunu tespit ettiğini bildirdi.

Diğer yandan, Wood Mackenzie Power&Renewables, kömürün “hızlandırılmış enerji geçişinin getireceği yükü taşıyacağını (will bear the brunt of an accelerated energy transition)” belirten bir rapor yayınladı. Rapor için çalışan Analistler, uluslararası karbon fiyatlandırma sistemi olmadan bile, 2040 yılına kadar kömürün üretim kapasitesini yarıya indireceğini öngörüyor.

Wood Mackenzie’de kıdemli analist David Brown şunları söyledi: “Küresel enerji geçişi, yenilenebilir enerjilerin artışı, elektrikli araçlar, verimliliğin artırılması gibi teknolojiler ve karbonsuzlaştırma eğilimleri ile ilerlemeye devam edecektir.” Piyasa analiz grubu, mevcut hızın yanı sıra biraz hızlandırılmış bir senaryonun, Paris Anlaşması’nın belirlediği 2 ° C’den daha düşük küresel sıcaklık hedefini desteklemede yetersiz kaldığını da vurguladı.

Raporun tamamına burada ulaşabilirsiniz: Powering Down Coal