POLONYA (Enerji Portalı) – Polonya’nın Katowice kentine 2 Aralık’ta başlayan ve 14 Aralık’a kadar devam edecek olan BM İklim Zirvesi’nin (COP24) bugün dördüncü günü yaşanıyor.

Polonya’nın Katowice kentine 2 Aralık’ta başlayan ve 14 Aralık’a kadar devam edecek olan BM İklim Zirvesi (COP24)’nin bugün dördüncü günü yaşanıyor. Zirvenin ilk üç gününde öne çıkan konular ise şöyle oldu:

  • Liderler IPCC tarafından altı çizilen 1,5 derece raporunun aciliyetini gündeme getirdi ve iklim krizi ve sosyal sorunları birlikte ele almanın önemini vurguladı. İsveçli genç aktivist Greta Thunberg durumun aciliyetini gündeme getiren kişi olurken yayıncı ve belgesel yapımcısı Sir David Attenborough ise halkın iklim değişikliğiyle karşı karşıya olduğu olası tehditlere dikkat çekti.
  • Devlet ve hükümet başkanlarının ulusal beyannamelerini açıkladığı, konferansın üst düzey toplantıların yanı sıra, müzakereciler, çalışmaya erken başladılar ve teknik müzakerelerin resmi tarihinden önce işe koyuldular. Müzakerecilerin çoğu tüm günlerini gayri resmi ve iki taraflı görüşmelerle geçirdiler. Eşbaşkanların sunduğu metin önerisi ise müzakereler için sağlam bir temel oluşturdu.
  • İklim eyleminin sosyal sonuçları, birçok konuşmacının metninde yer alan ana konulardan biriydi ve ‘Adil Geçiş’ prensiplerinden iklim krizinin etkilerine ve bunların eşitsizlik ve yoksullukla olan ilişkisine dair çok sayıda konuşma yapıldı. Birçok konuşmacı gelecek zorluklarla mücadele adına sosyal dayanışma yapılarının kurulmasının önemine dikkat çekti.
  • Polonya Başkanı Andrzej Duda ise, çevreci grupların kömür santralleri ve kullanımıyla ilgili eleştirilerin kömür kullanımının iklim değişikliğiyle mücadele ile çatışan meseleler olmadığı şeklinde cevapladı.
  • Finans konusunda ülkelerin ilerleme kaydetmeye başladığı bildiriliyor. Ülkeler, finans konusundaki uzun gündemin hangi unsurlarını burada karara bağlamayı belirlemek için ikili tartışmalar ile ilerlemeyi tercih ettiler. Gelişmekte olan ülkeler 2025 sonrası hedefler de dahil olacak şekilde, ele alınan bütün konuların finansal kısmını takip ediyor. Ayrıca Küresel Envanter Sayımı ve Şeffaflık (Global Stocktake and the Transparency) çerçevesinde finansal meselelerin nasıl öngörülebileceğini ele alıyorlar.

Kömüre destek veren finansman sağlayan banka ve yatırımcılar açıklandı…

Zirvede yaşanan diğer bir önemli gelişme ise Urgewald, BankTrack ve 26 STK tarafından yapılan bir çalışmanın açıklanması oldu. 29 kurum bir araştırma yaparak küresel kömürlü termik santrallara finansman sağlayan banka ve yatırımcıları tespit ederek raporlaştırdı. Araştırmaya göre, Japon bankaları finansörler listesinde, Çin bankaları ise aracılık yüklenimi listesinde bir numarada yer alıyor. Planlama aşamasındaki kömürlü termik santrallara en yüksek miktarda kurumsal yatırım yapan ise ABD’li şirketler.

Rapora göre, finans sektörü Ocak 2016 ve Eylül 2018 arasında dünyanın en büyük 120 yeni kömürlü termik santral projesi sahibine 478 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. BankTrack İklim Kampanyası Sorumlusu Greig Aitken, “Bankalar ve yatırımcılar kömürlü termik santral işletmecilerine sağladıkları finansmanı hızlı bir şekilde durdurmadıkları takdirde, iklim kriziyle başa çıkılması imkansız olacaktır. 1,5 derece eşiğini aşmaya şimdiden çok yaklaştık ve vaktimiz daralıyor.” uyarısında bulundu.

Kısa süre önce yayımlanan IPCC 1,5°C Özel Raporu ve BM Emisyon Açığı Raporu’nun kömürden çıkışın hızlandırılmasına dair sert uyarılarına rağmen, küresel kömürlü termik santral filosu büyümeye devam ettiği görülüyor.

Kömürü kullanmak gerçekten bu kadar mı kötü?

Kömür yatırımlarının devam etmesinin aslında ülkeler açısından makul bir sebebi var; bilindiği üzere kömür ülkeler için yerli, ucuz, arz güvenliği ve miktar açısından öngörülebilir ve kalorifik değeri yüksek olan bir kaynak. Diğer yandan, kömürün enerjisi ile ilgili en önemli hususlar biri ise; demir-çelik endüstrisi gibi yüksek kalorifik değere sahip ve kesintisiz bir enerji kaynağı ile çalışmak durumunda olan sektörlerin ihtiyacını kömürün karışılabiliyor olması.

Kömür santrallerinin çevre sorunları açısından sıkıntılı olması durumu, yakıldığında ortaya yüksek miktarlarda emisyon salması ve kül gibi atıklar üretmesi. Fakat bu durumunun gelişen emisyon ve geri dönüşüm teknolojilerinin etkin olarak kullanılması ile makul seviyelere getirebilir. Termik santral işletmecileri hükümetlerin koyduğu yönetmeliklere, yetkili kurumlarımca belirlenmiş standartlara uyduğu ve gelişen santral teknolojilerini takip ederek uyguladıkça çevre sorunlarının önemli derecede önüne geçileceği düşünülüyor.

Santrallerin bugünkü çevreyi olumsuz etkisinin önemli bir kısmı, maalesef ki yukarıda sayılan konulara riayet edilmediğinden kaynaklanıyor.