30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.


5. İstanbul Ekonomi Zirvesi’nde Ana Tema: Yeşil Ekonomi

İSTANBUL (Enerji Portalı) – Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan İstanbul Ekonomi Zirvesi “Yeşil Ekonomi” ana temasıyla Kalyon PV ana sponsorluğunda Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti.

5. İstanbul Ekonomi Zirvesi ‘‘Yeşil Ekonomi’’ temasıyla bugün Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti. Devlet Eski Bakanı, İstanbul Ekonomi Zirvesi Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Tüzmen ve İstanbul Ekonomi Zirvesi İcra Kurulu Başkanı Abdullah Değer’in ev sahipliği yaptığı zirvenin açılışı Türkiye’nin ve dünyanın genel durumuna yönelik bir dakikalık tanıtım filmi ile başladı. Film’de; küresel ısınma, Covid-19 salgını, iklim değişikliği, tedarik zincirindeki zayıflama, doğaya verilen hasar ve mevcut hali ile ekonomilerin nasıl aşırı tüketime sevk ettiği konularından bahsedilirken; çevresel riskleri azaltıcı yatırımların ‘Yeşil Ekonomi’ ile nasıl karakterize edildiği, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerektiği üzerinde duruldu. 

Dünyada kişi başına karbon salınımı 4,9 ton!

İstanbul Ekonomi Zirvesi Yönetim Kurulu Başkanı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen gelişmekte olan ülkelerin kolay kolay Yeşil Ekonomi bilincine geçemediğini aktararak “Müsteşarlık dönemimde dolar bizim paramız ama sizin sorununuz denmişti. Bugün geldiğimiz noktada bunun gerçek olduğunu görüyoruz. Ama inanıyorum ki hükümetimiz elinden geleni yaparak, bu sorunları aşacak. 2015’te imza atılan Paris Anlaşması’nda,1.5 derece emisyon sıcaklık artışı sınırlandırılması getirildi. Ancak Glasgow’da yapılan toplantıda bu hedefe ulaşmak için yüzde 80 uzakta olduğumuz fark edildi. Gelişmiş ülkeler de bu taahhütleri yerine getiremedi. Ülkeler özveri ile bu konuya ağırlık verirse bu konunun üstesinden gelebiliriz. Türkiye olarak iki şahlanan atımız var bunlar; ihracat ve turizm. Bizler ekonomide, ihracat ve turizm kaynaklarımızı kullanarak Yeşil Ekonomi’ye kaynak sağlayabiliriz” açıklamasında bulundu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) İsmail Gülle İstanbul’un ürettiği katma değerle ekonomi ve ticaretin başkenti konumunda olduğunu söyledi. Yeşil Ekonomi’nin her geçen gün daha da önem kazandığının altını çizen Gülle “Bugünkü kaynaklarımızın gelecek nesillere kayıpsız bir şekilde aktarımını sağlamayacak yegâne unsur; Yeşil Ekonomi. Yeşil ekonomi ile mevcut kaynakların etkin kullanımının yanı sıra kullanım sonrası ortaya çıkan tüm atıkların da verimli kullanımı son derece önemli bir süreç” dedi. Gülle küresel karbon emisyonuna dair veriler de paylaşırken sözlerine şunları ekledi:

“Küresel karbon emisyonu rakamlarını incelediğimizde, en çok emisyon üreten ilk 3 ülke olan; Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Hindistan’ın toplam emisyonun yarısından fazlasını tek başına gerçekleştirdiklerini görüyoruz. Küresel karbon emisyonunda Türkiye’nin payı ise sadece yüzde 1. Son raporlara göre, dünyanın en zengin ülkelerinin yaşam tarzları ve tüketim alışkanlıklarında köklü bir değişiklik olmazsa, mevcut hedeflere ulaşabilmemiz adına çok daha ağır önlemler alınması gerekecek. Dünyada kişi başına karbon salınımı 4,9 ton iken, Bazı gelişmiş ekonomiler, bu ortalamanın şu anda bile 2, hatta 3 katından fazla kişi başı karbon salınımı gerçekleştiriyorlar. Bugün geldiğimiz noktada, küresel ekonomi ve ticaretten istedikleri seviyede paya ulaşan ülkelerin, bir anda gelişmekte olan ülkelere sıfır karbona geçişi tavsiye etmeleri, zorlu bir süreci beraberinde getirmektedir” 

“Hidrojen gücünden gelebilecek temiz enerji ve kaynaklardan yararlanmak zorundayız”

Özbekistan Cumhuriyeti Yenilikçi Kalkınma Bakanı Ibrokhım Abdurakhmonov; Asya’da, Aral Gölü’nün maruz kaldığı çevre felaketi ve küresel iklim krizini doğuran örneklerden bahsetti. Tarımın ve suyun doğru kullanımı, gıda tedariki ve bunlar yapılırken doğanın nasıl koruması gerektiğini aktaran Abdurakhmonov “Hükümetler olarak birlikte yapabileceğimiz birçok fırsat var. Salgın da bize bu süreçte önemli dersler verdi. Karbondioksiti azaltmak için doğrudan araştırmalar gerçekleştirmeli ve akabinde bu alanda uygulamalar yapabilmeliyiz” dedi.

Abdurakhmonov, hükümetlerin iş birliğinde yeşil ekonomi adımlarının özenle atılması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Yeşil ekonomi, güvenli ekoloji, temiz endüstri, sağlıklı gıdalar sıklıkla dile getiriliyor, çünkü toplumlarımız ve geleceğimiz bizden bunu talep diyor. Hükümetler olarak birlikte yapabileceğimiz birçok fırsat var. Salgın da bize bu süreçte önemli dersler verdi. İklim değişikliğinin kat be kat arttığını gözlerimizle görüyoruz. Bizlerin fırsata çevirebileceği tespitler için ortak hareketler olmalı. Karşımızda artık bilimsel bir çalışma süreci söz konusu. Karbondioksiti azaltmak için doğrudan araştırmalar gerçekleştirmeli ve akabinde bu alanda uygulamalar yapabilmeliyiz. Hidrojen gücünden gelebilecek temiz enerji ve kaynaklardan yararlanmak zorundayız. Döngüsel ekonomi çok güzel bir şey ama tertemiz olmalı. Bunun için inovatif yaklaşımlara ihtiyacımız var. Tek bir elektronik araç 80 kilo bakıra ihtiyaç duyuyor. Temiz madencilik gerekli. Her alanda derin planlama yapılarak çabaları nereye kanalize etmemiz gerektiğini çalışmalıyız.”

Karadağ Parlamento Başkanı Aleksa Becic de yeşil ekonominin her fırsatta tartışılması gerektiğini söyledi. “Türkiye ve İstanbulla ilişkilerimiz çok yüksek seviyede ve bizim için tarihi bir önem taşıyor” diyen Becic “Ülkemizin Merkez Bankası Başkanının da burada bulunmasıyla bağlarımızın güçlenmesine katkıda bulunmasını sağlayacağımıza inanıyorum. Ekonomik ilişkileri ve yakınlaşma politikalarımızı daha da geliştireceğiz” dedi.

“İklim krizi yüzyılımızın en büyük felaketi ve aciliyeti kesindir”

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Risk ve Uyum Başkan Yardımcısı ve Riskten Sorumlu Başkan Annemarie Straathof da, sermaye zeminini son 5 senenin başarısından güç alıp yeşil finansı artırarak yüzde 40’a getirdiklerini ifade etti. Annemarie Straathof 2022 yılında tavsiye listelerini açıklayacaklarını söyleyerek; Türkiye’nin karbonsuzlaştırma konusunda önemli adımlar attığını belirtti. Straarthof, şunları söyledi:

Enerji verimliliği konusunda dikkat çekmek istiyoruz. Kümülatif sera gazının emisyonlarında azalma hedefliyoruz. Çalışmalarımız Paris Sözleşmesi ve iklim değişikliğiyle ilgili alanlara paralel gitmektedir. İklim krizi yüzyılımızın en büyük felaketi ve aciliyeti kesindir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir