30 Bin Üyemize Katılın
E-Bülten yayınlarımız için abone olun.
Reklamı kapat

“31 Ülkede 452 Nükleer Enerji Santrali Bulunuyor”

ANKARA (Enerji Portalı) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları Derneği, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın hazırlamış olduğu “Nuclear Power in a Clean Energy System” çalışmasını irdeledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları Derneği, Türkçe Özet Raporlar Serisi kapsamında son olarak Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın hazırlamış olduğu “Nuclear Power in a Clean Energy System”  çalışmasını irdeleyerek bir rapor haline getirdi.

Raporda küresel elektrik arzında nükleer enerjinin rolü hakkında şunlar belirtildi:

Küresel elektrik üretiminde nükleer enerji oldukça önemli bir kaynak olmaktadır. 2018 yılı küresel elektrik arzının %10’u nükleer enerjiden sağlanmıştır. 2019 yılının Mayıs ayı itibariyle toplam 31 ülkede 452 nükleer enerji santrali faaliyet göstermektedir. Bu santrallerin toplam kapasitesi yaklaşık 400 GW’tır.

Grafik 1: Ülke Bazlı Toplam Elektrik Üretiminde Nükleer Enerjinin Payı

” Fukuşima Nükleer Santral Kazası’ndan önce elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı yaklaşık %30 iken, 2018 yılında bu oran yaklaşık %5 oldu.”

Nükleer enerji gelişmiş ekonomilerde çok daha önemli rol almaktadır. 2018 yılında Fransa, Slovakya ve Macaristan’da toplam elektrik üretiminin yarısından fazlası nükleer enerjiden karşılanmıştır. Avrupa Birliği ise elektrik arzının %25’ini nükleer reaktörlerden karşılamıştır. Ayrıca Güney Kore ve ABD’de elektrik üretimlerinin %20’sini nükleer enerjiden faydalanmıştır. Japonya’da ise 2011 yılında yaşanan Fukuşima Nükleer Santral Kazası’ndan önce elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı yaklaşık %30 iken, 2018 yılında bu oran yaklaşık %5 olmuştur.

Nükleer enerjinin enerji güvenliğine olan katkısına dikkat çeken Uzmanlar, bu konuda görüşlerini ise şu şekilde ifade ediyor:

Nükleer enerji, 3 önemli şekilde enerji güvenliğine katkı sağlamaktadır.

1) Nükleer enerji elektrik arzında ve birincil enerji arzında çeşitlilik sağlamaktadır. Kendi iç elektrik tüketimini karşılamada yeterli enerji kaynağı bulunmayan ve bu nedenle ithalata bağımlı olan ülkelerde nükleer enerji, dışa bağımlılığı azaltmakta ve arz güvenliğini artırmaktadır. Örneğin, yenilenemeyen enerji kaynaklarının tümü için ithalata bağımlı olan Japonya’da, 1965-2000 yılları boyunca nükleer enerjinin gelişmesi ile yakıt ithalatında en az 14,5 trilyon YEN (132 milyar ABD doları) tasarruf sağlandığı tahmin edilmektedir.

2) Nispeten düşük olan nükleer enerji yakıt maliyeti, nükleer enerji santralinin operasyon maliyetinin fosil yakıtlı santrallere göre yakıt fiyatı kırılganlığına daha az maruz kaldığı anlamına gelmektedir. Nükleer enerji yakıtında yaşanacak %50 oranındaki artış elektrik üretimi toplam maliyetini sadece %5 oranında artırmaktadır.

3) Nükleer santraller, belirli teknik değişikliklerin yapılması ile elektrik üretiminde esnek olabilmektedir. Yani, talebe göre elektrik üretiminde artış veya azalış sağlanabilmektedir. Bu da elektrik sisteminde dengeleme konusunda oldukça önemlidir. Ayrıca nükleer santraller gerekli bakımlar yapıldığı sürece uzun vadede elektrik arzı konusunda güvenilirlik sağlamaktadır. Fransa’da nükleer üretimin maliyet rekabetçiliği, elektrik üretim yakıt karışımında (1980’lerden bu yana yaklaşık % 75) yüksek bir paya sahip olmasını sağlamış ve böylece bazı santrallerin yük alma veya atma girişimlerini sağlamak için reaktör tasarımlarına esnekliği dahil etmeyi teşvik etmiştir. Almanya’daki nükleer santraller de artan değişken yenilenebilir enerji (VRE) oranının sisteme uyum sağlaması için benzer yeteneklere sahiptir. Bu yetenekler VRE’nin toplam payı artmaya devam ettikçe, daha da önem kazanmaktadır.

Raporun tamamını okumak için enerjiportali.com//wp-content/uploads/2019/07/Nükleer-Enerjiden-Elektrik-Üretimi-T11-Raporu.pdf Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Dünya Enerji Haberleri için enerjiportali.com/category/dünya Bağlantısını Ziyaret Edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir